Ana Sayfa

Blog

Blog

Kaş Sabitleyici Nedir?

OKU

7 Dakika

HEMEN OKU

Feyyaz Şahbaz

En Çok Okunanlar

Arbutin Nedir?

<h2>Arbutin Nedir?&nbsp;</h2><p>&nbsp;</p><p>Siyah nokta ve leke oluşumu gibi nedenler cildin kötü görünmesine yol açar. Bu tarz cilt kusurları, kötü görünümün yanı sıra uzun vadede öz güven kaybına da neden olabilir. Ancak ciltteki kusurları gidermek zannedildiği kadar zor değildir. Arbutin içeren bakım ürünleri kullanılarak kısa sürede cildi eski sağlığına kavuşturmak mümkündür.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Arbutin Ne İşe Yarar?</h3><p>&nbsp;</p><p>Arbutin, günümüzde cilt lekeleri için üretilen kişisel bakım ürünlerinde kullanılan en önemli etken maddelerden biridir. Hidrokinon’a &nbsp;&nbsp;yani genellikle cilt rengini açan kremlerde kullanılan etken maddeye göre daha güvenli bir seçenek olması, yoğun biçimde tercih edilmesindeki ana nedendir. Ağırlıklı olarak yabanmersini bitkisinden elde edilen glikozit türü arbutin, tirozinaz enzimini inhibe eder. Yani, daha yalın bir ifade ile arbutin içeren kremler bu enzimin yayılmasını engeller. Bu sayede de ciltte kötü görünüme sebep olan lekelerin kaynağı konumundaki melaninin aşırı miktarda oluşumu engellenir.</p><p>&nbsp;</p><p>Cilt bakım ürünlerinin içeriklerini incelerken arbutin’in iki farklı alt türü vardır. Bunlardan ilki ve en yoğun kullanılanı, alfa arbutin ya da diğer adıyla deoxyarbutin’dir. Diğeri ise beta arbutin olarak isimlendirilir. Beta arbutin, yalnızca yabanmersininden elde edilir. Alfa arbutin ise etken maddenin sentetik formudur. Her iki form da melanin baskılama konusunda eşsiz etkiye sahiptir. Ancak gerçekleştirilen klinik çalışmalar, alfa arbutin’in beta formuna kıyasla daha kararlı olduğuna işaret etmektedir.</p><p>&nbsp;</p><p>Arbutin’in en önemli görevi, hücreler arasında enerji taşımakla görevli adenozin trifosfat (ATP) artışını desteklemektir. Ancak bu görevi yerine getirirken toksik cıva türevleri gibi ciddi rahatsızlıklara sebep olmaz. Dolayısıyla cilt tedavisinde uzun süre boyunca ve düzenli olarak kullanılabilir. Cilde doğal görünümünü geri kazandırmaya yönelik kozmetik ürünlere %1 ila %3 arasında değişen oranlarda eklenir.</p><p>&nbsp;</p><p>Arbutin içerikli cilt bakım ürünlerini düzenli kullanmanın beraberinde getireceği kazanımlar, yalnızca leke oluşumunun engellenmesinden ibaret değildir. Formülünde bu glikozit türünü barındıran bakım ürünleri vasıtasıyla, daha aydınlık bir cilde sahip olma yolunda önemli bir adım atabilirsiniz. Bu faydasına ilaveten, içeriğindeki doğal özler sayesinde yalnızca birkaç ayı kapsayan düzenli kullanımda cildinizin pürüzsüzleştiğini fark edebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h3>Arbutin Nasıl Kullanılır?</h3><p>&nbsp;</p><p>Arbutin içeren bakım ürünlerini gece ve gündüz cilt bakım rutininize rahatlıkla dâhil edebilirsiniz. Kullanım esnasında öncelikle yüzünüzü hafif bir temizleyici ile olası kirden arındırmanızda fayda vardır. Bu amaç doğrultusunda cilt tipinize uygun herhangi bir toniğe yönelebilirsiniz. İkinci adımda, hyaluronik asit içerikli nemlendiriciyi yüz derisine uygulayarak arbutin’in emilim oranının yükselmesini sağlayabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><p>Yüzünüze kullanım talimatında önerilen miktarda arbutin’i eşit miktarda sürerek bakım sürecinin bir sonraki aşamasını tamamlayabilirsiniz. Fakat yayma işlemini yavaşça ve yumuşak hareketlerle yapmanız gerekir, aksi halde cildiniz tahriş olabilir. Ayrıca sürecin bu kısmında, alışkanlıklarınıza bağlı olarak arbutin’li cilt bakım ürünlerinin krem ya da serum versiyonlarına yönelebilirsiniz. Her iki türün de günlük ve yoğun bakım rutinlerinde kullanıma uygun çeşitleri bulunmaktadır.</p><p>&nbsp;</p><p>Krem ve serum formundaki ürünlerin cilt tarafından emilimi gayet hızlıdır. Arbutin içeren kremler ve serumlar asıl etkilerini 4-5 haftalık düzenli kullanımda çok daha net biçimde hissettirir. Tabii bu noktada bir detayı atlamamakta fayda vardır. Arbutin’in baskıladığı melanin enziminin temel görevleri arasında cildi zararlı UV ışınlarından korumak vardır. Ancak enzim, arbutin tarafından üretimi kısıtlandığı için bu işlevini eskisi gibi yerine getiremez. Bu eksikliği kapatmak için dışarı çıkmadan önce en az 30 faktörlü güneş kremi sürebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h3>Arbutin ile Kullanılmaması Gerekenler Nelerdir?</h3><p>&nbsp;</p><p>Arbutin inert özelliğe sahiptir. Yani, başka etken maddeler ile kimyasal reaksiyona girmez. Dolayısıyla arbutin ile kullanılmaması gerekenler şeklinde doğrudan bir liste hazırlamaya gerek yoktur. Fakat inert özelliği göz önünde bulundurulup arbutin’in birden fazla etken madde ile karıştırılması, cilt uzmanları tarafından zorunlu haller dışında önerilmez. Arbutin’in farklı ürünler ile karıştırılıp kullanılması cildin ideal yapısını bozacak sonuçlar doğurabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Olumsuz sonuçlarla karşılaşma riskini ortadan kaldırmak için etkisi ve güvenilirlikleri kanıtlanmış formülleri tercih edebilirsiniz. Örneğin, C vitamini ile arbutin’i bir arada kullanabilirsiniz. Zaten çoğu hazır üründe de ciltteki serbest radikalleri etkisizleştirmeye yardımcı olan C vitaminine arbutin ile birlikte yer verilir. Bu ikilinin, aynı zamanda yaşlanma belirtilerini azaltma ve cilt tonunu açma gibi etkileri vardır.</p><p>&nbsp;</p><p>İkinci seçenek olarak arbutin ile niacinamide’i cilt bakımı yaparken birlikte uygulayabilirsiniz. Her iki etken maddeyi içeren serumlar da su bazlıdır. Dolayısıyla uygulama sürecinde sorun yaşama ihtimali son derece düşüktür. Tıpkı arbutin gibi cilde sağlıklı görünüm kazandıran etken madde hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için “<a href="https://ecomercek.com/niacinamide/">Niacinamide Nedir?</a>” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><p>C vitamini ve niacinamide dışında, hyaluronik asit içerikli cilt ürünleri arbutin kompleks krem ve serum çeşitleri ile bir arada kullanılmak üzere cilt bakım rutinlerine dahil edilebilir. &nbsp;Bu iki etken maddenin, arbutin’in etkisini güçlendirdiği ve cildin ölü hücrelerden arınmasına katkıda bulunduğu uzmanlarca belirtilmektedir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Arbutin’i Kimler Kullanabilir?</h3><p>&nbsp;</p><p>Arbutin’i güneş yanığı gibi nedenlerden dolayı cildinde leke oluşumu gözlemlenen tüm bireyler güvenle kullanabilir. Arbutin içerikli kremler ve serumlar, leke oluşumuna ilaveten yaşlanmaya bağlı ciltte oluşan renk değişimlerine karşı da etkileri klinik çalışmalarla kanıtlanmış ürünlerdir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Arbutin kullananlar nadiren yan etkilerle karşılaşır. En sık gözlemlenen yan etkiler; ciltte tahriş ve bazı durumlarda hafif çatlakların oluşumu, güneşe karşı hassasiyet, bölgesel kızarıklık şeklinde sıralanır. Yan etkilerin ortaya çıkmasında, etken maddeye duyarlılık ana neden konumundadır. Yaşam kalitesini düşürme potansiyeline sahip cilt sorunlarından kaçınmak için kapsamlı uygulamalar gerçekleştirmeden önce cildin küçük bir bölgesinde ürünü test etmek gerekir. Yama testlerinde kesin sonuç almak için 48 saat beklemek önerilir. Bu sürenin ardından ortaya çıkan sonuca göre uygulamaya devam edilebilir veya bir uzmana danışılabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Arbutin gibi cilt bakımında sık kullanılan etken maddeler hakkında bilgi sahibi olmak için <a href="https://ecomercek.com/icerik-inceleme/">ürün inceleme</a> sayfasını ziyaret edebilirsiniz.</p>

9 Dakika

HEMEN OKU

Kırmızı Peeling Nedir?

<h2>Kırmızı Peeling Nedir?</h2><p><br>“<a href="https://ecomercek.com/peeling-nedir/">Peeling nedir?</a>” sorusu birçok kişi tarafından sıklıkla sorulur. Peeling fiziksel veya kimyasal olabilen, cildi nazikçe soyarak yenilemeyi amaçlayan bir cilt bakım ürünüdür. Daha özel bir içeriğe sahip olan kırmızı peeling’in amacı ise cilt üzerinde görünen kusurlarla savaşmak ve cilt görünümünü kusursuzlaştırmaktır. Tüm bunları yaparken cildin parlaklık kazanmasına katkı sağlar. Kırmızı peeling’in içerisinde %30 oranında AHA ve %2 oranında BHA bulunur. İçeriğinde bulunan diğer maddeler ise şu şekilde sıralanabilir: Hyaluronik asit, B5 vitamini, siyah havuç ve tazmanya biberi (tasmanian pepperberry).&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kırmızı peeling, içeriğinde yer alan maddeler sayesinde cildi soyar ve pul pul dökülmesine sebep olur. Böylelikle cilt yenilenmesine katkı sağlayarak leke oluşumunu azaltır ve cilt parlaklığını artırır. Tazmanya biberi asit kaynaklı tahrişlerin minimuma inmesini sağlarken siyah havuç antioksidan görevi görür. B5 vitamini sayesinde iyileşme hızlanır ve hyaluronik asit etkisiyle cilt rahatlar. Kırmızı peeling kullananların geri dönüşleri incelendiğinde düzenli kullanım sonucunda ürünün ince çizgilerin kaybolmasına katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda kırmızı peeling kullanımı sağlıklı ve daha sıkı bir cilde sahip olmanın anahtarlarından biridir.</p><p>&nbsp;</p><h3>Kırmızı Serum Ne İşe Yarar?</h3><p><br>Kırmızı serum içeriğindeki etkenler sayesinde cildin en üst katmanın soyulmasını sağlar. Soyulan cilt tabakasının altından yeni deri ortaya çıkar. Yeni çıkan deri çok daha pürüzsüz ve genç bir görünüm kazanılmasına destek olur. Kırmızı serum içeriğinde bulunan BHA, cildin pul pul dökülmesiyle beraber gözeneklerin sıkılaşmasında aktif bir rol oynar. İçeriğinde yer alan AHA ise cildin en üst katmanını soyarak daha parlak ve güzel bir görünüm oluşmasına katkı sağlar. “<strong>AHA BHA nedir?”</strong> diye merak edenler blog sayfamızdaki kapsamlı içerikten hemen yararlanabilir!&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kırmızı serum kullanımı cilt dokusunu pürüzsüzleştirir, cilde parlaklık verir ve cildin daha güzel gözükmesine sebep olur. Normal, karma ve yağlı cilt tiplerinin tümüne uygulanabilen kırmızı serum ciltte var olan donukluk, leke, akne ve pütürlü yapıyla savaşmak için üretilmiştir. Kırmızı serumun düzenli kullanımı akneye yatkın, sivilce problemi yaşayan, cilt tonu eşitsizliği olan, yenilenmeye ihyacı olan ve tıkanık gözeneklere sahip olan ciltlerde iyileşme sağlar. Kırmızı serum uygulaması esnasında herhangi bir acı hissedilmez. İşlemin uygulandığı bölgede hafif derecede yanma ve batma hissedilmesi oldukça normaldir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Kırmızı Peeling Nasıl Kullanılır?&nbsp;</h3><p><br>Kırmızı peeling, yüksek miktarda asit içerdiği için dikkatli kullanılmalıdır. Kullanımından önce elin üzerinde küçük bir noktada yanma testi yapılmasında fayda vardır. Öncelikle peeling’in test edileceği alan yıkanmalı ve kurutulmalıdır. Ardından ürün ilgili bölgeye sürülüp 10 dakika beklendikten sonra ilgili bölge iyice temizlenmelidir. Test sonucunda sıkıntı görülmezse ürün en fazla haftada 2 kez olacak şekilde cilt bakım rutinine eklenebilir. Test sonrasında bölgede yanma, kızarıklık, kabarma ve kaşıntı gibi belirtiler görülürse ürünün kullanılmaması gerekir. Kırmızı peeling asidik bir yapıya sahip olduğu için bu işlemle beraber cilt soyulmasına sebep olabilecek başka ürünler kesinlikle kullanılmamalıdır. Kırmızı peeling’i uygularken aşağıda listelenen adımlar izlenebilir:&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><ol><li>İlk adım olarak cilt güzelce temizledikten sonra iyice kurulanır. Peeling’in kuru cilde uygulanması daha iyi sonuçlar elde edilmesine sebep olur.</li><li>Parmak uçları ile yüz ve boyun bölgesine küçük dokunuşlar yapılarak peeling yedirilir. Bu işlem yapılırken dudak ve göz çevresinden uzak durulmalıdır.</li><li>Peeling ortalama olarak 10 dakika boyunca ciltte bekletilir. Bu süre cilt yapısına göre değişiklik gösterebilir.&nbsp;</li><li>Yeterli süre bekledikten sonra cilt ılık su ile güzelce yıkanır ve temizlenir. Ilık su ile yıkama yapılırken peeling’in göz ve göz çevresine temas etmediğinden emin olmak, dikkatli davranmak gerekir.</li><li>Son aşama olarak cilt uygun bir nemlendirici ile nemlendirilir.</li></ol><p>&nbsp;</p><p>İşlem kış ayında yapılmış olsa bile, bir hafta süre ile yüksek koruyucu faktörlü güneş kremleri ile cilt güneş ışınlarına karşı koruma altına alınmalıdır. Bahar mevsiminde yapılan işlemlerde cilt mümkün olduğunca güneşten korunmalıdır. Uygulama sonrasında ciltte tahriş meydana gelirse ürün bir daha kullanılmamalıdır. Yaz mevsiminde ise kullanılması önerilmemektedir. Konu ile ilgili doktor ya da uzman tavsiyesi alınmasında fayda vardır.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Kırmızı Peeling Yazın Kullanılır mı?</h3><p><br>Uzmanlar, peeling’lerin yazın kullanılmaması gerektiğini belirtir. Nedeni ise <a href="https://ecomercek.com/peeling-nedir/">peeling</a> ürünlerinin yapıları gereği cilde sürüldüklerinde cildi tahriş etmesidir. Peeling uygulamasıyla beraber derinin üzerindeki hücreler arasındaki bağ giderek zayıflar ve üst deri tabakası soyulmaya başlar. Ardından üst tabakadaki hücreler dökülür ve yeni deri oluşumu hızlanır. Böylelikle cilt yenilenmiş olur ve bu işlemler cildin güneşe karşı duyarlılığını artırır. Yaz döneminde güneşten korunmak diğer mevsimlere göre çok daha zor olduğu için kırmızı peeling’in yaz aylarında kullanımı tavsiye edilmez. Peeling’in ilkbahar, kış ve sonbahar mevsimlerinde uygulanması tavsiye edilir. Formülünde bulunan alfa hidroksi asit (AHA) ve beta hidroksi asit (BHA) sebebiyle güneş yanığı riskini büyük oranda artırır. Bu sebeple kırmızı peeling kullanırken yüksek faktörlü güneş koruyucu ihmal edilmemelidir. Sadece ürünü kullanırken değil, kullandıktan sonra bir hafta gibi bir süreyle güneş koruyucu kullanılmaya devam edilmelidir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Red Peeling (Kırmızı Peeling) Kaç Günde Bir Yapılır?</h3><p><br>Red peeling yani kırmızı peeling haftada 2 kez olacak şekilde cilt bakım rutinine eklenebilir. Ürün cildin güneşe karşı hassasiyetini artırdığı için uyumadan önce yapılmasında fayda vardır.&nbsp;&nbsp;Bu noktada önemli olan cilt yapısına göre bu sıklığın değişebilmesidir. Hassas ciltlerde kullanım haftada 1’e düşürülebilir. Yukarıda da bahsedildiği üzere peeling’in güneşten korunmak için yaz aylarında yapılmaması önemle tavsiye edilir. Uçuk, açık yara, egzama ve benzeri deri hastalıkları olan ciltlere red peeling uygulanması tavsiye edilmez. Aynı zamanda güneşe karşı ekstra hassas olan, soyulmuş ya da hasar görmüş ciltlerde red peeling uygulaması denenmemelidir.</p>

11 Dakika

HEMEN OKU

Koenzim Nedir?

<h2><strong>Koenzim Nedir?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Koenzim, enzimlerin organik yapıda bulunan ve protein olmayan kısmıdır. Bu madde içinde bulunan farklı vitamin türleri, vücutta direkt olarak koenzim parçası olarak işlenir. Enzim faaliyetlerinin yürütülmesinde görev alan koenzim, pek çok farklı ürünün içeriğinde kullanılır.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Nedir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Doğal, yağda çözünen ve vücudun doğal olarak ürettiği vitamine benzer bir bileşik, “Koenzim Q10 nedir?” sorusunun cevabıdır. Koenzim Q10 ubikinon, Co-Q10, vitamin Q gibi isimlerle de bilinir. Vücudun her hücresinde bulunur ve hücrelerin mitokondrilerinde depolanır. Hücre solunumu, enerji dönüşümü ve ATP üretimi için gereklidir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Güçlü bir antioksidan olan koenzim Q10, enerji üretme ve hücreleri koruma gibi görevlere sahiptir. Bu anlamda vücut fonksiyonlarının görevlerini yerine getirmesine yardımcı olur. Maddenin bir görevi de hücreleri oksidatif hasarlardan korumak ve yaşlanma belirtilerini geciktirmektir. Protein ve DNA hasarlarına ve serbest radikal oluşumuna karşı da koruma sağlar.<a href="https://www.ecomercek.com/anne-bakim">&nbsp;Anne bakım ürünleri</a> arasında bulunan koenzim Q10 içerikli takviyeler doktor kontrolünde alınabilir. “Koenzim Q10 ne işe yarar?” sorusuna yanıt alanlar sağlık durumuna göre uygun dozda takviye kullanabilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Özellikleri</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Hücreler arasında elektron taşınmasında görev alan koenzim Q10, moleküler ağırlığı yüksek bir bileşendir. Dolayısıyla maddenin emilimi sınırlıdır ve yavaş gerçekleşir. Yağda çözünür ve vücutta her bir hücrede bulunur. Yağlı besinlerle tüketildiğinde daha iyi emilir. Yüksek ısıya karşı dayanıklı değildir. Enerjiyi artırırken bağışıklık sistemini güçlendirebilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Neden Hayatımızda Olmalıdır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Koenzim ne demek?” sorusunun yanıtını öğrenenler, bu maddenin neden kullanılması gerektiğini daha iyi kavrayabilir. Koenzim Q10, hücrelerin hızlı bir şekilde yaşlanmasını önler. Hayati öneme sahip olan organlarda fonksiyonel ve organik bozuklukların ortaya çıkmasının önüne geçebilir. Yaşam kalitesini düşüren ve sağlığı ciddi tehdit eden kolesterol, diyabet, kalp ve göğüs hastalıkları, dişeti hastalıkları gibi rahatsızlıkların önlenmesi ya da bu tedavilere ek olarak kullanılır. Bu nedenle koenzim Q10 takviyesine dikkat edilmesi gerekir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Faydaları Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Koenzim Q10 faydaları, bu maddenin enerji üretimi ve antioksidan kaynağı olması ile ilişkilidir. Madde, hücrelerde oksidatif hasar oluşturan serbest radikalleri engeller. Yoğun spor aktivitelerinde bulunanların kas fonksiyonlarını geliştirebilir. Kanser ve diyabet hastalıklarının tedavisine ek olarak kullanılabilir. Bunlara ek olarak bazı akciğer hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabilir, kalp sağlığını destekleyerek kalp hastalıklarına engel olabilir, beyin fonksiyonlarını destekleyebilir, migren gibi baş ağrılarını geçirebilir ve cilt problemlerinin önüne geçebilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Eksikliği Nedir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Koenzim Q10 eksikliği vücut için sayısız faydaya sahip olan bu maddenin yaşa bağlı olarak üretiminin azalması anlamına gelir. Yaşlanmanın yanı sıra mitokondriyal hastalıklar, B6 vitamini eksikliği, yetersiz beslenme, stres, Co-Q10 sentezini etkileyen doğuştan ya da sonradan meydana gelen genetik kusurlar, herhangi bir hastalık sonucu doku bozulmaları, kolesterol ve diyabet gibi hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçların yan etkisi nedeniyle de vücutta bu madde eksilebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu bileşenin eksikliğinde böbrekler, karaciğer, pankreas, beyin ve kalp başta olmak üzere çeşitli organlarda fonksiyon bozuklukları görülebilir. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi bulunduğu için takviyelerin bazı kanser hastalıklarının birincil tedavilerinin ardından kullanılmasının yararlı olacağını belirten çalışmalar bulunur. Yapılan araştırmalar, bazı kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde de koenzim Q10 seviyesinin düşük olduğunu gösterir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Nasıl Kullanılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Koenzim Q10, besinler yoluyla alınabildiği gibi kapsül, oral sprey ya da tablet formdaki takviyeler ile temin edilebilir. Takviye koenzim Q10 kullananlar en yüksek etkiyi düzenli ve uzun süreli kullanımda görür. Bu madde yağda çözündüğü için takviyelerin yemekten sonra tok karna alınması tavsiye edilir. Genellikle günde 1-2 kez tablet ya da sprey kullanımı uygundur ancak ürünlerin kullanım şekli ve dozu değiştiği için hekim kontrolünde kullanılması faydalı olur.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Hangi Besinlerde Bulunur?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Yaşlanma ile birlikte vücut tarafından daha az üretilen bu maddenin dışarıdan takviye edilmesi gerekir. Bu nedenle çoğu kişi “Koenzim Q10 hangi besinlerde bulunur?” merak edebilir. Koenzim Q10, hayvansal protein kaynaklarında ve bazı sebzelerde yüksek oranda bulunur. Tavuk, kırmızı et, böbrek ve karaciğer gibi sakatatlar, alabalık ve sardalya gibi balıklar ve yumurta bu maddeyi doğal yollardan almak isteyenler tarafından tüketilebilir. Karnabahar ve brokoli ise diğer sebzelere göre daha fazla miktarda koenzim Q10 içerdiği için iyi birer bitkisel kaynaktır. Bunların dışında portakal, çilek, ıspanak ve susam tohumunda da koenzim Q10 bulunur. Ayrıca, “<a href="https://www.ecomercek.com/papatya-cicegi-ozu-nedir">Papatya çiçeği özü nedir</a>?” sorusunun yanıtını araştıranlar ise antioksidan etkiye sahip doğal bir ürünle karşılaşır.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10 Vücutta En Çok Nerede Bulunur?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Koenzim Q10 nelerde var?” sorusunun yanıtı ile birlikte bu bileşenin vücutta bulunduğu organlar da merak edilebilir. Koenzim Q10, her hücrede yer alsa da vücutta en çok metabolizma hızı yüksek olan ve yüksek enerjiye ihtiyaç duyan böbrek, kalp, karaciğer, pankreas ve dalak gibi organlarda bulunur.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Koenzim Q10’un Cilde Faydaları</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Güneş ışınları ve hücresel hasar nedeniyle zamanla nem oranı azalan ve katmanları incelen ciltte pek çok problem meydana gelebilir. Koenzim Q10 cilde faydaları arasında yaş almaya bağlı olarak görülen kırışıklık ve ince çizgi oluşumunun önüne geçmesi bulunur. Anti-aging etkiye sahip olduğu için pek çok kozmetik ve dermokozmetik üründe bu maddeden yararlanılır.<a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">&nbsp;Cilt bakımı</a> rutinine günlük kullanıma uygun tablet formda koenzim Q10 eklenebilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Günlük Kaç Mg Koenzim Q10 Alınmalıdır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Koenzim Q10 kullanım miktarı ihtiyaca göre değişkenlik gösterir. Cilt sağlığını iyileştirmek ya da enerji seviyesini artırmak amacıyla günlük kullanımda 100 mg yeterli olabilir. Ancak günlük kullanımın dışında ciddi hastalıklar nedeniyle koenzim Q10 200 mg ve daha yüksek dozlarda da alınabilir. Uygun miktarın öğrenilmesi için kişilerin bir sağlık uzmanına danışması faydalı olur. Bu madde genel olarak güvenli kabul edildiği için koenzim Q10 zararları yok denecek kadar azdır ancak doz aşımında uykusuzluk, yorgunluk, baş dönmesi, ışık hassasiyeti gibi koenzim Q10 yan etkileri görülebilir. Bu nedenle tavsiye edilen dozdan fazlası kullanılmamalıdır.</p>

8 Dakika

HEMEN OKU

Hyaluronik Asit Nedir?

<h2><strong>Hyaluronik Asit Nedir?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Kozmetik sektöründe yaygın olarak kullanıldığı için çoğu kişi “Hyaluronik asit nedir?” sorusunun yanıtını arayabilir. Yoğun nemlendirme etkisi ile cilt bakım rutininin yapı taşlarından biri olan hyaluronik asit, vücutta doğal olarak bulunan ve bağlayıcı özelliğe sahip bir polimer türüdür. Cildin dolgun ve nemli görünmesi için suyu tutma görevi üstlenir. Hyaluronik asit, cildin yanı sıra kanda ve kıkırdakta da bulunan bir moleküldür. Ciltte ortalama 12 saat, kanda 3,5 dakika ve kıkırdakta ise 1-3 hafta arasında etkisini kaybeder. Vücutta doğal olarak bulunuyor olsa da dışarıdan da alınabilir. Hyaluronik asidin dermis tabakasında azalması durumunda cilt kırışık, yorgun ve solgun görünür.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Hyaluronik Asit Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Özellikle günlük nem ihtiyacını dışarıdan almak isteyen kişiler için “Hyaluronik asit ne işe yarar?” sorusunun yanıtı önemli olacaktır. Hyaluronik asit, cildin yüzeye yakın katmanı olan epidermis ve daha alt katmanı olan dermiste bulunur ve cildin gergin, nemli, sağlıklı gözükmesini sağlar. “Hyaluronik asit nasıl elde edilir?” diye merak edenler ise bu maddenin ciltte doğal olarak bulunduğu bilgisi ile karşılaşır. Hyaluronik asidin serbest radikallere karşı güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuvar özelliği bulunsa da bu molekülün en önemli faydası nemi yüksek oranda tutmasıdır. Antibakteriyel özelliğe de sahip olduğu için yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Ortalama 1 gram molekül, 6 litre civarında suyu çeperinde saklayabilir. Bu da boyutunun ortalama 1000 katına kadar su saklayabildiği anlamına gelir. Bu özelliği ile cildin uzun süre boyunca ışıltılı ve gergin görünmesini sağlar.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Hyaluronik Asidin Cilde Faydaları</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Yaşın ilerlemesi ile birlikte vücudun hyaluronik asit üretimi yavaşlar. Bu durum cildin elastikiyetini yitirmesine, kuruluğa ve daha belirgin kırışıklıklara neden olur. Hava kirliliği, aşırı soğuk hava ve güneş ışınları gibi dış etmenler de hyaluronik asit üretimini etkileyen faktörler arasındadır. Bu nedenlerle su kaybeden cilde hyaluronik asit uygulanır. Hyaluronik asit içeren kremler havadaki nemi çekerek hapseder ve nem seviyesini optimum düzeye çıkarır. Nemin artması ile birlikte cilt hem güçlenir hem de yaşlanma belirtilerine karşı dayanıklı hale gelir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Hyaluronik Asit Nasıl Kullanılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Nem tutma ve nemlendirme özelliğine sahip olan pek çok kozmetik üründe bulunan hyaluronik asit, profesyonel işlemlerde dolgu maddesi olarak değerlendirilir. Bu işlemler ve bakım uygulamaları “Hyaluronik asit nasıl kullanılır?” sorusunun da cevabını verir. Cildin su tutma kapasitesini artırmak, yaşlanma belirtilerini önlemek ve kırışık oluşumlarını düzeltmek amacıyla dolgu uygulamalarından yararlanılabilir. Alerjik reaksiyon riski oldukça düşük olduğu için vücudun neredeyse her bölgesine dolgu yapılabilir. Kazayağı çizgileri, alındaki çizgiler, ağız çevresi, çene hattı, elmacık kemiği, gözyaşı oluğu hyaluronik asit dolgusunun en çok kullanıldığı bölgelerdir.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu işlem lokal anestezi altında, mikrokanüller ya da bir iğne yardımı ile uygulanır. Sinir ve damar hasarının meydana gelmediği işlemde mikrokanüller ile tek bir noktadan giriş yapılır. Bu sayede ağrı ve acı hissinin en aza indirilmesi amaçlanır. Enjeksiyon tipine ve miktarına bağlı olarak hyaluronik asit dolgusunun kalıcılık süresi değişir. Yarı geçici dolgular 5 yıla kadar kalabilirken geçici dolgular maksimum 18 ay içinde etkisini kaybeder.</p><p>&nbsp;</p><h4><strong>Hyaluronik Asit Evde Nasıl Kullanılır?</strong></h4><p>&nbsp;</p><p>Evde profesyonel bir cilt bakımı yapmak isteyenler “Hyaluronik asit evde nasıl kullanılır?” diye araştırır. Gece ve gündüz kremleri, bu bileşeni almanın en kolay yollarından biridir. Günlük kullanıma uygun olan BB kremler, nemlendirici ürünler ve güneş kremlerinin çoğu hyaluronik asit içerir. Serum ve ampuller,<a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">&nbsp;cilt bakımı</a> rutininin önemli parçaları arasında bulunur. Hyaluronik asit içerikli ampullerin daha iyi etki göstermesi için evde uygulama sırasında dermaroller’dan yararlanılabilir. Ancak peeling ya da dermaroller uygulanmayacaksa yalnızca hyaluronik asit içerikli serumlar tercih edilebilir. Maskeler de hyaluronik asit içeriği sayesinde cildin neme doymasını sağlar.</p><p>&nbsp;</p><p>Cilde dışarıdan etki eden bakım ürünlerinin yanı sıra içten etki eden takviyeler de hyaluronik asit içerebilir. Tablet ve kapsül formunda satılan takviye ürünler, cildin günlük nem ihtiyacını tek başına karşılayabilir. “Hyaluronik asit nelerde bulunur?” öğrenildikten sonra ihtiyaçlara uygun olan cilt bakım ürünü daha kolay seçilebilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Hyaluronik Asit İçeren Ürünler Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Hyaluronik asit içerikli ürünler; krem, losyon, peeling ya da maske formunda olabilir. Saf hyaluronik asit kullanmak isteyenler ampul ve serum ürünlerini tercih edebilir. Ampul ve serum gibi ürünler, “Hyaluronik asit cilde sürülür mü?” sorusunun da cevabını verir. Doktor kontrolünde olmak şartı ile takviye gıda da alınabilir. Nemlendirici hyaluronik asit krem çeşitlerinin yanı sıra göz ve ağız çevresindeki kırışıklıkları giderici özelliğe sahip ürünler de bulunur. Yoğun bakım yapan kremler sayesinde yaşlanma belirtileri geciktirilebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Nemi doğrudan yüze hapsetmek isteyenler saf hyaluronik asit ampullerini kullanabilir. Bu asitle güçlendirilen serumların ise küçük bir miktarı dahi tüm yüzü nemlendirmek için yeterli olur. Sivilce izlerini ve bölgesel kırışıklıkları yok etmede kullanılan bu ürünlerin seçiminde cilt tipine dikkat etmek faydalı olur. Yoğun miktarda kullanılan saf hyaluronik asit, hassas ciltlerde irritasyona neden olabilir. Bu nedenle özellikle ampuller, günlük kullanılan nemlendirici krem gibi bakım ürünleri ile seyreltilebilir. Göz, ten ve dudaklarda kullanılan makyaj malzemelerinin içeriğinde de hyaluronik asit bulunabilir. Kullanıcılar, “Hyaluronik asit nelerde var?” sorusuna yanıt aldıktan sonra yağlı, kuru ya da hassas ciltler için uygun cilt bakım ürünlerini kullanarak günlük nem ihtiyaçlarını giderebilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Hyaluronik Asit Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Hyaluronik asit içerikli bakım ürünü seçerken ve kullanırken öncelikle ürün etiketinin okunması faydalı olur. Bu molekülün sodyum hyaluronat, hidrolize sodyum hyaluronat, süper hyaluronik asit, sodyum hyaluronat krospolimer gibi pek çok farklı alt türü bulunur. Örneğin, sodyum hyaluronat, hyaluronik asidin tuz formunda bulunan versiyonudur. Cildin alt katmanlarına çok kolay geçme özelliğine sahiptir. Sodyum hyaluronat gibi her alt tür cildin farklı katmanlarına daha iyi işlemesi ile öne çıkar. Her birinde farklı görevlere sahip olan birden fazla molekül bulunduğu için seçilen bakım ürününün nem tutma kapasitesi de değişkenlik gösterir.</p><p>&nbsp;</p><p>Ürün seçiminde hyaluronik asit moleküllerinin türüne, boyutuna ve ürünün formülasyonuna dikkat edilmesi gerekir. Cildin her katmanının farklı geçirgenliğe sahip olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Cilt tipine göre ürünün nem tutma kapasitesinin düşük olması ya da kullanıcıların iklim koşulları kuru olan bir yerde yaşaması, bu molekülün diğer katmanlardan su çekmesine neden olur. Bu durumda cilt nemsiz kalarak kuru görünecektir.</p><p>&nbsp;</p><p>Hyaluronik asit bir katmanı nemlendirirken diğerinde bulunan suyu çekebildiği için uygulama yapılan havanın koşulları da önemlidir. Kullanım sırasında havadaki nem oranına dikkat edilmesi faydalı olur. Yeterince nemin sağlanamadığı durumlarda uygulama öncesinde cilt bir tonik ile nemlendirilebilir. Banyoda, duştan sonra da hyaluronik asit kullanılabilir. Hyaluronik asidin ciltteki ömrü yarım gün olduğu için cildin bu süre bitmeden yeniden nemlendirilmesi gerekir. Bu nedenle hem sabah hem de akşam hyaluronik asit kullanılması uygundur.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Hyaluronik Asit Zararları</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Bu molekül vücutta doğal olarak bulunduğu için hyaluronik asidin dışarıdan alınması sonucunda herhangi bir zararla karşılaşma ihtimali oldukça düşüktür. Ancak, aşırı hassas bir cilde sahip olan ve bu asidi kullanıp kullanmama konusunda kararsız kalan kişilerin doktor kontrolünde ürün seçimi yapması faydalı olabilir. Kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde bulunan ve evde uygulanan hyaluronik asidin zararı olmasa da dolgu işlemleri sonrasında geçici yan etkiler görülebilir. Hyaluronik asit enjeksiyonu sonrasında kişiler normal hayatlarına devam edebilir ancak uygulamanın hemen ardından cilt üzerinde hafif bir morluk, şişlik, ödem ya da kızarıklık oluşabilir. Bu etkiler en fazla iki gün içinde kendiliğinden geçer.</p><p>&nbsp;</p><p>Nadiren de görülse kişilerin hyaluronik asit dolgu maddesine karşı alerjisi bulunabilir. Bu durumda uygulama sonrası alerjik reaksiyonun derecesine göre tedavi uygulanır. Alerjinin dışında hamile kadınların ya da herhangi bir kronik hastalığı olanların tıbbi geçmişlerini doktorla paylaşması gerekir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Hyaluronik Asit Kimler İçin Uygundur?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Hyaluronik asit halihazırda vücutta bulunan bir antioksidandır. Bu nedenle hyaluronik asidin herhangi bir reaksiyona ya da irritasyona neden olma ihtimali oldukça düşüktür. Hyaluronik asidi herkes güvenle kullanabilir, hassas cilde sahip kişiler doktorlarına danışabilir. Hyaluronik asit haricinde farklı ürünler de kullanmak isteyen kişiler “<a href="https://www.ecomercek.com/antioksidan-nedir">Antioksidan nedir</a>?” ve “<a href="https://www.ecomercek.com/azelaic-asit-nedir">Azelaic asit nedir</a>?” diye araştırıp hyaluronik asitle benzer özelliklere sahip maddelerle karşılaşır.</p><p>&nbsp;</p><p>Çok kuru, hassas ya da aşırı yağlı cilt tiplerinin ihtiyaçları farklıdır ancak nem eksikliği, yağlı da olsa her cilt tipinde görülebilen bir sorundur; tüm cilt tiplerinin her gün temizlenip nemlendirilmesi gerekir. Hyaluronik asit içerikli hafif ve su bazlı ürünler yağlı cilt tipine uygunken kremsi formdaki ürünler ise kuru cilt tipi için uygundur. Doğru seçim ile cildin ihtiyaç duyduğu nem, hyaluronik asit içerikli ürünlerle takviye edilebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Hyaluronik asit bazı cilt haslıklarında doktor kontrolünde dışarıdan dermokozmetik ürünler ile alınabilir. Fungal akne, enfeksiyon ve kaşıntı cildin kurumasına neden olabilir. Egzama ise ciltte pul pul dökülmelere sebep olur. Hem cildin nem ihtiyacını karşılamak hem de kuru görünümün önüne geçmek için doktor kontrolünde hyaluronik asit kullanılabilir. Su bazlı olması ve gözenekleri tıkamaması sayesinde akneye meyilli hassas ciltler için de kullanımı uygundur.</p>

13 Dakika

HEMEN OKU

Retinol Nedir?

<h2>Retinol Nedir?</h2><p>Retinol, retinoid ailesinin bir üyesi ve A vitamininin reçetesiz bir versiyonudur. Cilt yenileyici özelliklere sahip olan bu formül, kozmetik ürünler arasında oldukça popülerdir. Retinol vücut tarafından üretilebildiği gibi gıdalar ile de vücuda alınabilir. Retinolün sonuçlarını değerlendirmeden önce birkaç ay beklemek gerekir. Retinol içeren ürünleri kullanmadan önce bir doktora danışmakta fayda vardır.</p><h3>Retinol Ne İşe Yarar?</h3><p>Retinol serbest radikallerle savaşır ve bu sayede cilt yenilenmesini sağlayarak ciltte oluşan kırışıklık ve ince çizgileri azaltır. Kolajen üretiminde büyük rol oynayan retinol, aynı zamanda cilde pürüzsüz bir görünüm kazandırır. Kan damarlarının üretimini destekleyerek cilt rengini iyileştirir. Retinol kullanımı akne tedavisine katkı sağlarken cildin yaşlanmasına karşı bariyer oluşturur. Retinoid ailesinin bir diğer üyesi olan retinil palmitat; retinol ve palmitik asidin bir esteridir. Bu ürün retinol ile benzer özelliklere sahip olmasından dolayı birçok yaşlanma karşıtı ürünün içeriğinde kullanılır.</p><h3>Retinol Nasıl Kullanılır?</h3><p>Krem, losyon, merhem, tonik ve serum gibi farklı formlarda kullanılabilen retinol, cilde topikal olarak uygulanır. İlk kullanımda cildin küçük bir bölgesinde denenmesi önerilir. Herhangi bir yan etki görülmezse cilt bakım rutinine eklenebilir. Retinol kullanmadan önce cilt güzelce temizlenmelidir. Temizlikten sonra bir süre beklemek ve cildi nemlendirip öyle retinol uygulamak tahriş olma riskini azaltır. Güçlü bir formüle sahip olan retinol içeren ürünlerin en fazla bezelye tanesi büyüklüğünde kullanılması tavsiye edilir. Retinolün cilt üzerinde yarattığı etkiler gözlemlenerek kullanım dozu ve sıklığı ayarlanabilir.</p><h3>Retinol Hangi Besinlerde Bulunur?</h3><p>Retinol, içerisinde A vitamini bulunan bazı bitkisel besinlerde ve hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunur. A vitamini ise doğada karotenoid ve retinol olmak üzere iki farklı türde bulunur.</p><p>Retinol aşağıda belirtilen hayvansal gıdalarda bol miktarda bulunur:<br>• Balık,<br>• Kırmızı et,<br>• Yumurta,&nbsp;<br>• Tavuk,<br>• Süt,<br>• Peynir,<br>• Yoğurt,<br>• Karaciğer.</p><p>Beslenme programında bu gıdaların yeterli miktarda olması cilt sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bir karotenoid olan beta karoten vücutta retinole dönüşür ve cilt sağlığı için beta karoten içeren gıdaların tüketilmesi oldukça önemlidir. Beta karoten açısından zengin gıdalar aşağıda listelenmiştir:<br>• Havuç,<br>• Greyfurt,<br>• Kabak,<br>• Biber,<br>• Kavun,<br>• Mango,<br>• Brokoli,<br>• Ispanak.</p><h3>Retinol Hangi İçeriklerle Birlikte Kullanılmaz? Doğru Kullanım Şekli Nedir?</h3><p>Güçlü ve etkili bir içeriğe sahip olan retinol kontrollü bir şekilde kullanılmalıdır. BHA, AHA ve C vitamini içeren ürünler asidik bir yapıya sahip oldukları için retinol ile kullanılmamalıdır. Fiziksel peeling ürünlerinden de mutlaka uzak durulmalıdır. Retinol içeren ürünleri saklarken ışıktan uzak, karanlık ve serin bir yer seçilmelidir. Retinol, ışık ve hava ile temas ederse kısa bir süre içerisinde özelliklerini kaybedebilir.</p><p>Retinol içeren ürünler cilt yenilenmesinde aktif rol oynadığı için uyumadan önce uygulandığında çok daha etkili sonuç elde edilir. &nbsp;Retinol cildi güneşe karşı çok daha hassas bir hale getirdiği için yüz bakım rutininde güneş koruyucu ihmal edilmemelidir ve gündüzleri hiçbir şekilde kullanılmamalıdır. Gece retinol sürüldükten sonra sabah uyanınca cilt temizlenince mutlaka güneş kremi sürülmelidir. Retinol kullanımına haftada 1 gün ile başlanmalıdır, artış yapmak için uzman bir hekimden yardım alınmalıdır.</p><h3>Retinol Cilde Nasıl Uygulanır?</h3><p>Retinol kullanmaya, ciltte yaşlanma belirtilerinin görülmesinin ardından başlanabilir. Genelleme yapmak gerekirse 30’lu yaşlar itibarıyla haftada 2 kez retinol uygulaması yapılabilir. Yeni başlayanlar için retinol kullanımında dikkatli olunması gerekir. Tahriş ve kızarıklığa yol açmaması için çok küçük dozlar ile başlanabilir.</p><p>Retinolün faydalarından en iyi şekilde yararlanabilmek için uygulamadan önce cilt temizlenmelidir. Hassas ciltli kişiler, retinolü ciltlerine direkt uyguladığında irritasyon yaşayabilir. Bu durumun önüne geçmek için önce nemlendirici, sonra retinol ve tekrar nemlendirici uygulaması yapılabilir. Hassas cilt tipine sahip olmayan kişiler yalnızca retinol uygulaması sonrasında nemlendirici kullanma yolunu izleyebilir. Retinolün faydalarından yararlanabilmek için cilt yapısına göre önerilen sıklıkta ve düzenli olarak kullanmak gerekir.</p><h3>Retinol’ün Cilde Faydaları Nelerdir?</h3><p>Retinol içeren göz kremi, losyon, krem ve benzeri ürünleri kullanan bireyler kullanımdan birkaç hafta sonra retinolün sağladığı olumlu etkileri gözlemlemeye başlar. Retinol kullanımının cilt üzerindeki olumlu etkileri aşağıdaki gibidir:</p><p>• Kolajen üretimini artırarak sıkılaşma sağlar,<br>• Kırışıklık görünümünü azaltır,<br>• Hücre yenilenmesi ve onarımında aktif rol oynar,<br>• Cilt üzerindeki pürüzlerin giderilmesine yardımcı olur,<br>• Cildin su tutma özelliğini artırarak nem dengesinin korunmasını sağlar,<br>• Leke görünümü azaltır,<br>• Cilt rengini eşitler,<br>• Daha parlak ve aydınlık bir cilt sağlar,<br>• Akne, yağ bezesi ve sivilcelerle savaşır,<br>• Serbest radikallerden kaynaklanan zararları minimuma indirir,<br>• Güneş ışınlarının sebep olabileceği olumsuz etkileri azaltır.</p><h3>Retinol’ün Cilde Zaraları Nelerdir?</h3><p><br>Retinolün cilde birçok faydası olsa da asit içeriğinden dolayı dikkatli kullanılması gerekir. &nbsp;Kuru ve hassas ciltler retinol içeren ürünleri kullanırken dikkat etmelidirler. Retinolün bilinçsiz kullanımından dolayı cilde verebileceği zararlar aşağıdaki gibidir:</p><p>• Ciltte kuruluk, tahriş ve hassasiyete sebep olabilir,<br>• Retinol kullanımı hassas cilt tiplerinde cildin soyulmasına sebep olabilir,<br>• Doz aşımı durumunda ciltte pullanmaya sebep olabilir,<br>• Kronik cilt rahatsızlığı olan bireylerin retinol kullanmadan önce cilt doktoruna danışmalarında fayda vardır,<br>• Güneşe karşı ekstra duyarlılık oluşabilir.</p><p>Bahsedilen yan etkilerin büyük bir kısmı normaldir ve zamanla geçmesi beklenir. Retinol kullanımı cildi güneşe karşı daha hassas bir hale getirdiği için 50 faktör ve üzeri güneş koruyucu krem kullanmak yan etkilerin azalmasına katkı sağlayacaktır. Yan etkilerin artması durumunda retinol kullanımı bırakılmalıdır. Retinolün olası yan etkilerden korunmak için hamile ve emziren kadınların kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir.<br>&nbsp;</p>

12 Dakika

HEMEN OKU

Dermapen Nedir?

<h2><strong>Dermapen Nedir?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Dış ve iç etkenler nedeniyle ciltte meydana gelen kırışıklık, çatlak, leke gibi problemlerden kolajen üretimi sayesinde kurtulmayı sağlayan minival invaziv kozmetik işlem, “Dermapen nedir?” sorusunun cevabını verir. Cildin birincil yapı taşı olan kolajen üretimi yaşa bağlı olarak azaldığı için bazı bölgelerde incelmeler meydana gelir. Mikro iğneleme işlemi olarak da bilinen dermapen ise yeni cilt hücrelerinin üretilmesini destekleyerek genç ve sağlıklı bir görünüm yaratır.</p><p>&nbsp;</p><p>Doğal klinik sonuçlar yaratan uygulamanın etkileri zaman içinde, kolajen üretiminin artmasıyla ortaya çıkar. Belirlenen sayıda seansın ardından kırışıklıklar azalır, yara izleri solar ve geniş gözenekler küçülür. Normal/karma, yağlı ya da kuru olması fark etmeksizin tüm cilt tiplerine uygulama yapılabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Çevresel etkenler ve çeşitli sağlık sorunları nedeniyle cildinde hasar oluşan kişiler, “Dermapen ne işe yarar?” sorusunun cevabını merak edebilir. Dermapen; ileri yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıklar, yara izleri, cildin dış yüzeyindeki çatlaklar, akne ve sivilce nedeniyle kalan büyük gözenekler, cilt kuruluğu, saç kaybı ya da alopesi, cilt yüzeyindeki lekeler ve renk değişimleri ile güneş ışınları nedeniyle oluşan güneş lekeleri ve yanıklar üzerinde etkilidir.</p><p>&nbsp;</p><p>Halihazırda var olan sivilce ve akne görünümünü azaltan bu işlem, eskiden kalan izlerin de giderilmesini sağlar. Cilt rengini homojen hale getirerek ton eşitsizliklerini ortadan kaldırır. Dekolte ve boyun bölgesinde meydana gelen kırışıklık görünümünü azaltır. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan saç dökülmeleri üzerinde de etkili olan dermapen, yeni saç oluşumunu destekler.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Kimlere Uygulanır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Bir cilt gençleştirme işlemi olan dermapen uygulaması cilt sorunları yaşayan herkes tarafından tercih edilebilir. Kırışıklarının azalmasını, cildin sıkılaşmasını, cilt tonunun eşitlenmesini, gözeneklerin küçülmesini ve güneş ışığından kaynaklanan hasarların giderilmesini isteyenler bu uygulamadan faydalanabilir. Canlı bir görünüm sağlayan dermapen, ince çizgilerin ve kırışık görünümün yok olmasını sağlar.</p><p>&nbsp;</p><p>Dermapen kullananlar yalnızca kırışıklıklardan değil, akne ve sivilce izlerinden de kurtulabilir. Küçük yara izleri, deri çatlakları, pigmentasyon sorunları ve siyah nokta problemleri de çoğu kişiyi dermapen uygulamasını denemeye itebilir. Sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarına sahip olanlar içinse dermapen önerilmez. Uygulama yapılacak olan bölgede açık yaraları olanlar, hamile kadınlar ve radyoterapi tedavisi alan kişiler için de dermapen işlemi uygun değildir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Nasıl Uygulanır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Cilt problemlerinin çözülmesine yardımcı olan dermapen, yaylı bir uç ile tasarlanan mikro iğne kalem ile uygulanır. Tıbbi açıdan son derece güvenli olan dermapen kalemi, kontrollü bir yapıya sahiptir. Paslanmaz çelikten üretilen ve ultra steril hale getirilen çok sayıda iğneden oluşur. Bu dermapen cihazı, uygulama bölgesinde çok hafif kanamalara neden olan küçük delikler açar. Kanama her delikte görülmeyen bir yan etkidir. Kanamanın olma sebebi, cildin her bölgesinin homojen bir kalınlığa sahip olmamasıdır. Bazı bölgeler daha ince olduğu için kanama görülmesi normaldir. İğneler, işlem sırasında yalnızca derinin üst katmanına batırılır. Böylece kişilerin az acı hissetmesi amaçlanır. Ağrı ve acının en aza indirilmesi içinse işlemden önce topikal anestezik kremler kullanılır.</p><p>&nbsp;</p><p>Dermapen uygulaması temizleme, tedavi, maskeleme ve nemlendirme adımlarından oluşur. İşlemden önce uygulama bölgesindeki tüm ölü deriler, toz ve kir temizlenir. Bu sayede iğnelerin cilde etkin bir şekilde nüfus etmesi sağlanır. Ardından mikro iğneleme aşamasına geçilir. Dermapen kalemi, uygulama alanında ortalama 20-40 dakika boyunca titreşimlerle delikler açar. Tedaviden sonra cilde soğutma maskesi uygulanabilir. Uygulamadan maksimum faydanın alınması için son aşamada cilt antiseptik solüsyonlarla nemlendirilir.</p><p>&nbsp;</p><p>İşlemin yapıldığı bölgede hafif kızarıklık, pullanma ve şişlik oluşabilir. Bu normal durumun iyileşmesi birkaç gün sürebilir. Bölge iyileştikçe kolajen üretimi başlar. Bu sayede cilt çok daha pürüzsüz ve canlı görünür.</p><p>&nbsp;</p><p>“Dermapen kaç seans yapılmalı?” da bu tedavi yönteminden faydalanmak isteyenlerin araştırdığı sorulardan biridir. Uygulama sıklığı ve seans sayısı kişilerin cilt problemlerine göre değişebilir. Ancak ortalama 4 haftalık sürede 3-4 seans şeklinde uygulanabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Öncesi Sonrası Yaşanan Farklar</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Dermapen öncesi ve sonrasında yaşanan farklarla tedavinin etkisi net bir şekilde görülebilir. Bazı kişilerde bu fark ilk seanstan itibaren gözle görülür düzeydedir. Çoğu kişi tek bir mikro iğneleme işleminde sonra cilt dokusunda ve renginde değişim olduğunu fark edebilir. Her seansta cilt yüzeyinde belli bir iyileşme görülür. Ancak dermapen sonrası iyileşme birkaç gün içinde olsa da cildin eski sağlıklı yapısına dönmesi seanslardan sonra birkaç haftayı bulabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Tedavisi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Dermapen tedavisi sonrası cildin normal haline dönmesi ve uygulamadan en iyi sonuçların alınması için bölgeye temas edilirken dikkat edilmesi gerekir. Gün içinde dış etkenlerle kirlenen ve bakteri oluşan ellerle cilde dokunulmamalıdır. Bölgeye çıplak elle dokunulması gerekiyorsa öncelikle ellerin yıkanması önemli bir noktadır.</p><p>&nbsp;</p><p>İşlemden sonra ortaya çıkan kızarıklık, kaşıntı, pullanma gibi etkiler geçmeden<a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">&nbsp;cilt bakımı</a> yapılmaması gerekir. Dermapen sonrası kabuklanma normal olsa da bu görünüm kişileri rahatsız ediyorsa doktor kontrolünde nemlendirici kullanılabilir. En az 24 saat içinde herhangi bir makyaj ürününün kullanılması yan etkilerin artmasına neden olabilir. Kızarıklıkların artmaması için sauna ve sıcak banyoya girilmemeli ya da egzersiz yapılmamalıdır.</p><p>&nbsp;</p><p>Dermapen sonrası en az 2-3 hafta doğrudan güneş ışığına çıkmaktan kaçınılmalıdır. Yoğun UV ışınları, kızarıklıkların daha belirgin hale gelmesine neden olur. Seanslardan sonra yenilenen ve pürüzsüz hale gelen yüzde balmumu gibi organik bileşenlere sahip makyaj ürünleri kullanılabilir. “<a href="https://www.ecomercek.com/balmumu-nedir">Balmumu nedir</a>?” sorusuna yanıt arayanlar, pürüzsüz bir uygulama sağlayan göz ve dudak makyaj malzemeleri ile karşılaşabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Nasıl Yapılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Dermapen nasıl yapılır?” araştırma yapanlar, bu işlem için özel olarak geliştirilen bir cihazla karşılaşır. Dermapen cihazı, ince bir çubuk ya da kalem şeklinde bir ekipmandır. Kalemin ucunda cilde temas eden, kısa, mikro boyutta iğneler yer alır. Bu iğneler işlem sırasında yalnızca derinin üst yüzeyine etki eder. Açılan küçük delikler sayesinde kolajen üretiminin artması amaçlanır.</p><p>&nbsp;</p><p>Epidermis ve dermis katmanlarından oluşan sağlıklı bir cilt, bunlara ek olarak kolajen ve elastin gibi çeşitli proteinlerle bir bütün oluşturur. Bu proteinler cildin esnek, gergin ve dayanıklı olmasını sağlar. Ancak hava kirliliği, makyaj, kimyasal ürünler ve UV güneş ışınları gibi çevresel faktörler; tedavi amacıyla kullanılan ilaçlar, enfeksiyonlar ve kronik hastalıklar gibi sağlık sorunları nedeniyle cildin yapısı bozulur. Kolajen üretimi azalırken cilt elastikiyetini kaybeder. Bu durumda akne, sivilce, kırışıklık ve çatlak gibi cilt problemleri ortaya çıkar.</p><p>&nbsp;</p><p>İç ve dış nedenlerle deformasyona uğrayan cildin yeniden doğal iyileşme sürecine girebilmesi için dermapen cihazından yararlanılır. Cildin yüzeyinde mikro delikler açıldığı için deri bu delikleri kapatmaya çalışır. Kan akışını artırmaya, hücreleri çoğaltmaya, elastin ve kolajen proteinlerini üretmeye başlar. Belirlenen süre içinde yeniden uygulanan işlem sayesinde cilt sağlıklı yapısını geri kazanır. Bu işlemin başarının artması için farklı tedavi yöntemlerinden de yararlanılabilir. Dermapen cilt bakımı uygulamaları mezoterapi, PRP, hyaluronik asit dolgusu gibi işlemlerle birleştirilebilir.</p><h3><strong>&nbsp;</strong></h3><h4><strong>Dermapen Uygulaması Nerelere Yapılır?</strong></h4><p>“Dermapen nedir ne işe yarar?” sorusuna yanıt arayanlar bu uygulamanın vücutta hangi bölgelere yapıldığını da merak edebilir. Dermapen genellikle yüzde; dudak çevresi, kazayağı, göz çevresi, alın bölgesi, ağız kenarları, boyun ve çene hattı, göz altı ve kaş çevresine uygulanır. Bunun nedeni yaşa bağlı kırışıklıkların bu bölgelerde daha yoğun görülmesidir. Sağlığın elverişli olduğu durumlarda kalça, sırt, eller ve kollara da uygulanabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Faydaları Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>En önemli dermapen faydaları arasında akne, selülit, sivilce, kırışıklık ve çatlakların azaltılması bulunur. Bu uygulama, cildin yüzeysel dış tabakası üzerine uygulandığı için deride yara izi ve lekelere neden olmaz. Yalnızca bazı cilt tiplerinde işlem sırasında hafif bir kanama olabilir. Herhangi bir ısıl işlem olmadığı için renk değişikliği ve yanık görülmez. Cildin soyulması, ısınması ya da pul pul dökülmesi de bu işlem sonrasında görülmeyen yan etkilerdir. Bu sayede kişiler uygulamanın ardından günlük yaşamına hemen dönebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Dermapen cihazının kolay uygulama sağlaması da avantajlar arasında bulunur. Küçük bir uca sahip olan kalem şeklindeki iğneler, işlem yapmanın zor olduğu vücut bölgelerine de ulaşılmasını sağlar. Bazı cilt kozmetiği uygulamaları koyu ten rengi nedeniyle yeterince iyi sonuç vermeyebilir. Ancak dermapen koyu ten rengine sahip kişilerde de oldukça olumlu sonuçlar alınmasını sağlar. Kişiler, cilt ve<a href="https://www.ecomercek.com/sac-bakim">&nbsp;saç bakımı</a> ile birlikte yenilenmiş bir görünüme kavuşabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Dermapen Zararları Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Güvenli bir klinikte ve deneyimli sağlık uzmanları eşliğinde gerçekleştirilen dermapen işleminin zararları yok denecek kadar azdır. Uygulama sırasında steril, tek kullanımlık iğneler kullanıldığı için ciltte enfeksiyon oluşmaz, iz ve leke kalmaz. Uygulamanın hemen ardından görülen ödem, kızarıklık, kaşıntı gibi yan etkiler normaldir ve hemen hemen herkeste ortaya çıkar. Bu nedenle işlemi yaptıranlar “Dermapen sonrası kızarıklık nasıl geçer?” merak edebilir. Kızarıklık gibi yan etkiler, kişiler herhangi bir müdahalede bulunmasa da birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. İşlem sırasında cildin bazı bölgelerinde hafif bir kanama da olabilir.</p>

12 Dakika

HEMEN OKU

Peptit Nedir?

<h2><strong>Peptit Nedir?</strong></h2><p>Kişisel bakımına ve sağlığına özen gösteren birçok kişi “Peptit nedir, peptit bağı nedir?” sorularının cevabını merak eder. Siz de “Peptit nedir nelerde bulunur?” diye merak ediyor olabilirsiniz. Proteinin oldukça küçük versiyonları olan peptit, çeşitli sağlık ya da kozmetik ürünlerinde bulunur. İkisi de amino asitlerden oluştuğu için sık sık proteinler ve peptitler karıştırılsa da peptitlerde daha az miktarda amino asit mevcuttur. Yaşlanma karşıtı ve iltihap önleyici etkileriyle öne çıkan peptitler de proteinler gibi gıdalarda doğal olarak vardır.</p><p>Pek çok faydası olduğu bilinen peptitler bu özellikleri sayesinde gıda takviyelerinde de kullanılır. Doğal olarak gıdalardan elde edilen ya da sentetik şekilde üretilen bu madde, yaşlanma karşıtı ve cilt sağlığı için kolajen peptit veya kas gelişimi için ise kreatin peptit olarak takviyelerde bulunur. Proteinlere göre daha küçük yapıda ve parçalanmış olmaları da peptitlerin hızlıca emilmesini sağlar. Hem cilde hem de bağırsaklara daha çabuk işler, böylece kana da kısa sürede karışır.</p><h3><strong>Kolajen Peptit Nedir?</strong></h3><p>İnsan vücudunda bulunan proteinlerin oldukça büyük bir kısmı kolajenden oluşur. Sudan sonra vücutta en çok bulunan ikinci madde olan kolajen, vücutta doğal olarak da üretilir. Kolajen, deri hücrelerinin yenilenmesini ve canlanmasını sağlar. Kolajenin parçalanmış haline de kolajen peptit denir. Kolajen peptiti çeşitli besinler, gıda takviyeleri ve cilt bakım ürünleri ile alabilirsiniz.</p><p>Adeta bir yapıştırıcı gibi çalışarak vücudu bir arada tutan kolajen, aynı zamanda bağ dokularında bulunan proteini de oluşturur. Göz, cilt, kas, saç, tırnak, diş, kıkırdak, eklem, tendon ve kemik gibi tüm dokularda kolajen bulunur ve bu dokulara elastikiyet ve kuvvet kazandırmasının yanı sıra bunların yalnızca şeklini korumakla kalmaz, işlevini de korur.</p><h3><strong>Kolajen Peptitler Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>Kolajen, doğumdan itibaren üretilir ancak özellikle yirmili yaşlar, kolajen üretiminin arttığı dönemler olarak bilinir. Yirmili yaşlardan sonra ise kolajen üretimi düşüşe geçer. Buna ek olarak yaşanılan iklim, beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimi de bu düşüşün nedenleri arasındadır. Bundan dolayı uzmanlar vücudun kolajen ihtiyacının giderilmesi için dışarıdan takviye alınmasını tavsiye eder. Bunun nedeni ise kolajenin ciltteki hücreleri yenilemesiyle birlikte cildin canlı ve sağlıklı görünmesine yardımcı olmasıdır.</p><p>İnsan vücudunda 25 yaşından itibaren her geçen yıl yaklaşık olarak %1 ila 2 arasında bir kolajen üretimi düşüşü görülebilir. Dolayısıyla kişi 40 yaşında iken 30’lu yaşlarına göre vücudundaki kolajen üretiminde %10 ila 20 arasında bir kayıp gözlemlenebilir. Bunun sonucu olarak da yaş ilerledikçe kolajen eksikliği nedeniyle ciltte elastikiyet azalması, kuruluk, kırışıklık, sarkma, incelme ve lekelenme gibi durumlar ortaya çıkar. Aynı zamanda tırnaklar daha kırılgan ve saçlar daha cansız olabilir. Vücuda dışarıdan kolajen almak ise bu yaşlanma belirtilerinin hafiflemesine, daha canlı, sağlıklı ve dinç bir görünüme kavuşulmasına katkıda bulunur.</p><h3><strong>Kolajen Peptitin Faydaları Nelerdir?</strong></h3><p>Peptit kolajen, vücuda pek çok faydası olduğu bilinen, önemli bir maddedir. Kolajene göre daha küçük parçalar halinde bulunan kolajen peptitler, bağırsak tarafından kolayca emilerek kan dolaşımı yardımıyla vücuttaki tüm hücrelere dağıtılır. Sonrasında cildin en altından başlayarak en üst tabakasına kadar besleyerek nemlendirme sağlar. Ciltteki hücrelerin beslenmesi sayesinde kırışıklık oluşumu, yaşlanma belirtileri, cilt lekeleri veya sivilce ve akne gibi sorunların çözülmesine destek olur. Cilde elastikiyetini geri kazandırarak sarkmaların da önüne geçmeye yardımcıdır.</p><p>Yanlış seçilen ya da kimyasal içeren kozmetik ürünler, alkol ve sigara ile hava kirliliğinin neden olduğu zararlar da kolajen peptit sayesinde giderilebilir. Kolajen peptit bunlara ek olarak vücuda gerekli olan amino asitleri içermesiyle kasları da destekler. Saçların sağlıklı bir şekilde uzamasına, tırnakların ve eklemlerin güçlenmesine de yardımcı olur. Bunların yanı sıra kalp ve damar hastalıklarına karşı da vücudu koruma altına alır. Vücudun ihtiyacı olan ve bakım konusunda da birçok faydası olan kolajen, birçok gıdada bulunduğu için doğal yollarla da alabilirsiniz.</p><h3><strong>Kolajen Peptit Hangi Gıdalarda Bulunur?</strong></h3><p>Kolajenin vücuda faydaları ve vücut için önemi oldukça fazladır. Vücuttaki tüm dokuların en önemli bileşenlerinden olan bu madde özellikle 25 yaşından sonra vücutta yeteri miktarda üretilmeyebilir. Bu durumda sağlıklı olmak ve cildinin bakımlı görünmesini isteyen kişiler, “Peptit bağı nelerde bulunur?” sorusuna cevap arayabilir. Eğer siz de kolajenden faydalanmak istiyorsanız kolajen peptit içeren yiyecekleri tüketebilirsiniz.</p><p>Kolajen birçok besinde doğal olarak bulunan bir maddedir. Özellikle havuç, domates, ıspanak, dolmalık biber, şalgam, sarımsak, muz, kereviz ve yeşil zeytin gibi besinlerde bol miktarda bulunur. Kırmızı sebze meyveler, yeşil yapraklı sebzeler ile tropikal meyveler de kolajen peptit içerir. Bunlara ek olarak narenciye, fasulye, kaju, üzüm çekirdeği ve soya ile soya ürünleri de kolajen peptit içerdiği bilinen besinlerdir. Siz de bu gıdaları tüketmeye başlayarak vücudunuzdaki kolajen miktarını artırabilirsiniz.</p><h3><strong>Peptit İçeren Cilt Bakım Ürünleri</strong></h3><p>Kolajen peptit eksikliği, besinler ve takviyelerin yanı sıra peptit içeren kremler ile de giderilebilir. Ciltte oluşan ince çizgiler, kırışıklıklar, lekeler, sarkmalar ve renk eşitsizliği için doktor tavsiyesi ile kolajen peptit içeren ilaçlar da kullanılabilir. Bu noktada da “Peptit içeren kremler hangileridir?” diye merak edebilirsiniz. Özellikle<a href="https://www.ecomercek.com/goz-bakimi">&nbsp;göz bakımı</a> için peptit kolajen krem çeşitleri yardımcınız olabilir. Yaş ilerledikçe yaşlanma belirtileri en çok göz çevresinde görülür. Dolayısıyla kolajen peptit içeren bir<a href="https://www.ecomercek.com/lab-series-goz-cevresi-bakim-jeli-erkek-">&nbsp;göz çevresi bakım jeli</a> tercih edebilirsiniz.</p>

7 Dakika

HEMEN OKU

AHA BHA Nedir?

<h2>AHA BHA Nedir?</h2><p>AHA ve BHA asitleri son zamanlarda pek çok kişi tarafından cilt bakım rutinin bir parçası olarak kullanılıyor. AHA, alfa hidroksi asit; BHA ise beta hidroksi asit anlamına geliyor. Sıklıkla birlikte kullanılan bu iki asit, cildin üst katmanındaki kusurları gidererek pürüzsüz bir görünüm sağlıyor. AHA BHA asitlerinin cilde faydaları birbirini tamamladığından, pek çok üründe birlikte yer alıyorlar. AHA cildin üst tabakasındaki pürüzlerin giderilmesine yardımcı olurken, BHA cildin daha alt katmanlarına etki ediyor. Bu yüzden BHA gözenek temizleme ve sebum dengeleme, AHA ise ciltte yeni oluşmuş leke ve kırışıklıkları azaltma amacıyla tercih ediliyor. Raflarda genelde AHA BHA serum olarak yer alan bu iki asit aşırı hassas ciltler hariç tüm cilt tiplerinde kullanılabiliyor. Kuru ciltliler de yağlı ciltliler de AHA ve BHA asitlerini cilt bakım rutinlerine dahil edebiliyorlar.&nbsp;</p><p>Cilt bakım ürünlerinin etiketlerine bakanlar “AHA BHA nedir?” sorusunun cevabını merak edebiliyor. Cilt bakım ürünlerine ilgi duyanların&nbsp;yakından tanıdığı birçok asit aslında AHA ve BHA kategorilerinde yer alıyor. Örneğin, antioksidan (hücrelerimizdeki serbest radikal olarak adlandırılan hasar yapıcı molekülleri “temizleyerek” hücre hasarını önlemeye yardımcı olan moleküller)&nbsp;ve eksfoliasyon (ölü cilt hücrelerinin giderilmesi) özellikleriyle öne çıkan laktik asit AHA asitleri arasında, siyah nokta ve sivilcelere iyi gelmesiyle bilinen salisilik asit ise BHA kategorisinin altında bulunuyor. <a href="https://ecomercek.com/cilt-bakiminda-kullanilan-asitler-nelerdir/">Cilt bakımında asit kullanımı</a> yaygınlaştığı için sıklıkla gördüğümüz AHA ve BHA içeren ürünler genelde krem, tonik ya da serum olarak satın alınabiliyor.</p><h3>AHA BHA Ne İşe Yarar?</h3><p>Cilt bakımında asitler çoğunlukla peeling ya da leke giderici olarak kullanılıyor. AHA ve BHA da bu amaçla sıklıkla kullanılan asitler arasında yer alıyor. İçeriğinde cilde zarar vermeyecek kadar düşük oranda asit içeren AHA BHA tonik gibi ürünler yaşlanma karşıtı bakımdan, gözenek küçültmeye kadar geniş bir yelpazede kullanılabiliyor. AHA, cildin en üst katmanını soyarak bu katmandaki kusurların giderilmesine yardımcı oluyor. AHA içeren ürünler düzenli kullanımda yeni oluşan lekeleri geçirmede, kırışıklıkları azaltmada ve kolajen oluşumunu desteklemede etkili oluyor. AHA cildi hem pürüzsüzleştiriyor hem de nemlendirici gibi diğer cilt bakım ürünlerinin emilmesine yardımcı oluyor.&nbsp;</p><p>BHA serum ürünlerinin düzenli kullanımında siyah nokta ve sivilcelerin azaldığı gözlemleniyor. BHA sadece cildin üst katmanını pürüzsüzleştirmeye değil, gözenekleri tıkayan yağı çözmeye ve sebum dengesini sağlamaya yardımcı oluyor. Ciltte yağın birikmesi önlendikten sonra siyah nokta ve akne oluşumunda azalma görülüyor. Dolayısıyla, BHA gözenekleri açmak, gözeneklerin tıkanmasını engellemek ve sivilce oluşumunun önüne geçmek amaçlarıyla tercih ediliyor. Bu iki asit çeşidini aynı anda içeren ürünler hem lekelere hem de cilt kusurlarına iyi geliyor ve pürüzsüz bir cilt görünümüne katkı sağlıyor.</p><h3>AHA BHA Farkları Nelerdir?</h3><p>AHA ve BHA hidroksi asitler kategorisinde yer alsalar da birbirlerinden farklı birçok yanları var. AHA ve BHA arasındaki temel fark kimyasal yapıları. AHA grubunda yer alan laktik asit, sitrik asit, malik asit gibi asitler suda çözünen asitler olmasıyla öne çıkıyor. BHA grubunda yer alan salisilik asit, tretokanik asit gibi asitler ise yağda çözünüyor. Dolayısıyla, siyah nokta ve sivilce gibi cilt yağından kaynaklanan sorunların giderilmesinde BHA kategorisinde yer alan asitler daha etkili oluyor. AHA sınıflandırmasındaki asitler ise cildin üst katmanlarını etkiliyor. İnce çizgileri yok etmek, kolajen üretimini artırarak cildin genç bir görünüme kavuşmasını sağlamak, cildi lekelerden arındırmak için tercih ediliyor. AHA ve BHA’yı birlikte içeren ürünler bulunsa da bazı ürünler tek bir asidi içeriyor. Örneğin, siyah noktalara karşı geliştirilen salisilik asit içeren tonik, krem gibi ürünler sadece BHA içerebiliyor. Güneş lekeleri veya kırışıklıklara karşı sadece AHA içeren ürünler bulunuyor.&nbsp;</p><h3>AHA BHA Serum Nasıl Kullanılır?</h3><p>“AHA BHA serum nasıl kullanılır?” cevabı merak edilen sorular arasında yer alıyor. Serumlar cilt temizlendikten hemen sonra kullanılıyor. Temiz bir cilde uygulandığında daha iyi etki gösteren AHA BHA asit içeren serumlar, cilt bakımının ikinci aşamasında yüze masaj yaparak uygulanabiliyor. AHA ürünleri ve BHA ürünleri cildi hassaslaştırabileceğinden AHA BHA serumun gece kullanılması öneriliyor. Bu asitler gündüz kullanılacaksa, leke oluşumunu engellemek için güneş koruyucu ile kullanılması tavsiye ediliyor.&nbsp;</p><h3>AHA ve BHA İçeren Ürünler Nelerdir?</h3><p>Laktik asit, salisilik asit gibi cilt bakımında sıklıkla kullanılan asitler AHA ve BHA kategorisinde en sık kullanılan içerikler arasında yer alıyor. AHA BHA; tonik, serum, krem, cilt temizleyici gibi farklı ürünlerin içeriğinde yer alabiliyor. Kullanıcıların ilk tercihlerinden biri serum formundaki ürünler oluyor. Cilt lekelerini gidermeyi vadeden ürünlerde AHA, siyah nokta ve sivilceleri gidermeyi vadeden ürünlerde BHA tercih ediliyor. AHA BHA peeling de bu kategoride sık tercih edilen ürün çeşitleri arasında yer alıyor. Kullanım tercihlerine bağlı olarak tonik, peeling, serum, krem ya da temizleyici formundaki ürünlerden birine yönelip cilt bakım rutinine AHA BHA ürünlerini dahil etmek mümkün oluyor. Cilt bakım rutinine birden fazla sayıda asit içeren ürün eklenmesi önerilmiyor. AHA BHA asit içeren ürünlerin yorumları sitemizdeki <a href="https://ecomercek.com/urun-inceleme/">ürün inceleme</a> kısmından incelenebiliyor.</p><h3>AHA BHA Her Gün Kullanılır mı?</h3><p>AHA BHA kullanımını günlük bakımın bir parçası haline getirmenin uygun olup olmadığı sıklıkla merak ediliyor. AHA BHA farklı ürünlerde çeşitli oranlarda yer alabiliyor. Cilt bakım rutinine asitleri ilk kez ekleyeceklerin düşük oranda AHA BHA içeren ürünler kullanması gerekiyor. Asit ürünleri ilk kez kullanılıyorsa iki ya da üç gün aralıklarla kullanılması cildin hassasiyet göstermesini engellemeye yardımcı oluyor. Cildi asit kullanımına alışık bireylerde bile asit oranı yüksek ürünler cildi yorabileceği için bu tarz ürünlerin her gün kullanılmaması tavsiye ediliyor. Örneğin yüksek asit oranına sahip bir BHA peeling cilt hassasiyetine sebep olmamak için her gün kullanılmaması gereken ürünler arasında yer alıyor. Öte yandan, düşük yüzdeye sahip AHA BHA serum kullananlar alışma aşamasından sonra serumu ciltlerine her gün uygulayabiliyor. Günlük kullanımda hangi AHA BHA asidi türevinin kullanıldığı da önem kazanıyor. Salisilik asit gibi BHA asitleri yağlı ve hassas olmayan ciltlerin her gün kullanımına uygun oluyor. Laktik asit gibi etkisi daha güçlü olabilen asitler ise düşük çözeltide bile günlük kullanım için önerilmiyor.&nbsp;</p>

6 Dakika

HEMEN OKU

Çay Ağacı Yağı Nedir?

<h3>Çay Ağacı Yağı Nedir? Faydaları Nelerdir?</h3><p>Bitkisel içeriğe sahip ürünler, cilt sağlığına önem veren bireyler tarafından tercih edilen ürünler arasındadır. Çay ağacı yağı da pek çok farklı cilt problemi için kullanılan doğal ürünler arasında yer alır. Bu yazı aracılığıyla, ilk defa Avustralya’daki Bundjalung isimli topluluk tarafından kullanılan çay ağacı yağının ne işe yaradığını, faydalarını ve yan etkileri ile ideal uygulama yöntemlerini öğrenebilirsiniz.</p><h3>Çay Ağacı Yağı Ne İşe Yarar?</h3><p>Çay ağacı yağı, Avustralya’da yetişen <i>melaleuca alternifolia</i> isimli bitkinin yapraklarından elde edilir. Damıtma yöntemi kullanılarak üretilen çay ağacı yağı saf halde ya da seyreltilmiş olarak satın alınabilir. Çay ağacı yağı tırnak mantarı ve sivilce tedavisini destekleyici nitelikte kullanılacaksa konsantrasyonu %5 ila %50 oranında aktif madde içeren ürünlerin tercih edilmesi önerilir. Bu noktaya dikkat edilmediği takdirde çeşitli medikal ve estetik sorunlar ortaya çıkabilir.</p><p>Çay ağacı yağının cilde faydalarının başında akne ve mantar problemlerini gidermeye yardımcı olması gelir. Çay ağacı yağının iyileştirici özelliğinden yalnızca bu amaçla faydalanılmaz. Doğal cilt dezenfektanlarını kullanmaktan hoşlananlar çay ağacı yağı sabunu çeşitlerini tercih edebilir. Sabun formu kullanılırken bitkinin antiseptik özelliğinden de faydalanılmış olur. Çay ağacı yağı saça faydaları ile de bilinir. Çay ağacı yağı şampuanı gibi ürünler saç bakım rutinin bir parçası haline getirilebilir. Şampuan formunda kullanımı, saçı yağdan arındırarak kaşıntı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda saç biti ve kepek gibi baş etmesi güç olabilen sorunların son bulmasına katkı sağlar.</p><p>Çay ağacı yağı, kişisel hijyen seviyesini ve cilt sağlığını korumaya yönelik faydalarıyla ön plana çıkar. Ancak farklı kullanım alanları da mevcuttur. Örneğin; saflık derecesi yüksek çay ağacı yağı vasıtasıyla evdeki böcek sorununa etkili çözüm üretilebilir. Hint defnesi ismiyle de tanınan bitkiden elde edilen yağ, organik yüzey temizleyici olarak mutfak, banyo ve tuvalet gibi alanların hijyen seviyesini yükseltmek için kullanılabilir. Saf yağ, su ve elma sirkesi ile karıştırılarak, etkili ve çok amaçlı yüzey temizleyici elde edilebilir.</p><h3>Çay Ağacının Cilde Faydaları Nelerdir?</h3><p>Çay ağacı yağının ciltteki kullanım amacı yalnızca bakım amaçlı değildir. Çay ağacı yağının bakteri oluşumunu engellemeye yardımcı etkisinden küçük kesik ve çizikleri dezenfekte ederken faydalanılabilir. Müdahale edilmediği takdirde zararlı mikroorganizmaların kan dolaşımına geçmesine neden olan bu tarz açıklıkları kapatmak için bir damla yağ kullanmak yeterlidir. Temiz su ve sabun ile temizlenen bölgeye uygulanan çay ağacı yağı, zararlı maddelerin cildin alt tabakalarına geçişini engellemeye yardımcı olur.&nbsp;</p><p>Çay ağacı yağı, doktor önerisiyle daha büyük yaraların iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla da kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, çay ağacı yapraklarından elde edilen yağın beyaz kan hücrelerinin işlevini destekleyici niteliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu etkiye ilaveten bazı klinik çalışmalar, çay ağacı yağı kremi faydaları arasında alerjik kontakt dermatiti yani cildin yabancı bir maddeye maruz kaldıktan sonra alerjik bir reaksiyon geliştirmesini baskılama özelliğine işaret etmektedir. Ancak egzama tedavisini destekleyici rolü henüz kesin değildir. Dolayısıyla tedavi amacıyla kullanılmak isteniyorsa doktora danışılmalıdır.</p><h3>Çay Ağacı Yağının Yan Etkileri</h3><p>Çay ağacı yağı kullanımı esnasında mutlaka topikal uygulama yapılmalıdır. Örneğin çay ağacı yağı sivilce için kullanılıyorsa pamuklu çubuk ile sadece sivilce üzerine uygulanmalıdır. Yani doğrudan tüm cilde sürülmemelidir. Zehirlenmeye neden olabileceğinden ağız yoluyla alınmamalıdır. Ağızdan alındığında uyuşukluk hissi, karın ağrısı, kan hücrelerinde anormallikler, ishal ve kusmaya sebep olabilir. Hatta bazı bireylerde bayılma, bilinç bulanıklığı, halüsinasyon, şiddetli cilt döküntüsü gibi problemler ortaya çıkabilir.</p><p>Çay ağacı yağı zararları, yalnızca hatalı uygulama sonucu ortaya çıkan etkiler ile sınırlı değildir. Bazı ciltlerde alerjik reaksiyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Genel uygulama öncesinde yama testi yapılarak cildin çay ağacı yağına vereceği tepki ölçümlenmelidir. Bunun için kolun iç kısmına çok az miktarda yağ sürülmüş bant yapıştırıp bir süre bekletilmelidir. Ardından bölge 24 saat boyunca gözlemlenmeli, herhangi bir reaksiyon oluşmadıysa çay ağacı yağı kullanılmalıdır. Aksi halde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.</p><p>Çay ağacı yağı kremi cildi güneşe karşı hassas hale getirebilir. Bu nedenle güneşe çıkmadan önce kullanımı tavsiye edilmez. Tavsiyenin dikkate alınmaması halinde cilt tahrişi, kaşınma, batma, pullanma, kızarıklık, kuruluk gibi hem yaşam kalitesini etkileyen hem de kozmetik açıdan istenmeyen durumlar baş gösterebilir. Çay ağacı yağı, aynı zamanda alerjik egzama ile ilişkilendirilir.</p><p>Çay ağacı yağı kullananlar, bazı noktalara dikkat ederek yan etkilerden etkilenmeden bu üründen faydalanabilir. Ürün seçiminde güvenilir markaların tercih edilmesi önem taşır. Herhangi bir problemle karşılaşılırsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Uygulama esnasında tavsiye edilen miktarın dışına çıkılmamalıdır.</p><h3>Çay Ağacı Yağı Yüze Nasıl Uygulanır? Cilde Direkt Uygulanabilir mi?</h3><p>Çay ağacı yağı, sivilce tedavisinde en çok tercih edilen doğal ürünler arasındadır ancak bu yağın iyileştirici etkisinden yararlanmak isteyen pek çok birey nasıl kullanacağı konusunda kararsızlık yaşayabilir. Bu durumda, jel ve krem formundaki kullanıma hazır ürünler tercih edilebilir. Çağ ağacı yağı içeren jel ve krem yüze doğrudan uygulanabilir. Bu esnada aceleci olmamak ve aşırı kullanımdan kaçınmak önemlidir. Krem, sinek ısırığı nedeniyle kaşınan bölgeye de uygulanabilir.</p><p>Akne tedavisinde çay ağacı yağı içeren serumlardan faydalanılabilir. Çay ağacı yağı serumu, kullanımı pratik bir ürün olarak ön plana çıkar. Serum pamuğa dökülüp sorunlu bölgeye masaj yaparak yavaşça sürülebilir. Serum formundaki ürünler tırnak bakımında da kullanılabilir.</p><p>Çay ağacı yağı içeren ürünler arasından seçim yaparken içeriğinde farklı bileşenler bulunan seçenekler de incelenebilir. Örneğin; <a href="https://ecomercek.com/hemp-seed-oil/">kenevir tohumu yağı</a> ile içeriği zenginleştirilen ürünlerin yenileyici özelliği artar. Buna ek olarak kenevir tohumu yağı, cildin doğal nem bariyerinin korunmasını ve dış etkenlere bağlı sorunların giderilmesini destekler. Benzer sonucu almak için hem çay ağacı yağı hem de <a href="https://ecomercek.com/olus-oil/">olus yağı</a> içerikli ürünlerden de faydalanılabilir.</p>

11 Dakika

HEMEN OKU

Salisilik Asit Nedir?

<h2><strong>Salisilik Asit Nedir?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Cilde faydalı kozmetik ve cilt bakım ürünleri kullananlar, “Salisilik asit nedir?” sorusunun cevabını araştırabilir. Salisilik asit; C₇H₆O₃ formülü ile belirtilen, molekül yapısı büyük olan, yağda çözünebilen ve beta hidroksi grubunda bulunan bir tür asittir. 200°C-230°C’de karbondioksit ve fenol olarak ayrışır. Renksiz, kokusuz ve kristalli bir organik bileşendir. Adı, söğüt anlamına gelen Latince <i>salix</i> kelimesinden gelir. Söğüt ağacının kabuğunda doğal olarak bulunur. Yağda çözünme özelliği sayesinde cildin tüm katmanlarına nüfus edebilir ve gözeneklerin tamamen açılmasına yardımcı olur.</p><p>&nbsp;</p><p>Bakterileri direkt olarak yok etmese de antibakteriyel özelliğe sahip olduğu için akne ve sivilce tedavilerinde kullanılabilir. Karma, yağlı ve normal cilt tipine sahip kişiler günlük<a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">&nbsp;cilt bakımı</a> rutinine salisilik asit içerikli ürünler ekleyebilir.&nbsp;</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Salisilik Asit Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit içerikli kozmetik ürünler, yaşa bağlı olarak yeni oluşmaya başlayan ince çizgileri ve kırışıkları azaltır. Cildin üst katmanını derinlemesine temizlediği için siyah nokta ve sivilce oluşumunu azaltabilir. Leke oluşumunun önüne geçmek için genişleyen gözeneklerde biriken kiri ve yağı temizler. Gözeneklerin küçülmesine yardımcı olur. Bazı ürünler derinin mikro düzeyde soyulmasını sağlayarak var olan leke görünümünü de azaltır. Peeling etkisi yarattığı için hassas cilde sahip olanların bu ürünleri bir uzmana danışarak kullanması faydalı olur.</p><p>&nbsp;</p><p>“Salisilik asit ne işe yarar?” merak edenler bu maddeyi içeren ürünlerin cildin sebum dengesini koruduğunu da görebilir. Cilt bakım ürünleri, yağlı ve karma ciltlerde sivilce ve aknelere neden olan fazla yağı arındırır. Az miktarda kullanıldığında kuru ve hassas ciltleri yatıştırabilir. Ölü deriyi yok ederek cildin nefes almasını ve rahatlamasını sağlar.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Salisilik Asidin Cilde Faydaları</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit cilde faydaları arasında ürünlerin siyah nokta, beyaz nokta ve sivilce oluşumunu önlemesi bulunur. Cildin yalnızca üst katmanı olan epidermise değil, alt katmanlarına da etki ettiği için gözenekleri tıkayan kir, makyaj kalıntıları ve fazla yağın parçalanmasını sağlar. Bir tür eksfoliyatör olan salisilik asit, ölü derinin ciltten arınmasına yardımcı olur. Antiinflamatuar özelliğe sahip olduğu için iltihaplı sivilceler üzerinde etkilidir. Düzenli kullanımda komedon ve sivilceleri iyileştirerek yeni sivilce oluşumuna engel olur. Cildin sebum dengesini sağladığı ve fazla yağ oluşumunu engellediği için aşırı yağlı ciltlerde kullanımı uygundur.</p><p>&nbsp;</p><p>Anti-aging etkisi, salisilik asit faydaları arasında bulunur. “Salisilik asit nelerde var?” araştıranlar, kırışıklıkları önlemede kullanılan krem ve serumlarla karşılaşabilir. Gençlik hücrelerini canlandırarak ince çizgi görünümünü azaltır. Keratolitik bir ürün olarak kullanıldığında peeling etkisi gösterir. Derinin çözünmesine ve soyulmasına yardımcı olduğu için cilt sorunlarını giderebilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Salisilik Asit İçeren Ürünler Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Salisilik asit nelerde bulunur?” sorusunun cevabı kozmetik, cilt bakım ürünleri ve dermokozmetik ürünler ile bazı gıdalardır. Yarı katı kozmetik ürünlerle birlikte sıvı formda ve çözelti şeklinde salisilik asit de mevcuttur. Salisilik asit içeren ürünler arasında kremler, jeller, maskeler, serumlar ve tonikler bulunur. Bu ürünler genellikle cildin temizlenmesi ve nemlendirilmesi amacıyla kullanılır. Günlük bakım rutinine dahil edilen duş jellerinde ve şampuanlarda da bu bileşen bulunabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit içeren şampuanlar kepek tedavileri sırasında ya da mevsimsel kullanılabilir. Kuruyan kafa derisini nemlendirirken pullanmanın önüne geçer. Daha çok yağlı cilt tipine sahip kişilerde görünen ve inflamatuar bir deri hastalığı olan seboreik dermatit, kepekle yakından ilişkilidir. Bu rahatsızlık nedeniyle kafa derisinde görülen belirtilerin etkilerini en aza indirmek için salisilik asitli şampuanlardan yararlanılır. Ancak bu şampuanlar vücudun diğer bölgelerine zarar verebildiği için kullanım sırasında dikkat edilmesi gerekir.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit içerikli kremler tüm yüze ya da yalnızca sorunlu bölgelere uygulanabilir. Krem kullanımından önce cildin uygun bir ürünle derinlemesine temizlenmesi gerekir. Nemlendiricilerden önce kullanılan serumların çoğu akneye ve sivilceye meyilli ciltler için özel olarak hazırlanır. Tıkanmış gözenekleri açarak cilt görünümünün yenilenmesini sağlar. Tonikler ise gözeneklerin alt katmanlarına kadar işleyen yağ ve kiri arındırarak büyük gözeneklerin sıkılaşmasına yardımcı olur. Kırışıklıklar ve ince çizgilerin giderilmesi için<a href="https://www.ecomercek.com/lab-series-goz-cevresi-bakim-jeli-erkek-">&nbsp;göz çevresi bakım jeli</a> çeşitleri günde 1-2 kez kullanılabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit içeren ilaçlar ise tedavi amacıyla alınabilir. 1800’lü yıllarda söğüt ağacının kabuğunun ağrılara iyi geldiğinin anlaşılmasından sonra aspirinin ham maddesi olarak bu madde kullanılır. Akne, sedef, seboreik dermatit, nasır ve siğil gibi hastalıkların tedavisi için kişilere salisilik asit içerikli ilaçlar verilebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu anlamda yalnızca cilt bakım ürünlerinde değil; ilaçlarda ve antiseptiklerde de salisilik aside yer verilir. Antiinflamatuar ilaçlarda, kas ağrıları için kullanılan ilaçlarda ve bazı antibiyotiklerde bu bileşen bulunabilir. Antiinflamatuar etkiye sahip olan maddeler için “<a href="https://www.ecomercek.com/azelaic-asit-nedir">Azelaic asit nedir</a>?” sorusunun yanıtı da araştırılabilir. Tıp sektörünün yanı sıra gıda sektöründe koruyucu olarak da kullanılır.</p><p>&nbsp;</p><p>“Salisilik asit nereden alınır?” merak edenler gıdalarla da karşılaşır. Salisilik asit kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin yanı sıra bazı sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunur. Biber, mantar, brokoli, enginar, patates, patlıcan, domates gibi sebzeler ile portakal, ananas, erik, çilek, böğürtlen, şeftali gibi meyveler salisilik asit içerir. Ayrıca çay, kahve, fıstık, yer fıstığı ve susam tohumunda da belli miktarlarda bu maddeden bulunur. Salisilat intoleransı bulunan kişilerin bu gıdaları yüksek miktarda tüketmekten kaçınması faydalı olur.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Salisilik Asidin Zararları</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit zararları, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinin kullanım şekli ve sıklığı ile ilişkilidir. Ayrıca cilt tipine uygun olmayan ürünler de tahriş, kuruluk ve kızarıklığa neden olabilir. Özellikle hassas bir cilde sahip olanların “Salisilik asit içeren kremler hangileri?” sorusuna yanıt bulması gerekir. Önerilen miktardan fazla kullanılan salisilik asit içeren kremler nedeniyle cildin üst tabakası soyulabilir. Ciltteki fazla yağın atılması ile birlikte deri normalden daha fazla kuruyarak tahriş olur. Kaşıntı, kurdeşen, batma ve karıncalanma görülebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Kişilerin sağlık durumu da salisilik asit toleransını etkileyebilir. Karaciğer ve böbrek rahatsızlığı olan bazı kişilerde mide bulantısı, kusma, halsizlik ve yorgunluk, bilinç bulanıklığı, duyma kaybı, hızlı nefes alma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar, nadiren görülen ciddi alerjik reaksiyonlardır. Bu durumda salisilik asit içerikli ürünlerin kullanımı hemen bırakılmalı ve bir sağlık kurumu ile iletişime geçilmelidir.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit yalnızca cilde dışarıdan sürülerek uygulandığı için bu maddenin oral yollardan alınmaması gerekir. Bu durum solunumun durmasına, astım krizlerine ve kanamaya neden olarak pek çok organa kalıcı hasar verebilir. Özellikle karaciğer ve böbreklerde fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Salisilik asit ve bu asitten türeyen kimyasalları içeren kozmetik ve cilt bakım ürünlerinin fazla miktarda kullanılması, salisilat zehirlenmesine neden olabilir. Çok yüksek dozda alındığında ciddi komplikasyonlara neden olduğu için belirtilen miktarlara ve kullanım sıklığına dikkat edilmesi gerekir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Salisilik Asit Kimler İçin Uygundur?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit; normal, karma ve yağlı ciltler üzerinde daha çok olumlu etki gösterir. Sivilceye meyilli ve sebum oranı yüksek ciltler için idealdir. Bu ciltlerde sivilce, akne ve siyah noktaların oluşmasının nedeni, gözeneklerin derinlerine kadar biriken yağ ve kirdir. Bu bileşeni içeren ürünler sebum dengesinin korunmasına ve ölü derinin arındırılmasına yardımcı olur. Bu sayede ileride ortaya çıkacak sivilcelere karşı da koruma sağlar.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit, hassas ve aşırı kuru ciltler de dahil olmak üzere her cilt tipinde kullanılabilir. Ancak hassas cilde sahip kişilerin salisilik asit içeren nemlendiriciler ve diğer kozmetik ürünleri kullanırken ürün içeriğine dikkat etmesi faydalı olur. Hamilelerin, açık yarası bulunanların ve egzama, sedef gibi deri hastalıklarına sahip olanların bu ürünleri uzman kontrolünde kullanmaları gerekir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Salisilik Asit Nasıl Kullanılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit, topikal bir anti-akne ürünü olarak cildin belli bölümlerine uygulanabilir. Salisilik asit kullanım aşamasında kuru ve hassas ciltlerin tahriş olmaması için kişilerin uygulamayı belli bir bölge ile sınırlandırması faydalı olur. Ürünler yalnızca siyah ve beyaz noktaların, sivilcelerin ve büyük gözenekli bölgelerin üzerine uygulanabilir. Uygulamadan sonra cilt üzerinde kızarıklığın önlenmesi için nemlendirici ve yatıştırıcı kremler kullanılması uygundur.</p><p>&nbsp;</p><p>Formüllerde kullanılan salisilik asit konsantrasyonu %0.5-%2.5 arasında değişebilir. Bu orandan fazla konsantrasyona sahip ürünler yanıklara neden olabileceği için nötralize edilerek yalnızca profesyonel uygulamalarda kullanılır. 3-4 pH değerine sahip olan ürünlerde çoğunlukla %1-%2 oranında salisilik asit yer alır.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit içerikli ürünleri ilk kez kullanacakların ciltlerini ürüne alıştırması faydalı olur. Küçük bir bölgede haftada 1-2 kez bu ürünler kullanılarak en az 2 hafta boyunca etkiler ve reaksiyonlar gözlemlenmelidir. Cilt üzerinde alerji, tahriş, kaşıntı ve kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi durumunda ürün kullanımı bırakılmalıdır. Ürünlerin etken maddesi cilt üzerinden kana karışabilir ve daha olumsuz sonuçlara neden olabilir. En iyi etkilerin elde edilmesi için salisilik asit içeren herhangi bir ürün kullanılmadan önce bir cilt uzmanına danışmak gerekir.</p><p>&nbsp;</p><p>Salisilik asit kullanımı cildin güneşe karşı çok daha hassas hale gelmesine neden olur. Bu nedenle doğrudan ya da krem ve jel formda bu madde kullanıldığında güneş ışınlarından uzak durulması gerekir. Dışarı çıkması gereken kişilerin yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanması ve koruyucu kıyafetler giymesi faydalı olur.</p>

12 Dakika

HEMEN OKU

Doğa Dostu Ürün Nedir?

<p>İnsanlık sanayi devriminden beri ileri düzeyde gelişen teknolojiye ve teknolojinin getirdiği kolaylıklara fazlasıyla alıştı. Marketten satın aldığımız en küçük ürünün bile plastik ile kaplanmış olması, pazarda yaptığımız alışverişlerde ürünlerin tek kullanımlık poşetlere konulması ve daha önce fark etmediğimiz birçok küçük hatta gezegenimizi korkunç sonuna yaklaştırıyor. Kullanıcıları bilinçlendirerek ve alışveriş alışkanlıklarını değiştirerek gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakabiliriz. Bu yazıda sizlerle yapabileceğiniz küçük değişiklikler ile yaratacağınız farkları, kullanılması önerilen doğa dostu ürünleri&nbsp;paylaşacağız.</p><p>&nbsp;</p><h3>Doğa Dostu Ekolojik Ürün Nedir?</h3><p>&nbsp;</p><p>Doğa dostu ekolojik ürünler, öncelikle kendi yaşam kalitemizi artırmak için çok önemlidir. Dışarıya çıktığımızda farkında olmadan hava kirliliği, su kirliliği, ses kirliliği gibi sağlığımızı olumsuz yönde etkileyecek çok sayıda etken ile karşılaşmaktayız. Yaşam kalitemizi ise, enerji ve doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı ve dünyanın geri dönüşüme verdiği önemin az olması sebebiyle kullandığımız zararlı ürünlerin yeterli düzeyde dönüşmemesi büyük ölçüde etkiliyor. Doğumdan ölüme kadar olan sürede tüketici kimliğine sahip olan her birey, yaptığı küçük değişikliklerle gelecek nesillere yeşil bir dünya bırakabilir. Mimariden tutun sanayiye kadar kullanacağımız ürünlerin ekolojik olanlarını seçmek hem insanların bugünkü sağlığını hem de gelecek nesilleri kurtarabilir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Doğa Dostu Ürün Kullanmak Neden Önemlidir?</h3><p>&nbsp;</p><p>Doğayı koruyan doğa dostu ürünleri kullanmak, öncelikle gitgide miktarı azalan doğal kaynakları korumaktır. Üretilirken daha az su ve enerji&nbsp;kullanılan&nbsp;bu ürünler, insanların artarak devam eden kullanım ihtiyaçlarına dayanıklı olmasıyla kullanıcıların ilgisini çekebilir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Bilindiği üzere,&nbsp;tükettiğimiz ürünlerin ambalajlanmasında kullanılan plastiğin içinde çok sayıda zehirli kimyasallardan oluşan maddeler var. Bu maddeler hem insan sağlığına zararlıdır hem de doğada çözünmesi yüz yıllar aldığı için kullanılması sakıncalıdır. Kendi sağlığımızı ve varlığımızı garantiye alan doğa dostu markalardan alışveriş yapmak, artarak devam eden küresel ısınma tehlikesini geciktirecektir. Geleceğimizi sağlama almak için kullandığımız ekolojik ürünler, çevreyi korumamız için elimizde olan en büyük koz olarak görülmelidir.</p><p>&nbsp;</p><h3>Doğa Dostu Ürün Özellikleri</h3><p>&nbsp;</p><p>Bu başlık aynı zamanda “Doğa dostu nedir?” veya “Doğa dostu ürünler nelerdir?” sorularının da cevabıdır. Doğa veya çevre dostu ürünler insanların karbon ayak izlerini en aza düşürmeyi hedefleyen ürünlerdir. Yapımlarında kullanılan sağlıklı ve tamamen doğa bazlı içerikler, insan sağlığına tamamen yararlıdır. Doğada tamamen parçalanabilir oldukları için kolayca geri dönüştürülebilirler. Bu özellikleriyle eski ve kullanılmış ürünlerden yepyeni, kullanılmamış, sayısız defa geri dönüştürülebilen ürünler üretilebilir. Bir ürün birden fazla kez üretildiği için daha az su ve enerji harcanır ve doğaya minimum hasar bırakılır. Doğa dostu markaların ürünlerini kullanmak her ne kadar kolay üretilen plastikleri kullanmaktan biraz daha pahalı olsa da hem kendi sağlığınız için hem de çevreniz için yapabileceğiniz en ucuz yatırımdır.</p><p>&nbsp;</p><h3>Doğa Dostu Ürünler Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3><p>&nbsp;</p><p>Doğayı gerçekten koruyan bilinçli bir tüketici olmak isterseniz birkaç unsura dikkat etmeniz gerekir. Alacağınız ürünün arkasındaki ambalajı okuyarak içindeki maddeleri incelemek bunların en basitidir. Çevre dostu ürünler üzerlerinde doğallığını kanıtlayan sertifikalar ile basılmıştır. Sahip olduğu sertifikaları paylaşan marka, ürettiği ürüne güvendiği için siz&nbsp;de ürüne güvenebilirsiniz. Çünkü bilirsiniz ki ürün sizden önce, bu ürünleri üreten insanları denetleyen&nbsp;kurumlar&nbsp;tarafından incelenmiştir. Sertifikalar haricinde web sitemizde bulacağınız ecopuan bilgisinden de yararlanabilirsiniz. Bu noktada “<strong>ecopuan nedir</strong>?” sorusu akıllara gelebilir; ecopuan, bir ürünün ne kadar doğa dostu&nbsp;ve sağlığa faydalı&nbsp;olduğunu gösteren puanlama sistemidir ve <strong>sürdürülebilir kozmetik</strong> alışverişi yapmak isteyenlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalardan biridir.</p><p>&nbsp;</p><p>Bir diğer önemli unsur ise ürünün geri dönüştürülebilir malzemeler içermesidir. Doğa dostu yaşamın birinci kuralı hiç atık üretmemek olduğu için bu ürünlerin geri dönüştürülebilir olması, ürünü satın almadan önce aradığınız kriterlerin başında gelmelidir. Alacağınız ürünün minimum enerji tüketmesi karbon ayak izinizi azaltacak en önemli ölçüttür. Ürünler aynı zamanda yeniden kullanılabilir malzemelerle üretilmelidir. Sağlığınız ve çevre için bu unsurlara dikkat edip çevrenize bu görüşü yayarsanız her gün daha sağlıklı bir sabaha uyanabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Sahip Olduğu Sertifikalar</h4><p>Bir ürünün doğal ve ekolojik dengeye uygun olduğunu kanıtlayan ilk sertifika 'ECOmark' sertifikasıdır. Bu sertifika ile ürünlerde çevreye ve insan sağlığına zararlı katkı maddeleri kullanılmadığı kanıtlanmış olur. İkincisi ise ‘geri dönüşüm’ sertifikasıdır. Türkiye'de en yaygın görülen bu sertifika sayesinde ürünün geri dönüşüme uygun olduğu kullanıcılara gösterilir.&nbsp;&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h4>Geri Dönüştürülebilir Malzemeler Olması</h4><p>Bir ürünün geri dönüştürülebilir malzemeden olması onun hem sağlıklı maddelerden yapıldığı anlamına gelir hem de bu maddeler doğada kolayca çözülebildiği için gelecek nesillere temiz bir gelecek bıraktığınızı bilirsiniz. Tüketici olarak geri dönüşüm amblemini ürünlerinizde arayıp o ürünü dönüştürürseniz daha temiz bir geleceği garantilemiş olursunuz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Karbon Ayak İzini&nbsp;&nbsp;Azaltacak Önlemleri</h4><p>Karbon ayak izinizi azaltmak için karbon salınımından kaçınmalısınız. İşten eve yürüyerek veya bisikletle giderek, eğer gideceğiniz yer uzaksa toplu taşımayı kullanarak küçük ama etkili yollarla doğayı koruyabilirsiniz.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h4>Minimum Atık Oluşturması</h4><p>Kullandığınız ürünün çevreye en az hasarı verdiğinden emin olmak için ikinci el veya geri dönüştürülmüş ürünler kullanabilirsiniz. Kozmetik ve bakım ürünlerinde de sürdürülebilirliğe dikkat edebilirsiniz. Örneğin bazı göz, cilt ve <a href="https://www.ecomercek.com/dudak-bakimi">dudak bakımı</a> ürünlerinin ambalajlarında kullanılan malzemelerin geri dönüştürülebilir olduğundan emin olarak sürdürülebilir bir alışveriş yapabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Minimum Enerji Tüketmesi</h4><p>Sanayi devriminin getirdiği fabrikalaşma sayesinde tükettiğimiz ürün başına kullandığımız su ve enerji miktarı da arttı. Her ne kadar fosil yakıtlara olan bağlılığımız devletler tarafından gitgide düşürülmeye çalışılsa da, siz de hayatınızda güneş enerjisi kullanımını yaygınlaştırarak bu harekete destek olabilirsiniz. İkinci el sektörünün yaygınlaşmasına yardım ederseniz, hammadde ve enerji tüketiminizi azaltabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h3>Doğa Dostu Ürünler Nelerdir?</h3><p>&nbsp;</p><p>Çevre dostu ürünler, doğanın dengesini korumak için çabalayan, karbon ayak izini en az seviyeye indirmek isteyen insanların kullandığı bir yöntemdir. &nbsp;Çevre dostu ürünlerin üretim aşamasında daha az kaynak kullanılır. Kolay dönüştürebildikleri için doğa dostu insanların tükettiği ürünlerin başında gelirler. Bu ürünler aynı zamanda hayvanlar üzerinde denenmediği için hiçbir canlıya zarar vermediğinizden emin olarak alışverişinizi yapabilirsiniz. Tüketicilerin doğa dostu ürünleri tercih etmesi, doğa dostu üretim yapmayan firmaların karını azaltır ve bunun sonucunda onlar da doğa dostu üretim yapmak zorunda kalır. Böylelikle sürdürülebilir olmayan ürünlerin üretiminin de azalması ve zaman içinde tamamen ortadan kalkması mümkün olur.</p><p>&nbsp;</p><h4>Diş Macunu Tabletleri</h4><p>Bilinen diş macunu tüpleri plastik ve alüminyum karışımından yapılır, bu yüzden sağlığa oldukça zararlıdır. Aile içinde tek bir tüp kullanıldığı için aile içinde hijyen problemlerine ve ağız içi hastalıklara neden olabilir. Bireysel hijyeninize verdiği önem ve çevre dostu tamamen geri dönüştürülebilir tüketimi ile %100 vegan diş macunu tabletlerini nane ferahlığı, portakal aromalı seçenekleriyle kullanmayı düşünebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Bambu Diş Fırçası</h4><p>Plastik saplar yerine tamamen bambudan oluşan diş fırçalarını kullanmayı düşünebilirsiniz. Bambu yapısı gereği anti bakteriyel bir bitki türü olduğu için sağlığınız için daha yararlıdır. Bambular dünyada en hızlı yetişen bitkilerdir, bundan dolayı seri üretimi yapılabilir ve kullanımı oldukça kolaydır.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h4>Bez Çantalar</h4><p>Günlük hayatta alışveriş yaptığımız her dükkânda plastik poşet kullanılıyor. Yanınızda bez çantalar taşıyarak plastik kullanımını azaltabilirsiniz. Bez çanta kolay taşınabilirliği, çeşitli boy seçeneği ve yıkanabilir olmasıyla çevre dostu insanların kesinlikle kullanması gereken ürünlerden biri.</p><p>&nbsp;</p><h4>Bal Mumu Keseleri</h4><p>Kumaş üzerine balmumu, çam reçinesi ve Hindistan cevizi yağını emdirerek hazırlanan bu keseler, geleneksel buzdolabı poşetlerini bir daha almamanızı sağlayacak.&nbsp;Tekrar tekrar yıkanabilen özellikleri sayesinde, tek kullanımlık olan buzdolabı poşetlerine bir daha ihtiyaç duymayacaksınız. Geri dönüştürülmesi zor olan streç filmleri ve buzdolabı poşetlerinin yerine bal mumu keselerini kullanmak hem plastik&nbsp;kullanımınızı&nbsp;azaltacak hem de daha sağlıklı bir şekilde yiyeceklerinizi saklayabileceksiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğal Roll On</h4><p>Doğal roll-on’ları sağlıklı ve doğa dostu deodorantlar olarak düşünebilirsiniz. İçerisindeki doğal tuz, mineral ve potasyum ile alüminyum bazlı deodorantlardan çok daha sağlıklıdır. Doğal roll-on'lar koltuk altlarındaki gözenekleri kapatmadığı için terlemeye de engel olmaz.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h4>Su Matarası</h4><p>Tek seferlik kullan at bardaklar veya marketten alacağınız plastik şişelere konulan içecekler yerine her zaman kullanabileceğiniz, temizliğini kendiniz yapacağınız için güvenebileceğiniz cam veya paslanmaz çelik malzeme kullanılarak üretilmiş su mataralarını tercih edebilirsiniz.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğada Çözünen Pişirme Kâğıdı ve Streç Film</h4><p>Bakteriyel çözünme sağlayacak içeriğiyle tamamen doğal üretilen pişirme kâğıdı ve streç filmler, doğada gün ışığı ve oksijen sayesinde kolayca çözünebilir. Pişirme ve saklamada kullandığımız, hayatımızda temel bir yeri olan bu ürünleri dönüştürülebilir ürünlerden seçmek çok önemlidir.</p><p>&nbsp;</p><h4>Yıkanabilir Kâğıt Havlu</h4><p>Milyonlarca ağacın kesilmesiyle üretilen kâğıt havluların üretildiği fabrikalar havayı ve suyu kirletir. Yıkanabilir havlular kullanarak kâğıt kullanımınızı azaltabilir ve doğayı koruyabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Katlanır Seyahat Kupası</h4><p>Metal ve uzun kullanımlı katlanır seyahat kupaları seyahatleriniz sırasında size rahat bir kullanım olanağı sağlıyor. Yer tasarrufunun yanı sıra yıkanarak temizlenebilmesi özelliği ile kolay ve pratik bir seyahat için kullanmayı düşünebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğa Dostu Şampuan</h4><p>Marketlerde satılan şampuanların üstünü bir kere okuduğunuzda saç derinize verdiğiniz zarar için üzülebilirsiniz. Doğal ve ambalajı geri dönüştürülebilir şampuanlar tuzsuz, karbonatlı ve paraben içermeyen içerikleriyle hem sağlığınızı hem de doğayı korur. Ayrıca katı şampuanlar da doğa dostu seçenekler arasında bulunur.</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğa Dostu Saç Kremi</h4><p>En az şampuanlar kadar kimyasal barındıran saç kremleri hem saçlarınıza hem de ambalajları ile doğaya zarar verir. Saç kreminizi alternatif yollarla evde kendiniz hazırlayabilir, geri dönüştürülebilir ambalaja sahip ve temiz içerikli bir ürünü veya katı saç kremlerini tercih edebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğal Mum</h4><p>Mumlar günümüzde dekoratif amaçlı ve bazı durumlarda ışıklandırma için kullanılabilir. Rahatlatıcı kokuları nedeniyle çalışma sırasında veya meditasyonda sıkça tercih edilen mumların kullanımını doğa dostu yapmak ise oldukça kolay. Parafin yerine margarin veya aromatik yağlarla yapılmış mumları tercih ederek hava kirliliğini önleyebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğal Sünger</h4><p>Deniz süngeri olarak da bilinen bu ürünü çeşitli renk seçenekleriyle mutfakta, bulaşıkta, sert yüzeyi sebebiyle cildinizdeki ölü deriyi atmada kullanabilirsiniz. Kokusuz yapısı sayesinde <a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">cilt bakım ürünleri</a> ile aktif olarak kullanılırlar. Ayrıca kabak lifi de kullanılabilecek doğal sünger seçenekleri arasında yer alır.</p><p>&nbsp;</p><h4>Doğa Dostu Güneş Gözlüğü</h4><p>Buğdaydan ve samandan yapılan güneş gözlükleri, gözünüzü güneşten korumak için size eğlenceli ve şık tasarımlarını çevre dostu olarak sunuyor. Buğday sapları olgunlaştıktan sonra yapılan bu gözlükler doğada çözülebilir.</p><p>&nbsp;</p><h4>Güneş Enerjili Saat</h4><p>Günümüzde üretilen saatlerde kullanılan pil sayısı çok fazladır. Doğaya zarar vermeden saat kullanmak isteyenler, tekrar doldurabilen pil ile üretilen saatleri veya güneş enerjisi ile çalışan saatleri tercih edebilir.&nbsp;</p>

16 Dakika

HEMEN OKU

Tonik Nedir?

<h2><strong>Tonik Nedir?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Sağlıklı ve ışıldayan bir cilde sahip olmak isteyenler, “Tonik nedir?” sorusuna cevap arayabilir. Tonik, içeriğinde cildin temizlenmesine ve arınmasına yardımcı olan bileşenler içeren ve antiseptik özelliğe sahip olan özel losyonlardır. Cilt, gün boyu makyaj ve çeşitli dış etkenler nedeniyle kirlenebilir. Tonikler, gözeneklere dolan kiri, yağı ve makyaj kalıntılarını temizleyerek cildin tazelenmesine ve yenilenmesine yardımcı olur. Tonikler, genellikle yüz için üretilse de saç ve tırnak tonikleri de bulunur. Bu ürünlerin içeriğinde biotin ve B7 gibi vitaminler yer alır. “<a href="https://www.ecomercek.com/biotin-nedir">Biotin nedir</a>?” şeklinde araştırma yapanlar nemlendirici ve yumuşatıcı özelliklere sahip bakım ürünleri ile karşılaşabilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Tonik Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Günlük bakım rutinine yeni bir temizleyici ürün eklemek isteyenler, “Tonik ne işe yarar?” diye merak edebilir.<a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">&nbsp;Cilt bakımı</a> sırasında kullanılan tonikler yalnızca cildi temizlemekle kalmaz, gözenekleri de küçültür. Tonik içinde bulunan salisilik asit gibi asitler, yağ ve kir nedeniyle genişleyen gözeneklerin küçülmesini sağlar. Özellikle bu amaçla üretilen tonikler cildi hafifçe soyabilir. Siyah nokta ve sivilce oluşumu bu sayede engellenebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Doğal olarak asidik bir yapıda bulunan cildin pH değeri 5 ile 6 arasındadır. Ancak herhangi bir temizleyici ürün kullanıldıktan sonra pH dengesi bozulabilir. Tonikler, cildin pH dengesini koruyarak tenin parlak, yumuşak ve pürüzsüz olmasını sağlar. Toniklerin önemli özelliklerinden biri de uygulamadan sonra kullanılan bakım ürünlerinin etkisini artırmasıdır. Toniğin ardından uygulanan nemlendirici kremler ve serumlar, cilt tarafından daha iyi emilir. Bazı ürünler cildi nemlendirmek ve tazelemek haricinde farklı amaçlar için de kullanılabilir. Antioksidanlarla zenginleştirilen tonikler, ciltteki yaşlanma belirtilerini azaltabilir. Cilt dokusunu iyileştirdiği için ince çizgi görünümünü önleyebilir. Cildin savunma mekanizmalarını güçlendirerek sağlıklı görünmesine yardımcı olur.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Tonik Nasıl Kullanılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Günlük bakım rutininin önemli bir parçası olan tonik, cilt temizlendikten sonra kullanılır. Bir pamuğun üzerine az miktarda alındıktan sonra dairesel ve nazik hareketlerle cilde uygulanır. Bu işlem sırasında cilde çok fazla bastırmamak önemlidir. Tonikler, uygulama sırasında gözeneklerde biriken ve çıkmayan kiri alır. Bu nedenle pamuk üzerinde kirli bir katman oluşabilir. Tonikten en iyi verimin alınması için yeni bir pamukla uygulamanın devam ettirilmesi gerekir. Uygulamanın ardından pamuğun temiz kalması, kir tabakasının temizlendiği anlamına gelir. Tonik uygulamasından 1-2 dakika sonra cilt tipine uygun bir nemlendirici ya da yüz serumu sürülmesi de önemli bir noktadır. Tonikler hem gündüz hem de gece kullanıma uygundur ancak kolayca tahriş olan fazla hassas bir cilde sahip kişilerin tonikleri günde 1 kez kullanılması daha mantıklı olur.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Cilt Tipine Göre Tonik Nasıl Seçilir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Toniğin fayda sağlaması için cilt tipine uygun bir ürün seçilmesi gerekir. Kuru cilt için yağlı ciltlere uygun bir ürün kullanmak, cildin daha da kuruyup çatlamasına neden olabilir. Tam tersi olarak yağlı cilt tipine sahip kişilerin kuru ciltlere uygun bir ürün kullanması sonucu ciltte daha çok sivilce oluşabilir. Bu nedenle kişilerin “Tonik ne demek?” sorusunun yanıtını öğrendikten sonra cilt tipine uygun ürünü belirlemesi faydalı olur. En iyi tonik çeşitleri cilt tipi ile uyumlu, deri üzerinde irritasyona ve hassasiyete neden olmayacak içeriklerle formüle edilen ürünlerdir.</p><p>&nbsp;</p><h4><strong>Normal ve Karma Ciltler</strong></h4><p>&nbsp;</p><p>Sebum oranı yüksek karma ve yağlı ciltler için uygun olan sıkılaştırıcı tonik çeşitleri, yağ içermemelidir. Yağ içerikli ürünler, akne ve sivilceye meyilli ciltler üzerinde olumsuz etki yaratır. Yüzün yanı sıra boyun bölgesinde de kullanıma uygun olan, bitki ve çiçek özleri ile zenginleştirilen çeşitler bakım rutinine dahil edilebilir. Karma ciltler için tonik çeşitlerinin kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de yağlanmanın görüldüğü bölgelerdir. Bu ciltlerde yalnızca T bölgesinde aşırı sebum ve sivilce oluşumu görülebilir. Normal ve karma ciltlere uygun ürünler yalnızca bu bölgeye uygulanabilir.</p><p>&nbsp;</p><h4><strong>Kuru Ciltler</strong></h4><p>&nbsp;</p><p>Kuru ciltler için uygun olan tonikler, içeriği sayesinde cildin nem oranını artırır. Gün içinde dış etkenlere bağlı olarak azalan nem için takviye yapar. Kurumaya bağlı olarak gelişen çatlama ve pul pul görünümün önüne geçer. Cildi daha parlak ve canlı gösterebilir. Kuru ciltler için tonik önerileri arasında gerginliği azaltıcı, rahatlatıcı ve ferahlatıcı etkiye sahip olanlar bulunur.</p><p>&nbsp;</p><h4><strong>Hassas Ciltler</strong></h4><p>&nbsp;</p><p>Tonik ile yapılan temizleme işlemi hassas ciltler üzerinde kızarıklığa ve tahrişe neden olabilir. Bu nedenle alkol barındırmayan ve vitaminlerle zenginleştirilmiş doğal tonik çeşitleri kullanılmalıdır. E vitamini ve gliserin içerikli ürünler cildin yatışmasına yardımcı olabilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Toniğin Faydaları</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Tonik faydaları cilt tipine göre değişse de bu ürünler cildin yenilenmesine ve pH dengesinin korunmasına yardımcı olur. Kuru ciltlerin nemlenmesini sağlarken yağlı ciltlerde parlamaların önüne geçer. Sebum oranı yüksek ciltlerde biriken kiri ve yağı temizleyerek gözenekleri küçültüp sıkılaştırır. Düzenli kullanımla sivilce ve siyah nokta oluşumunu engelleyebilir. Nemlendirici özelliğe sahip olan ürünler ise günlük nem kaybını telafi ederek cilde sağlıklı bir görünüm verir.</p>

6 Dakika

HEMEN OKU

DD Krem ve EE Krem Nedir?

<h2>DD Krem ve EE Krem Nedir?</h2><p>BB krem ailesinin alfabetik serisine son yıllarda eklenen DD ve EE kremler, makyaja ve cilt bakımına fazla zaman ayıramayanlar için hızlı çözümler sunuyor. Ailenin en bilinen ve ilk üyelerinden olan BB ve CC kremlerin geliştirilmiş hali olan DD krem, BB kremin güneş koruyucu etkisi ile CC kremin renk düzenleyici işlevini harmonize ediyor. EE krem ise CC kremin cilt bakımı özelliğini geliştirerek; daha etkili bir güneş koruması, daha parlak bir cilt ve renk eşitsizliğine karşı cilt bakımı etkisi sunuyor.&nbsp;</p><h3>DD Krem Ne İşe Yarar?</h3><p>“Günlük koruma” anlamına gelen, “daily defense” kelime grubunun kısaltması olan DD krem; cildin dinamik kalmasına yardımcı olmayı ve buna bağlı olarak olgun ve kuru ciltlerde savunma mekanizmasını belirgin bir şekilde güçlendirme vaadinde bulunuyor. SPF ve antioksidan özellikte bileşenler barındıran DD krem; içeriğindeki yaşlanma karşıtı <a href="https://ecomercek.com/koenzim-nedir/">koenzim</a>, hücre yenilenmesini hızlandıran E vitamini ve cildi nemlendirmeye yardımcı olan hyaluronik asit gibi içerikler sayesinde cilt bakımı etkisi de sağlıyor.</p><p>Ciltte görünmesi istenmeyen lekeler üzerinde kapatıcılık sağlamanın ve cildin renk eşitsizliğini gidermenin yanı sıra cilt bakım özelliğine de sahip olan DD kremin, BB ve CC kremin karışımı niteliğinde olduğu söylenebiliyor. Son teknoloji ile üretilen bu ürün, çoğunlukla nemlendirici krem benzeri bir yapıya sahip oluyor. Ciltteki yaşlanma izlerine karşı etkin mücadele vermesi nedeniyle orta ve ileri yaşlardaki kullanıcılar tarafından tercih ediliyor.</p><h3>DD Krem Nasıl Uygulanır?</h3><p>DD krem, ince yapılı olması sayesinde makyaj bazı olarak kullanılabiliyor. DD krem üzerine, fondöten ya da kapatıcı uygulama yapılarak daha canlı bir makyaj görüntüsü elde edilebiliyor. Belirgin özelliklerinden biri ciltteki nem kaybını önlemek olan bu krem, nemlendirici krem olarak tek başına kullanıldığında da ciltteki hafif kusurları gizleyerek cilt neminin korunmasına yardımcı oluyor. DD krem; elle, sünger ya da fondöten fırçası ile uygulanabiliyor.</p><h3>EE Krem Ne İşe Yarar?</h3><p>İngilizce’de “Extra exfoliation” olarak ifade edilen, yani ekstra soyulma anlamına gelen EE krem, adından da anlaşıldığı üzere cildi ölü derilerden arındırmayı amaçlıyor. Dolayısıyla bu ürünler, cilt bakımlarının köşe taşlarından biri olan kuvvetli arındırıcılar şeklinde ifade edilebilir.</p><p>BB, CC veya DD kremin aksine günlük kullanıma uygun olmayan EE krem, doğrudan cilt bakımını hedef almasıyla ailenin diğer üyelerinden ayrılıyor. EE krem; cildi yenilemeye, canlandırmaya ve renk tonunu eşitlemeye yardımcı olur. Ek olarak; birçok marka EE kremin tek başına kullanmaya uygun olmadığını ve makyaj altına uygulanmasının daha iyi sonuç vereceğini belirtiyor.&nbsp;</p><h3>EE Krem Hangi Ciltler için Uygundur?</h3><p>EE kremler soyucu özellikte olduğu için hassas ciltlerin bu ürünü kullanması önerilmiyor. Aynı zamanda EE kremden yeterli fayda sağlanması için, ürünün haftada birkaç kez kullanılması gerekiyor. Fakat diğer tüm soyucu özellikteki ürünler gibi her gün kullanılması durumunda cilt hassasiyetine neden olabildiği için önerilen kullanım miktarının aşılmamasında fayda var.&nbsp;</p><p>Bununla birlikte, BB ve CC kremlerden daha yoğun bir içeriğe sahip olan EE kremin orta ve ileri yaş gruplarında kullanımı daha uygun görülüyor. Başka bir ifadeyle, genç ciltlerde BB ve CC kremin sunduğu bakım ve korumanın miktarı yeterli olurken daha ileriki yaşlarda BB ve CC yerine EE krem tercih edilebiliyor.&nbsp;</p><h3>EE Krem Nasıl Uygulanır?</h3><p>EE krem, dudak ve göz çevresi hariç tüm yüze eşit şekilde dağıtılarak; parmak uçları, fırça veya sünger yardımıyla yayılarak kullanılabilir. Temizlenen cilde, nemlendirici ya da makyaj bazı olarak uygulanabilir. Ancak kozmetiğe kıyasla cilt bakım ürünü olarak kategorize edilen EE kremin, fırça ya da sünger yerine elle uygulanmasının daha etkili olduğu söyleniyor.</p><h3>DD Krem Hangi Ciltler için Uygundur?</h3><p>Tüm cilt tiplerindeki tüketiciler, günlük cilt bakım rutinine DD kremi dahil edebilir. DD krem; özel bir cilt tipi veya yaş grubu için tasarlanmış olmadığı için, kremin bakım ve makyaj etkisinden bir arada faydalanmak isteyen tüm kullanıcılar günlük rutininin bir parçası haline getirebilir. Bununla beraber kozmetik ve cilt bakımı grubuna ait her üründe olduğu gibi DD kremlerin de daha efektif çalıştığı belli cilt tipleri bulunuyor. Bu durum üretici firmaya ve ürünün özelliklerine göre değişiklik gösterebiliyor.&nbsp;</p><p>DD krem, ciltte renk eşitliği sağlamanın yanı sıra cildi çevresel etkilere karşı korumaya yardımcı oluyor. DD krem, özellikle kuru ve olgun cilde sahip kullanıcılar tarafından seviliyor. İçerdiği güneş koruyucu bileşenler nedeniyle BB kreme benzetilen DD kremin içerisindeki yüksek SPF miktarı, UVA ve UVB ışınlarına karşı koruma sağlayarak şehir yaşamında güneş <a href="https://ecomercek.com/losyon-nedir/">losyonu</a> alternatifi olarak kullanılmasına imkân sağlıyor.</p><h3>DD Krem ile EE Krem Arasındaki Fark Nedir?</h3><p>DD ve EE krem isim benzerliğine sahip olsa da farklı cilt bakım etkilerine sahip ürünler arasında yer alıyor.&nbsp;</p><ul><li>DD ve EE krem farkı öncelikle bu ürünlerin ait olduğu ürün grubunda ortaya çıkıyor. DD krem hem kozmetik hem cilt bakım amaçlı kullanılabilirken EE krem yok denecek kadar az kozmetik etkiye sahip bir ürün olmasıyla ön plana çıkıyor. Bu yüzden, EE krem sıklıkla bir cilt bakım ürünü olarak kategorize ediliyor.&nbsp;</li><li>İki ürünün içerikleri oldukça farklı: DD kremin içeriğinde SPF ve antioksidan gibi koruyucu içeriklerin yanında birçok farklı yaşlanma karşıtı bileşen bulunurken; EE kremin içeriğinde cildin ölü derilerden arındırılması ve çevresel etkilerden korunması amacıyla kullanılan aktif bileşenler yer alıyor.</li><li>Bir diğer önemli fark, kullanıcı tipinde ortaya çıkıyor. Her iki krem de tüm yaş gruplarında kullanılabilir olsa da DD kremin olgun ve kuru ciltlerde daha efektif çalıştığı biliniyor. Öte yandan EE kremin hassas cilde sahip kişiler tarafından kullanılması önerilmiyor.</li><li>İki ürün arasındaki son önemli farkın da kapatıcılık etkisi olduğu söyleniyor. EE kremin fondöten yerine kullanılması tercih edilmiyor. DD krem ise cilt eşitlemesi sağlar ve yoğun fondöten dokusu aramayanlar için günlük bir kapatıcı görevini yerine getirebilir.</li></ul><p>&nbsp;</p><h3>Kaynakça:</h3><p><a href="https://www.100percentpure.com/blogs/feed/bb-cream-and-cc-dd-ee">https://www.100percentpure.com/blogs/feed/bb-cream-and-cc-dd-ee</a></p><p><a href="https://www.stylecraze.com/articles/the-difference-between-bb-cc-dd-creams/#dd-cream">https://www.stylecraze.com/articles/the-difference-between-bb-cc-dd-creams/#dd-cream</a></p><p><a href="https://nakedpoppy.com/blog/the-real-difference-between-bb-cc-dd-and-ee-creams/">https://nakedpoppy.com/blog/the-real-difference-between-bb-cc-dd-and-ee-creams/</a></p><p><a href="https://glowsly.com/bb-cc-dd-ee-creams-differences/#tips">https://glowsly.com/bb-cc-dd-ee-creams-differences/#tips</a></p><p><a href="https://fashionmagazine.com/beauty-grooming/skin-makeup-guide/">https://fashionmagazine.com/beauty-grooming/skin-makeup-guide/</a></p><p><a href="https://futurederm.com/blogs/skin-care/what-are-the-differences-between-a-bb-cream-cc-dd-and-ee-cream-and-which-do-you-actually-need">https://futurederm.com/blogs/skin-care/what-are-the-differences-between-a-bb-cream-cc-dd-and-ee-cream-and-which-do-you-actually-need</a></p><p><a href="https://www.foxywears.co/bb-cc-dd-ee-creams-differences-meanings-and-tips/">https://www.foxywears.co/bb-cc-dd-ee-creams-differences-meanings-and-tips/</a></p>

11 Dakika

HEMEN OKU

Greenwashing (Yeşil Yıkama) Nedir?

<p>"Yeşil parlaklık" olarak da adlandırılan yeşil yıkama; bir kuruluşun ürünlerinin, amaçlarının ve politikalarının çevre dostu olduğuna tüketiciyi ikna etmek için, yeşil pazarlamayı aldatıcı bir şekilde kullandığı bir pazarlama şeklidir. Yeşil yıkama, yeşil boyama, yeşil aklama, yeşil göz boyama gibi tanımlamalarına da sıkça rastlayabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>&nbsp;“Greenwashing (yeşil yıkama) günlük hayatımızda karşımıza nasıl çıkar?”&nbsp;</strong></p><p>&nbsp;</p><p>Özellikle son yıllarda pandeminin de hızlandırdığı bir süreçle, tüketiciler olarak doğal, sağlığa ve çevreye faydalı ürünleri kullanmaya daha özen gösteriyoruz. Karbon ayak izimizi azaltmak, kullandığımız ürünlerin geri dönüştürülebilir olmasına dikkat etmek, hayvanlar üzerinde test yapılmayan marka ve ürünleri tercih etmek gibi birçok konuda bilinçli olarak tercihler yapmaya çalışıyoruz. Doğadan aldığımızı doğaya vermek, daha temiz ve yeşil bir dünya için hareket etmek, kullandığımız doğal kaynakları yok etmemek hem insanlık hem de gezegenimiz için artık önemli bir düşünce ve hareket eyleminin yanında şart haline de geldi.</p><p>&nbsp;</p><p>Tüketiciler olarak satın alma ve karar süreçlerimizdeki bu değişiklik, taleplerimizin de değişmesine sebep oldu. Tüketici taleplerindeki bu değişiklik, firmaların da pazara sunduğu ürünlerin arzında değişiklik yapmalarına yol açtı. Firmalar bu yeni pazarda kar elde edebilmek adına, üretim modellerini değiştirmeye başladılar. Sağlığa ve çevreye faydalı ürünleri artık her yerde görmeye başladık. Ancak, firmalar için bu dönüşüm uzun bir süreci kapsayan, hem finansal hem de zamansal olarak maliyeti olan bir süreç. Bazı firmalar hızlı ve doğru bir şekilde dönüşümü gerçekleştirirken, bazı firmalar da sosyal ve çevresel etkisinden ziyade finansal kara odaklanıp sağlığa ve çevreye duyarlı ürün geliştiriyormuş gibi pazarlama ve reklam faaliyetleri ile tüketicileri aldatma yoluyla harekete geçtiler. İşte bu noktada “greenwashing” kavramı ortaya çıktı. Firmaların, tüketicilere çevreye ve sağlığa duyarlı ürünleri sunduğunu söyleyerek ancak ne üretim sürecinde ne de pazarlama sürecinde bu duyarlılığa ve gerçekliğe sahip olmayacak şekilde yaptıkları pazarlama faaliyetlerine verilen bir isim oldu.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>Peki Greenwashing’ten nasıl korunabiliriz?</strong></p><p>&nbsp;</p><p>Satın almak istediğimiz ürünlere, alışverişten önce bir ön araştırma yaparak başlayabiliriz. Aşağıdaki maddeler bu noktada yol gösterici olacaktır:</p><p>&nbsp;</p><ul><li>Satın almak istediğimiz ürünün içeriklerine bakıp, petrol türevi ya da toksik bir bileşen olup olmadığına bakabilir,</li><li>Hayvanlar üzerinde test yapılıp yapılmadığını kontrol edebilir,</li><li>Hayvansal bir içerik kullanılıp kullanılmadığına bakabilir,</li><li>Firmayı/markayı araştırıp, yaptığı çalışmaları inceleyebilir,</li><li>Ürün ambalajlarının dönüştürülebilir ya da dönüştürülmüş materyallerden üretildiğini kontrol edebilir,</li><li>Doğa ve çevre dostu sertifika ve belgelere sahip olduklarına bakabiliriz.</li></ul><p>&nbsp;</p><p>Yukarıdaki temel faktörleri sağladığını düşündüğünüz bir ürün bulduysanız, içiniz rahat bir şekilde o ürünü almaya karar verebilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><p>Ancak, tüm bunlar için çok zaman kaybedeceğiniz düşünüyorsanız, Ecomercek olarak bizim inceleme ve değerlendirmelerimiz de size yol gösterecektir.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Ecomercek olarak, kullandığımız kozmetik ve cilt bakım ürünlerini incelerken, hem çevre hem de sağlık açısından etkilerine bakıyoruz. Bir ürünün içinde kullanılan bileşenlerini incelerken aşağıdaki ana başlıklarda kontrollerini sağlıyoruz:</p><p>&nbsp;</p><ul><li>Doğal bazlı olmasına</li><li>Bitkisel içerikli olmasına</li><li>Alerji veya irritasyon etkisi olmamasına</li><li>Sağlık endişesi taşımamasına</li><li>Çevresel etkisinin negatif olmamasına odaklanıyoruz.</li></ul><p>&nbsp;</p><p>Ürünün çevresel etkisinde ise;</p><ul><li>Hayvanlar üzerinde test yapılmamasına,</li><li>Sürdürülebilir marka faaliyetlerini olmasına (yenilenebilir enerji, su, tarım vb. faaliyetlerine)</li><li>Sertifika, belge, klinik testlerinin olmasına</li><li>Geri dönüştürülmüş veya geri dönüştürülebilir ambalaja sahip olmasını inceliyoruz.</li></ul><p>&nbsp;</p><p>Böylelikle, ürünü kullanırken en doğal, en temiz içerikli ürünleri ve beraberinde çevresel etkisi ile “greenwashing” yapmayan ve gerçek anlamda tüketicileri doğru yönlendiren markalar ve ürünlerini sizlerle paylaşarak, doğaya ve insana saygılı bir şekilde satın alma tercihlerini olumlu şekillendirmek istiyoruz.</p><p>&nbsp;</p><p>Eğer, bir yerden başlamak istiyor ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, içerik inceleme sayfamızdan başlayabilirsiniz. Hiçbir şey olmasa bile, kesin bir değişim yaratacaktır.&nbsp;</p>

4 Dakika

HEMEN OKU

Peeling Nedir?

<h2><strong>Peeling Nedir?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Ölü derinin cilt yüzeyinden atılması ve cildin temizlenmesi amacıyla uygulanan işlem, “Peeling nedir?” sorusunun cevabıdır. Hava kirliliği, sağlıksız beslenme, yeterince su tüketmeme gibi nedenlerle cilt zamanla kendini yeterince yenileyememeye başlar. Bu durumda derinlemesine temizlik ve yenilenme sağlayan peeling uygulamalarından yararlanılır.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Ne Demek?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>İngilizce “peel” kelimesinin isim hali olan peeling, kabuğun soyulması anlamına gelir. “Peeling ne demek?” merak edenler, dermatolojide eksfoliasyon olarak da bilinen ve cilt yüzeyindeki en eski ölü derilerin yok edilmesi amacıyla uygulanan işlemle karşılaşır. Soyma işlemi kozmetik ürünlerle ve kişilerin evde doğal ürünlerle hazırladığı karışımlarla yapılabileceği gibi klinik ortamda uzmanlar tarafından da uygulanabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Ne İşe Yarar?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Peeling; kırışıklıklar, siyah ve kahverengi lekeler, çatlaklar, sivilce ve akne izleri, çukurlar ve siyah noktaların giderilmesi amacıyla uygulanır. Zaman içinde elastikiyetini kaybeden ve sarkan cildin esnekliğini tekrar kazanması amaçlanır. Standart işlemlerde cildin üst tabakası soyularak derinin pullanması sağlanır. Ölü hücrelerden arındırılan ciltte yeni hücre oluşumu desteklenir. Alt katmanlardaki sağlıklı deri açığa çıkarıldığı için cilt pürüzsüz ve canlı görünür. “Peeling ne işe yarar?” sorusunun yanıtını alanlar, cilt tipine uygun bir ürünle deri problemlerinin önüne geçebilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Nasıl Uygulanır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Peeling nasıl uygulanır?” merak edenler, evde kendi uygulama yapabileceği gibi profesyonellerden de yardım alabilir. Evde doğal ve kozmetik ürünlerle yapılan peeling, maske şeklinde uygulanarak cildi soyar. Kese, doğal lifler ve elektronik cihazlarla masaj yapılması mümkündür.</p><p>&nbsp;</p><p>Bir cilt soyma işlemi olan karbon ya da lazer peeling, yeni kolajen üretimini destekleyerek cilt sorunlarının giderilmesini sağlar. Derin yara ve ameliyat izleri ile yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıkların yok edilmesi amacıyla uygulanır. Cilt lekelerinin tedavisinde de sıklıkla yararlanılan bir yöntemdir. Cildin üst katmanından itibaren derinin hangi derinlikte soyulacağına uzmanlar karar verir. İşlemin seans sayısı ve süresi, kişilerin cilt tipine ve sorunlarına göre değişir. Ancak derin ameliyat izleri ve lekeler için yapılan uygulamalar ortalama 3-5 seans devam eder.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Çeşitleri</strong></h3><p>&nbsp;</p><p><a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">Cilt bakımı</a> ürünleri arasında bulunan peeling çeşitleri hem kullanım şekline hem de içeriğine göre birbirinden ayrılır. Doğal ve kimyasal peeling’ler farklı içeriklere sahiptir. Genellikle evde basit bir şekilde uygulanan peeling içinde yumurta, şeker gibi tamamen doğal ürünler bulunur. Dudak peeling uygulamasında da bu ürünlerden yararlanılabilir. Maske şeklinde belirli aralıklarla uygulandığında cilt sorunlarından kurtulmayı sağlayabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Kimyasal peeling ise cildin tamamen soyulması ve eskiye göre pürüzsüz bir cilt elde edilmesi amacıyla uygulanır. İşlem sırasında karbolik asit, salisilik asit, laktik asit gibi bileşenleri içeren kimyasal bir çözelti kullanılır. Bu uygulama genellikle yüz için tercih edilse de boyun ve eller gibi sorunlu bölgelere de yapılabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Kimyasal peeling derin, orta dereceli ya da yüzeysel olmak üzere üç farklı şekilde uygulanır. Yalnızca cildin en üst tabakasına uygulanan yüzeysel peeling, basit cilt sorunları için uygundur. Cilt rengini eşitlemek, sivilce izlerini yok etmek ve solgun görünümü ortadan kaldırmak için bu yöntem tercih edilebilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Orta dereceli peeling, cildin üst tabakası olan epidermisin altında bulunan dermis tabakasına etki eder. Yara izleri ve lekelerin giderilmesinde etkilidir. Derin peeling ise cildin alt katmanlarına uygulanarak derin çukurlar ve sivilce izleri veya ağır güneş yanıkları gibi sorunlara çözüm olur.</p><h3><strong>&nbsp;</strong></h3><h3><strong>Cilt Tipine Göre Peeling Seçimi Nasıl Yapılır?</strong></h3><p>“Peeling nasıl yapılır?” araştıranlar için hangi ürünün kullanılacağı da önemlidir. Peeling uygulamasından en iyi sonuçların alınması için cilt tipine uygun bir ürün kullanılması gerekir. Nemlendiriciler, kuru cildin üst katmanında bulunan ölü deri nedeniyle alt katmanlara etki etmeyebilir. Bu nedenle kuru ciltlere peeling işleminin yağ kullanılarak ve uzun bir masaj eşliğinde yapılması gerekir. Shea yağı, kuşburnu yağı gibi doğal ve bitkisel içerikli yağlar kullanılabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Yağlı ciltlere peeling yapılırken cildin kurumamasına ve sebum dengesinin bozulmamasına dikkat edilmesi gerekir. Cildin daha çok yağlanmaması için glikolik asit, salisilik asit gibi bileşenleri içeren ürünler peeling işlemi sırasında kullanılabilir. Karma cilt tipinde T bölgesi yağlı, yanaklar kuru olduğu için farklı ürünler kullanılması faydalı olur. Normal cilt tipine sahip kişiler ise iki aşamalı peeling uygulayabilir. Granül ya da partikül içeren peeling çeşitleri normal ciltler üzerinde etkili bir soyma işlemi yapabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Ne Zaman Yapılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Peeling&nbsp;ne?” sorusunun yanıtını alanlar bu uygulamanın ne zaman yapılacağını da merak edebilir. Peeling için en doğru zaman duş sonrasıdır. Duşta kullanılan sıcak su, gözeneklerin büyümesini sağlar. Gözeneklerde biriken kirin ve ölü derinin atılması için peeling yapılır.</p><p><a href="https://www.ecomercek.com/dudak-bakimi">Dudak bakımı</a> sırasında da tercih edilen peeling uygulamasının haftada en fazla 1-2 kez yapılması tavsiye edilir. Hassas ve çok kuru cilde sahip kişiler 2 haftalık aralıklarla peeling yapabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Vücuda Peeling Nasıl Uygulanır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Cilt tipine uygun olarak seçilen partiküllü ya da iri tanecikli vücut peelingi, nazikçe ve dairesel hareketlerle masaj yapılarak uygulanır. Peeling kullanımı ardından cilt tüm partiküllerden tamamen arındırılmalıdır. Daha çok batık oluşumunun görüldüğü ve kurumaya meyilli bölgelerde bu işleme ihtiyaç duyulur. Ancak kişiler vücudun her bölgesinde bu ürünleri kullanabilir. “Peeling nasıl kullanılır?” araştıranlar, işlemin ardından cildin yatışmasını sağlayan bir nemlendirici de uygulayabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Faydaları Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Sağlıklı, canlı ve genç bir görünüm için yapılan peeling cilde faydaları ile öne çıkar. Cildin derinlemesine temizlenmesini, gözeneklerin açılmasını ve ölü derinin arındırılmasını sağlar. Masaj yapılarak uygulandığı için kan dolaşımını hızlandırır. Kırışıklık oluşumunu engelleyerek yaşlanma belirtilerini azaltır. İşlemin ardından kullanılan nemlendiriciler ve serumların cilde daha çok etki etmesini sağlar.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling Yan Etkileri Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>“Peeling nedir ne işe yarar?” öğrenenler işlemin yan etkisinin olup olmadığını da araştırabilir. Bu uygulama her ne kadar faydalı olsa da cilt tipine uygun olmayan ürünlerin kullanılması, işlem süresinin uzun tutulması ve her gün peeling yapılması cildin yıpranmasına neden olabilir. Belirtilen sıklıktan fazla kullanılan ürünler, cilt üzerinde tahriş ve kızarıklık yaratabilir. Cildin verdiği tepkiye göre peeling uygulama süresi ayarlanabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Yaz aylarında peeling sonrası güneş ışınlarına direkt maruz kalmamak da önemli noktalardan biridir. Reaksiyonlardan kaçınmak için ürün içeriklerine de dikkat edilmesi gerekir. “<a href="https://ecomercek.com/paraben-nedir">Paraben nedir</a>?” öğrenilerek koruyucu maddelerle ilgili bilgi sahibi olunabilir.</p><h2><strong>&nbsp;</strong></h2><h3><strong>Peeling’in Sağlığa Etkisi</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Peeling uygulamalarının amacı cilt sağlığını korumaktır. Güneş ışınları gibi dış etkenler nedeniyle ciltte oluşan kızarıklık, su kabarcıkları, lekeler, ince çizgiler ve elastikiyet kaybının giderilmesi amacıyla uygulanır. Cildin üst katmanının soyulması ile birlikte peeling faydaları ortaya çıkar. Peeling, evde geleneksel yöntemlerle yapılabileceği gibi profesyonel bir ortamda teknolojik cihazlarla da uygulanabilir.</p>

10 Dakika

HEMEN OKU

Parafin Nedir?

<p>Cilt bakım ürünleri ve rutinleri ile ilgili araştırma yapanların ve yenilikçi yöntemlere başvurmak isteyen kişilerin denediği bakım türleri arasında parafin banyoları ön plandadır. Cilt dokusunda meydana gelebilecek hasarları önlemek, cilde ihtiyaç duyduğu nemi sağlamak ve cildi her zaman taze tutmak için tercih edilen parafin bakımı oldukça başarılı sonuçlar verir.</p><p>&nbsp;</p><p>Çoğu kişinin düzenli olarak kullandığı ancak bazılarının da yeni tanıştığı parafin, yoğun karbon içeriğiyle ön plana çıkar. Düzenli kullanımda etkisini hızlıca gösteren parafin bakımı bir süre sonra cilt bakımının en önemli aşaması halini alabilir. İlk defa duyanların sorduğu “Parafin nedir?”, “Parafinin cilde etkileri nelerdir?” ve “Parafin bakımı nasıl yapılır?” gibi soruların yanıtlarına bakıldığında, parafinin cilt sağlığına sayısız faydası olduğu anlaşılır.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><h3>Parafin Ne İşe Yarar?</h3><p>&nbsp;</p><p>Parafin, genel olarak incelendiğinde bir hidrokarbon olduğu görülür. Yarı beyaz yarı saydam olarak tanımlanabilen bu özel bakım ürünü günümüzde çoğu güzellik ve sağlık merkezinde kullanılır. Kullanılmadan önceki hali tıpkı bir mum gibi sert olduğundan eritilerek uygulanır. Parafin bakımının genel olarak kullanıcılara sağladığı faydalar aşağıda listelenmiştir:</p><p>&nbsp;</p><ul><li>Cildi olumsuz dış etkenlerden korur.</li><li>Cilt sertleşmelerinin önüne geçer ve yumuşaklık kazanmasını sağlar.</li><li>Cilt yüzeyinde meydana gelen pürüzleri yok ederek daha bebeksi bir cilde kavuşmayı sağlar.</li><li>Cilde ihtiyaç duyduğu nemi geri kazandırır.</li><li>Nefes alıp veren temiz ve ışıltılı bir cilde kavuşmayı sağlar.</li></ul><p>&nbsp;</p><h3>Parafin Bakımı</h3><p>&nbsp;</p><p>Parafin bakımı daha çok “parafin banyosu” ismiyle anılır. Bu isimle anılmasının sebebi, parafinin özel bir kapta eritilmesi ve bakım yapılmak istenen bölgenin bu kap içerisine alınarak parafin uygulanmasıdır. Parafin bakımının uygulanma şekli aşağıda anlatılmıştır:</p><p>&nbsp;</p><ul><li>Parafin bakımı için tercih edilen bölgenin işlemden önce nemlendirilmesi gerekir. Daha iyi ve etkili sonuçlar alabilmek için başlangıç aşamasının öncelikli adımı cilt yüzeyinin doğal içerikli ürünlerle masaj yapılarak canlandırılmasıdır. Bu aşamada tercih edilebilecek nemlendirici ürünlerin doğal ve sürdürülebilir ürünlerden tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha etkili olacaktır.</li><li>Yeterli bir şekilde nem ihtiyacı sağlanan ve cilde yedirilen nemlendirici krem sonraki aşamada ılık su ile tamamen arındırılır. Cilt yüzeyinde herhangi bir nemlendirici kalıntısının kalmaması sağlanır.&nbsp;</li><li>Ilık su ile arındırılan bölge parafin suyuna batırılır. 15 – 20 dakika bu suyun içerisinde kalması gereken bölgenin hava ile temas etmemesi gerekir. Bu nedenle cilt parafin havuzundayken bir poşet veya havlu ile muhafaza edilir. Isının içeride kalması parafinin cilde nüfuz etmesinde etkilidir.</li><li>Süre dolduktan sonra kapalı bir şekilde parafine nüfuz eden bölge sudan çıkarılır. Tıpkı soyulabilen maskeler gibi cildi saran ve şeklini alan parafin soyularak ciltten çıkarılır.&nbsp;</li><li>Parafin cilt bakımı aşamaları, parafin uygulanan alanın nemlendirilmesi ile sona erdirilir. Nemlendirme işlemleri, uygulama yapılan alanın yerine göre farklı <a href="https://www.ecomercek.com/el-ve-ayak-bakimi">el ve ayak bakım ürünleri</a> arasından tercih edilir. Bakım yapılan alan, nemlendirici ürünleri tamamen absorbe ettiğinde parafin bakımı sona erer.</li></ul><p>&nbsp;</p><h3>Parafinin Faydaları Nelerdir?</h3><p>&nbsp;</p><p>Genel olarak vücudun çoğu alanında bakım yapma amacıyla kullanılan parafin, çeşitli sebeplerle kuruyan, yıpranan ve deformasyona uğrayan bölgelerin onarımında kullanılır. Her hafta bir kere düzenli olarak uygulanması gereken parafinin faydaları ve kullanım amaçları şu şekildedir:</p><p>&nbsp;</p><ul><li>Kuruyan cildin nem dengesini sağlamak amacıyla kullanılır.</li><li>Toksin atma özelliği tercih edilerek kullanılabilir. Bu sayede kilo vermek isteyen kişilerin tercih ettiği bir bakım yöntemidir.</li><li>El ve tırnak bakımında sıkça tercih edilir. Bakım aşamasından sonra el-tırnak bakım yağları ile parafin bakımı daha etkili hale getirilebilir.&nbsp;</li><li>Fizik tedavi amacı ile tercih edilebilen yöntemlerden bir tanesidir.</li><li>Başta eklem ağrıları olmak üzere boyun, bel ya da fıtık gibi ciddi ağrıların tedavisinde kullanılır.</li><li>Tıkanan gözeneklerin kolay ve hızlı bir şekilde açılmasını sağlar.</li></ul><p>&nbsp;</p><h3>Parafinin Cilde Etkileri</h3><p>&nbsp;</p><p>Parafin cilde etkileri sebebiyle düzenli olarak uygulanabilen kolay bakım yöntemleri arasında yer alır. Cilt dokusunun kısa bir sürede beslenmesini sağlayan bu bakım yöntemi genellikle şu alanlara uygulanır:</p><p>&nbsp;</p><ul><li>El, ayak ve tırnak bölgesi,</li><li>Göğüs ve sırt bölgeleri,</li><li>Bacaklar,</li><li>Selülit oluşumunun gözlemlendiği tüm bölgeler.&nbsp;</li></ul><p>&nbsp;</p><p>Derinin gerek yaşa bağlı olarak gerek dış etkenler sebebiyle aldığı zararı azaltan parafin bakımları ilk olarak cilt dokusunun yenilenmesinde etkilidir. Nem dengesini sağlayarak cildi daha genç ve ışıltılı gösteren parafin aynı zamanda yumuşaklığı da sağlar. Ayrıca, parafin uygulamasında aşamalara dikkat edilmesi, öncesinde ve sonrasında nemlendirici ürünler kullanılması önem teşkil eder.</p><p>&nbsp;</p><p>Parafin, el bakımı için en çok tercih edilen ürünlerin de başında gelir. Kurumaya meyilli, pul pul dökülen deriyi kısa sürelerde neme doyuran parafin bakımları için güzellik ve sağlık merkezinden destek alınabilir. Gözenekleri açarak cildin çok daha rahat nefes alıp vermesini kolaylaştıran parafin cilt sağlığı için son derece faydalıdır. Ancak, ciddi boyutlarda cilt rahatsızlıkları yaşayan ve enfeksiyona meyilli mantar, mayasıl ya da egzama gibi rahatsızlığı bulunan kişilerin parafin bakımı yaptırmadan önce mutlaka bir cilt uzmanı ile görüşmesi gerekir.&nbsp;</p>

5 Dakika

HEMEN OKU

Çevresel Sürdürülebilirlik Nedir?

<h2>Çevresel Sürdürülebilirlik Nedir?</h2><p>Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için; sular, madenler, verimli topraklar ve bitki örtüleri gibi doğal kaynaklara ihtiyaç duyar. Özellikle sanayi ve endüstrileşmenin yaygınlaşması sonucu doğal kaynaklar artık çok daha hızlı tüketiliyor. Dünyadaki üretim ve tüketim talebi arttıkça çevre kirliliği de arttığı için ekolojik dengeyi korumak gün geçtikçe zorlaşıyor. Doğanın dengesi bozuldukça, iklim değişikliğine bağlı olarak; buzulların erimesi, bölgesel kuraklıklar ve şiddetli doğal afetler gibi birçok tehlike ile karşı karşıya kalınıyor.</p><p>İlk kez 1987 yılında, Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun “Ortak Geleceğimiz” adlı raporunda kullanılan sürdürülebilirlik kavramı; bugünkü ve gelecekteki tüm nesiller için güvenli, adil ve refah içerisinde bir yaşam vadediyor. Ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik olmak üzere sürdürülebilirliğin üç temel bileşeni bulunuyor. Ekonomik sürdürülebilirlik; küresel bir kalkınma sağlamayı, istihdam yaratarak ve fırsat eşitliği sağlayarak işsizliğin, yoksulluğun ve açlığın önüne geçmeyi amaçlarken; sosyal sürdürülebilirlik ise daha yaşanabilir bir dünya için eğitimli, bilinçli ve adalet duygusu gelişmiş toplumlar yaratmayı hedefliyor. Peki, çevresel sürdürülebilirlik ne anlama geliyor?</p><p>Çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların bilinçli bir şekilde kullanılması ve gelecek nesillerin de ihtiyacını karşılayabilecek şekilde devamlılığının sağlanması şeklinde tanımlanıyor. Bu kavram; insanların bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek kuşakların gereksinimlerini de göz önünde bulundurması ve doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi büyük bir özenle koruması gerektiğini anlatıyor.</p><h3>Çevresel Sürdürülebilirlik Neden Önemlidir?</h3><p>Doğanın insan hayatına armağan ettiği kaynakların bir kısmının tükenmesi ön görülmüyor. Güneş ışığı, rüzgâr ve med cezir gibi enerji kaynaklarının sürekliliği devam ediyor. Ancak bir de devamlılık ihtimali, insanların davranışlarına bağlı olarak artan veya azalan kaynaklar var. Petrol, kömür, doğal gaz kaynaklarının ve yeraltında bulunan pek çok maden kaynağının bilinçli kullanılmadığı takdirde gelecek nesillere ulaşmasının mümkün olmayabileceği düşünülüyor. Aşırı tüketim ve üretim sonucu; su, toprak ve hava her gün biraz daha fazla kirleniyor. Kaynakların tükenmesi veya kirlenmesi ile üretimin durması, çeşitli ihtiyaçlara ulaşmanın imkânsız hâle gelmesi, kıtlığın baş göstermesi, istihdamın azalması ve yoksulluğun yaygınlaşması gibi sonuçlar doğabileceği ön görülüyor. Temel ihtiyaçların karşılanamadığı toplumlarda ise sosyal çöküntü ve kaos ortamına uygun bir zemin oluşabileceği düşünülüyor.</p><p>Günümüzde, yeraltı ve yer üstü su kaynakları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Dünya üzerindeki su oranının azalması söz konusu olmayabilir ancak hızla kirlenen sular, insanların ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle geliyor. Üstelik kirli sular, çeşitli salgın hastalıkların ortaya çıkıp yayılmasına da sebebiyet verebiliyor. Bugün bile dünyanın birçok ülkesinde temiz su kaynaklarına ulaşmak oldukça zor. Yüzyıllardır var olan göl ve akarsu yataklarının bazıları artık çorak topraklara dönüşmüş durumda. Çevresel sürdürülebilirlik projeleri, tüm bu olumsuz gelişmelerin önüne geçilebilmesi açısından çok önemli.&nbsp;</p><h3>Çevresel Sürdürülebilirlik Örnekleri Nelerdir?</h3><p>Çevresel sürdürülebilirliğin amacı, doğayı ve doğal kaynakları korumak şeklinde özetlenebilir. Bu amaca hizmet eden küçük ya da büyük tüm çabalar birer çevresel sürdürülebilirlik örneği sayılır. Tükenebilir doğal kaynakları korumak için yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmek sürdürülebilirliğe örnek gösterilebilir. Rüzgâr enerjisi tabanlı elektrik üretim santralleri ve güneş panellerinde toplanan enerjinin elektriğe dönüştürülmesi gibi projeler, çevresel sürdürülebilirlik bilinciyle ortaya çıkan gelişmeler arasında yer alır. Bunun yanında çevresel sürdürülebilirlik; tükenebilir kaynaklara alternatif olarak jeotermal enerji, dalga enerjisi ve hidrojen enerjisi gibi sürdürülebilir seçeneklere yönelmeyi de kapsamaktadır.</p><h3>Çevresel Sürdürülebilirliği Nasıl Sağlarız?</h3><p>Doğal kaynakların durumu, çevre kirliliğinin boyutları ve bu konuda alınan önlemler ve sonuçları gibi pek çok unsur 2000 yılından beri “Çevresel Sürdürülebilirlik Endeksi” adlı bir çalışmayla takip edilip raporlanıyor. Bu tür çalışmaları desteklemek için bireysel, toplumsal ve kurumsal anlamda alınabilecek pek çok önlem bulunuyor. Sürdürülebilirliğin çevresel boyutunu desteklemek için aşağıdaki önlemler alınabilir;</p><ul><li>Çevresel&nbsp;sürdürülebilirlik, bilgiyle benimsenip yayılabilir. Bu yüzden yapılabilecek eylemler arasından insanların bu konuda bilinçlendirilmesi ön sıralarda yer alıyor. Doğal kaynakların hızla tükenmesi ve çevresel kirliliğin gelecekteki sonuçları noktasında toplumda bir farkındalık oluşturulması gerekiyor.</li><li>Doğal kaynakların tükenmesinin ve çevre kirliliğinin artmasının en etkili sebeplerinden biri sanayileşme olarak görülmekte. Dolayısıyla bu alanda enerji kontrolü ve tasarrufu sağlamaya, verimliliği artırmaya yönelik adımlar büyük önem taşıyor.</li><li>Fosil yakıtların kullanımı sera gazı salımına sebep olduğu için çevrede ciddi bir risk oluşturuyor. Sanayi ve endüstri kuruluşlarının, fosil yakıt tüketimini azaltarak temiz ve yenilenebilir enerjiye yönelmesi çevresel sürdürülebilirliği daha mümkün kılıyor.&nbsp;</li><li>Sanayi ve endüstri kuruluşları, zehirleyici kimyasalların ve tehlikeli atıkların doğaya salımını engellemek amacıyla atık su arıtma sistemleri kullanarak çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunabilir.</li><li>Sürdürülebilirliğin çevresel ve ekonomik boyutlarını desteklemek için alınabilecek en etkili önlemlerden biri de sıfır atık bilinciyle yaşamak. Bireysel tüketim alışkanlıkları kontrol altına alındığında hem daha az atık oluşması sağlanabilir hem de üretim faaliyetlerinin&nbsp;yaratacağı çevresel kirlilik ve enerji tüketimi azaltılabilir.</li><li>Atıkların yarattığı sorunlarla baş edebilmek için dönüşüm yöntemlerine de başvurulabilir. Kullanılmayan ürünlerin geri kazanımını sağlayan bu yöntemler sayesinde çevresel kirliliği azaltabilir. Ayrıca atık eşyaların başka bir ihtiyacı karşılamak için yeniden değerlendirilmesi, üretim ihtiyacını azaltmada faydalı olur.</li><li>İnsanların üretim ve tüketim alışkanlıklarının doğadaki yükünü azaltmak amacıyla alışverişlerde&nbsp;<a href="https://ecomercek.com/doga-dostu-urunler/">ekolojik ürünler</a> tercih edilebilir.</li><li>Satın alınması düşünülen kozmetik ürünlerinin çevre ve sağlık üzerindeki etkilerini öğrenebilmek ve bu sayede doğaya katkıda bulunabilmek için&nbsp;<a href="https://ecomercek.com/ecopuan-nedir/">ecopuan</a> değerleri incelenebilir.</li><li>Ekolojik dengenin bozulmasının sebepleri arasında doğadaki bitki örtüsü oranının ve biyoçeşitliliğin azalması yer alır. Bu bağlamda, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak için ağaçlandırma faaliyetlerinin sıklaştırması oldukça önemli. Bu yüzden bilinçli birer birey olarak da doğaya kazandırılan her bir ağaç, daha sağlıklı ve yaşanabilir yarınlar anlamına gelir.</li></ul><p>Doğa, tüm canlıların evi. Onu yeşiliyle, mavisiyle, bereketi ve canlılığıyla uzun bir geleceğe taşıyabilmek için siz de çevresel sürdürülebilirliğe destek olabilirsiniz.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Kaynaklar:</strong></h3><p><a href="https://sifiratik.co/2018/10/19/surdurulebilirlik-kavrami-ve-surdurulebilir-cevre-nedir/">https://sifiratik.co/2018/10/19/surdurulebilirlik-kavrami-ve-surdurulebilir-cevre-nedir/</a></p><p><a href="https://ekolojist.net/surdurulebilirligin-onemi/">https://ekolojist.net/surdurulebilirligin-onemi/</a></p><p><a href="https://www.isbank.com.tr/blog/surdurulebilir-yasam-tarzi">https://www.isbank.com.tr/blog/surdurulebilir-yasam-tarzi</a></p><p><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/183283">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/183283</a></p><p><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/217011#:~:text=Madenler%20(metalik%20olan%20veya%20metalik,do%C4%9Fal%20kaynaklar%20olarak%20ifade%20edilmektedir">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/217011#:~:text=Madenler%20(metalik%20olan%20veya%20metalik,do%C4%9Fal%20kaynaklar%20olarak%20ifade%20edilmektedir</a></p><p><a href="https://9lib.net/article/%C3%A7evresel-s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilirlik-endeksi-uluslararas%C4%B1-alanda-kullan%C4%B1lan-endeks-%C3%B6rnekleri.6qmj9wwq">https://9lib.net/article/%C3%A7evresel-s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilirlik-endeksi-uluslararas%C4%B1-alanda-kullan%C4%B1lan-endeks-%C3%B6rnekleri.6qmj9wwq</a></p><p><a href="https://www.zorlu.com.tr/akillihayat2030/yazilar/surdurulebilir-enerji-nedir-temiz-enerji-kaynaklari-nelerdir#:~:text=Yenilenebilir%20enerji%2C%20do%C4%9Fadan%20temin%20edilen,kaynak%2C%20s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilir%20enerji%20kayna%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fildir">https://www.zorlu.com.tr/akillihayat2030/yazilar/surdurulebilir-enerji-nedir-temiz-enerji-kaynaklari-nelerdir#:~:text=Yenilenebilir%20enerji%2C%20do%C4%9Fadan%20temin%20edilen,kaynak%2C%20s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilir%20enerji%20kayna%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fildir</a></p>

11 Dakika

HEMEN OKU

Losyon Nedir?

<h2><strong>Losyon Nedir, Ne İşe Yarar?</strong></h2><p>&nbsp;</p><p>Yeterli bakım sağlanmadığında nemini kaybeden ve kuruyan cilt için özel ürünler kullanmak isteyenler, “Losyon nedir?” sorusunun yanıtını arayabilir. Losyon, düşük viskoziteye sahip olan ve cildin nemlenmesini sağlayan bir bakım ürünüdür. Cilt, kış aylarında kalın kıyafetler nedeniyle hava alamadığı, yaz aylarında ise güneş ışınlarına maruz kalınması sebebiyle kuruyabilir. Hassas, yağlı ya da kuru olması fark etmeksizin her cilt tipinde losyon kullanılarak cildin pürüzsüz, yumuşak ve parlak görünmesi sağlanabilir. Çilek, avokado, çikolata, şeftali, kiraz çiçeği, lavanta gibi hoş aromalara sahip olan losyonların etkisi gün boyu devam edebilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Vücut Losyonlarının Kremler ve Vücut Sütlerinden Farkı</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Losyon, krem ve vücut sütleri arasındaki temel fark, ürünlerin dokusu ve yoğunluğu ile ilişkilidir. Losyonlar, kolaylıkla dağılan hafif bir yapıya sahipken kremler daha yoğun olduğu için çok akışkan değildir. Cilt üzerinde daha yavaş yayıldığı için genellikle dairesel masaj hareketleri ile uygulanır. Yüz kremleri bu özelliği ile daha çok kış aylarında etkin nemlendirme sağlar. Losyonlar ise hafif yapıları sayesinde sıcak havanın hakim olduğu yaz aylarında kullanıma uygundur. Losyon ve vücut sütü arasındaki fark ise ürünlerin yağ ve su oranı ile ilgilidir. Vücut losyonları yüksek su oranına sahip olduğu için iyi bir nemlendiricidir. Kullanımdan sonra serinletici bir etki gösterir. Vücut sütlerinde ise yağ oranı yüksektir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Losyon Çeşitleri Nelerdir?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Losyonlar genellikle tüm vücutta kullanılsa da yüz ve eller için farklı şekilde formüle edilebilir. Özellikle sürekli su ile temas eden ve açıkta olan eller kurumaya yatkındır. Nemlendirici losyon çeşitleri, gün boyu kuruyan cilde nem takviyesi yapar.<a href="https://www.ecomercek.com/el-ve-ayak-bakimi">&nbsp;Ayak bakımı</a> sırasında da kullanılan ürünler, yaz aylarında açıkta kalan ayaklar için iyi bir nem kaynağıdır. Manikür ve pedikür işlemleri için özel olarak formüle edilen losyonlar, tırnak çevresindeki sert derinin yumuşamasına yardımcı olur. Losyonların formu da farklı olabilir. Tıpkı krem gibi doğrudan avuç içine alınarak sürülebilir. Sprey şeklinde üretilen losyonlar ise vücutta istenen bölgelere sıkılabilir. Özellikle tüm vücuda uygulanacağı zaman sprey formdaki ürünler kullanım kolaylığı sağlayabilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Vücut Losyonu Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Vücut losyonu seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaların başında cilt tipi gelir. Her cilt kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin içeriğinde bulunan maddelere farklı tepki verebilir. Kuru bir cilde sahip olan kişiler cildin nem ihtiyacını karşılamak amacıyla seramid ve shea yağı gibi bileşenlere sahip ürünleri kullanabilir. Yağlı ciltlerin ihtiyacı ise sebum dengesinin düzenlenmesidir. Bu nedenle hyaluronik asit içeren su bazlı ürünlerin kullanımı uygundur. Normal ve karma cilde sahip kişilerin T bölgesi yağlı, yanakları ise kurudur. Bu kişiler jojoba yağı ve aloe vera içerikli losyonlar kullanabilir. Losyonlar genel olarak nemlendirme özelliği ile bilinse de yaşlanma karşıtı içeriği ile öne plana çıkan ürünler de bulunur. Yaşa bağlı olarak gelişen ince çizgiler ve kırışıklıklardan kurtulmak isteyenler retinol, peptit, E vitamini, makademya yağı gibi maddeleri içeren ürünleri tercih edebilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Losyon Zararlı Mı?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Vücut losyonu kullanımının bir zararı bulunmasa da ürün içeriklerine ve losyonun hangi bölge için üretildiğine dikkat edilmesi faydalı olur. Çoğu kişinin<a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">&nbsp;cilt bakımı</a> rutinine dahil ettiği ve günde 1-2 kez kullandığı losyonlar, yüz ve vücut için farklı içeriklerle formüle edilebilir. Bunun nedeni yüzün vücuda göre çok daha hassas bir deriye sahip olmasıdır. Yüze uygun ürünler leke, kırışıklık, akne gibi sorunların giderilmesi amacıyla kullanılabilir. Vücut losyonları ise daha çok cildin nemlendirilmesi amacıyla tercih edilir.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Vücut Losyonu Nasıl Kullanılır?</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Losyon kullanımı öncesinde cildin tam olarak temizlenmesi gerekir. Ardından cilt tipine uygun olan ürün önerilen miktarda vücuda uygulanır. Nazik ve dairesel hareketlerle masaj yapmak, losyonun cilde daha iyi etki etmesine yardımcı olur. “Losyon nasıl kullanılır?” diye merak edenler ürünlerin kullanım zamanını da araştırabilir. Losyon uygulamak için en doğru zamanlardan biri duş sonrasıdır. Cildin nemi daha iyi hapsetmesi için hafif nemli cilt üzerine losyon sürülebilir. Cilt, uyumadan önce de nemi daha fazla emmeye meyillidir. Pürüzsüz ve yumuşak bir cilt için yatmadan önce uygulanabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>Ağda, epilatör, jilet gibi epilasyon yöntemleri ölü derileri arındırdığı için tahrişi azaltmak amacıyla losyon kullanılabilir. Epilasyondan sonra cildin kurumasının önüne geçer. Aynı şekilde peeling işleminden sonra nem bariyerini güçlendirmek ve cildin yatışmasını sağlamak amacıyla uygulanır.</p><p>&nbsp;</p><h3><strong>Ecomercek Vücut Losyonu Önerisi</strong></h3><p>&nbsp;</p><p>Ecomercek, tamamen doğal ve bitkisel içeriklerden oluşan, üretimi sırasında çevreye zarar verilmeyen ve geri dönüştürülebilen ambalajlarda sunulan losyon çeşitlerini önerir. Organik shea yağı, barbera yağı, limon okaliptüsü yağı gibi bileşenler, olumsuz çevresel etkilere karşı doğal koruma sağlar. Losyon içeriğinde sentetik koruyucu, parfüm, alkol ve boya bulunmaması da önemlidir. Cilt florası ile uyumlu olan losyonlar, cildin nemlenmesine yardımcı olurken serbest radikallere karşı koruma sağlar. Bitki özleri ve doğal yağların kullanıldığı ürünler, özellikle hassas ve kuru ciltlerin yatışmasına ve sakinleşmesine yardımcı olur. Bergamot, biberiye, papatya ve lavanta gibi bitkilerin hoş kokusu uzun süre kalıcılığını korur.</p>

7 Dakika

HEMEN OKU

Kozmetikte Hayvan Testi Nedir?

<h2>Kozmetikte Hayvan Testi Nedir?</h2><p>Kişisel bakım ürünlerinin olası yan etkilerini araştırmak için hayvan testlerine başvurulur. Doğal hayatın korunmasına yönelik farkındalığın artması ile pek çok ülkede hayvan testlerine son verilmesi yönünde görüşler ağırlık kazanmış durumdadır. Bu yazı aracılığıyla kozmetikte hayvan testlerinin yasallığı başta olmak üzere birçok konuda detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.</p><h3>Kozmetik Alanında Hayvan Testleri Yasal mı?</h3><p>Kozmetik hayvan testi kapsamında gerçekleştirilen uygulamalar, dünya çapında tepki çekmeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda iyiden iyiye artan küresel çaptaki farkındalık sayesinde, hayvan testlerinin zararları anlaşılmaya ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin önderliğinde hayvanların kullanıldığı test çalışmalarına yasaklamalar getirilmeye başlanmıştır. 2004 yılında yürürlüğe giren yasa doğrultusunda, hayvanlar üzerinde test edilen kozmetik ürünlerin Avrupa Birliği pazarına girişi yasaklanmıştır. Avrupa’da bu gelişmeler yaşanırken, birliğe uyum süreci içerisindeki Türkiye’de de benzer karara imza atılmıştır.</p><p>Türkiye’de 23 Mayıs 2005 tarihinde yürürlüğe giren kozmetik yönetmeliğine 2015 yılında eklenen Ek Madde 2 kapsamında tedarikçilerin ve üreticilerin hayvanlar üzerinde test yapmaları yasaklanmıştır. Yönetmelik dahilindeki yasaklamalar, kozmetik ürünlerin formülasyonundan piyasaya sürülmelerine kadar tüm aşamaları kapsar. Aynı zamanda kozmetik ürünler ile ilgili test hizmeti sunan işletmeler için de geçerli olan yönetmelik şu ürünleri ve faaliyetleri içerir;</p><ul><li>Hayvan deneyleri ile formüle edilmiş ve kullanıma hazır hale getirilmiş ürünler</li><li>Hayvan testleri yardımıyla geliştirilen bileşenlerin bulunduğu kozmetik ürünler</li><li>Piyasaya sürülmeye hazır bir ürün için hayvan testlerinin yapılması</li><li>Hayvanlar üzerinde deneylere konu olmuş bileşenler veya karışımlara yönelik test yapılması</li></ul><p>Yönetmelik kapsamındaki işletmeler, hayvan testleri yerine hangi alternatif yöntemleri kullanabilecekleri hakkında detaylı bilgiyi Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından hazırlanan kılavuz aracılığıyla öğrenebilir. Buna rağmen bazı firmalar ürünlerini geliştirme sürecinde hayvanlar üzerinde testler yapmaya devam edebilir. Satın aldığınız ürünün gerçekten hayvan dostu olup olmadığını anlamak için PETA gibi organizasyonların hazırladıkları listelere göz atabilirsiniz. Olası yasa ihlallerini bildirmek içinse T.C. Sağlık Bakanlığı’nın ihbar hattını kullanabilirsiniz.</p><h3>Kozmetikte Hayvan Deneyleri Hangi Alanlarda Kullanılıyor?</h3><p>Hayvan deneyi kozmetik sektöründe ürünlerin güvenilirlik seviyelerini ölçümlemek amacıyla gerçekleştirilir. Testlerde; doku benzerliğinden dolayı hamster, tavşan, kedi, köpek ve maymun gibi hayvan türleri kullanılır. Hatta alternatif olacağı düşüncesiyle omurgasız canlılar da testlere dâhil edilebilir. Test aşamasında; güvenilirliği test edilecek olan bileşenler veya bitmiş ürünler hayvanlara uygulanarak, testin sonucu yorumlanır. Günümüzde ise sonuçlarının güvenilirliği hayvan deneylerinden daha yüksek olan çeşitli yöntemler uygulanabilmektedir.&nbsp;</p><p>Kozmetik ürünlerin ve bileşenlerinin güvenilirliğini kanıtlamaya yönelik testlerin, üzerinde deney yapılan hayvanlarda kalıcı sakatlık, ölüm ve uzuv kaybı gibi ağır sonuçları olabilir. Bu nedenle Türkiye başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde toksikolojik testler haricinde hayvanlar üzerinden deneyler yapılması yasaktır. Ancak, ECVAM (European Centre for the Validation of Alternative Methods – Avrupa Alternatif Yöntemlerin Doğrulanması Merkezi) gibi kurumlar sayesinde hayvan içermeyen toksikolojik test yöntemlerinin kullanımı giderek daha da yaygınlaşmaktadır. Üstelik elde edilen sonuçlar, yeni geliştirilen alternatif yöntemler aracılığıyla çok daha güvenilir sonuçlar elde edilebileceğini ortaya koymaktadır.</p><h3>Kozmetikte Hayvan Deneylerine Alternatif Metotlar Nelerdir?</h3><p>Kozmetikte hayvan testleri yerine üç alternatif yöntem kullanılır. Bu yöntemler şunlardır:</p><h4>In Vitro Test</h4><p>In vitro testlerde, kozmetik ürünler laboratuvar ortamında üretilmiş hücre ve doku kültürleri üzerinde denenir. Test için kullanılacak kültür, bir hayvandan alınan hücrelerin kontrollü ortamda büyütülmesi sonucunda elde edilir. Aynı amaç doğrultusunda insandan alınan deri dokusu da yaygın biçimde kullanılır. İnsan gönüllülerden alınan gerek sağlıklı gerekse hastalıklı dokular, kozmetik bileşenlerin etkilerini öngörmek için çok daha güvenilirdir. Özellikle <a href="https://ecomercek.com/salisilik-asit-nedir/">salisilik asit</a> gibi kimyasal asitlerin olası yan etkileri araştırılırken bu yöntemden faydalanılır. In vitro testler; Avrupa Birliği’nde, Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinden birçok ülkelerde kozmetikte hayvan testi yapılmasının yasaklanmasına önayak olan başlıca alternatif metot konumundadır.</p><h4>Bilgisayar Modellemesi</h4><p>Kozmetik ürünlerin insan sağlığına zararlı olup olmadığını anlamaya yönelik alternatif metotlardan bir diğeri ise bilgisayar modellemesidir. Bu yöntemde, belirli vücut parçalarını taklit eden simülasyonlar kullanılır. Matematik denklemlerinden ve veri madenciliği yöntemlerinden faydalanılan bilgisayar modelleri ile hayvan testlerinden çok daha tutarlı sonuçlar elde edilebilir. Örneğin; RASAR (Read-Across-based Structure Activity Relationship – Çapraz Okumaya Dayalı Yapı Aktivite İlişkisi) isimli bilgisayar tabanlı sistemde, 2018 yılında yapay zekâ yardımıyla 10 bin farklı kimyasal üzerinde 800 bin test gerçekleştirilmiştir. Rasar, kimyasal toksisiteyi tespit etmede %89’luk başarı yakalarken, hayvan testlerinde bu oran %69 seviyesinde kalmıştır.</p><h4>İnsan Gönüllüler</h4><p>Hâlihazırda yürürlükte olan ulusal ve uluslararası yönetmelikler nedeniyle kozmetikte hayvan deneyi yerine insan gönüllülere yönelim artış eğilimindedir. Mikro dozlama, insanlı testlerde en güvenilir ve tehlikesiz yöntem olma özelliği taşır. Bu yöntemde, hücresel etkilere neden olacak kadar yüksek ancak tüm vücudu etkilemeyecek kadar düşük miktarda madde, küçük ve tek seferlik dozlar halinde gönüllülere uygulanır. İnsan mikro dozlama tekniği, şimdilik somut veriler sağlamak konusunda in vitro test ve bilgisayar modelleme yöntemlerinin gerisindedir. Ancak, potansiyeli nedeniyle geliştirilmesine yönelik çalışmalar olanca hızıyla devam etmektedir.</p><h3>Hayvanlar Üzerinde Test Yapmayan Firmalar Nasıl Kontrol Edilir?</h3><p>Günümüzde kullanıcılar, kozmetik ürünlerinin geliştirilme sürecinde hayvan testleri yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi sahibi olmaya önem vermektedir. Üretici firmalar, ürün ambalajlarına üretim aşamasında hayvan testine alternatif yöntemler uyguladıklarını belirten <i>cruelty-free</i> simgesi ekler. Ancak, sadece hayvan testleri yapılmadığını vurgulayan etiketleri ürün ambalajlarına eklemek, tıpkı <a href="https://ecomercek.com/yesil-yikama-nedir/">yeşil yıkama</a> yaklaşımı gibi, kesin bir kanıt oluşturmaz. Daha güvenli kaynaklardan bu iddiayı kanıtlamak gerektiğinde, firmaların hayvanlar üzerinde test yapıp yapmadıklarını kontrol eden kâr amacı gütmeyen PETA gibi organizasyonlar devreye girer.</p><p>PETA, <i>Beauty Without Bunnies</i> isimli program aracılığıyla kullanıcılara hayvan testi yapmayan firmaların hangileri olduğu konusunda detaylı bilgi sağlar. Bir firmanın bu programa katılabilmesi için CEO'su tarafından imzalanmış ve hem kendisinin hem de tedarikçilerinin hayvan testleri konusunda uluslararası yönetmeliklere uyduklarını belirten yasal açıklamayı PETA’ya sunması gerekir. Ayrıca programa başvuran firmalar; ürünlerinin nasıl test edildiği, nerede satıldığı, geliştirme aşamasında hangi bileşenlerin kullanıldığı ve nereden tedarik edildiği gibi bir dizi bilgiyi kurum yetkililerine iletmekle yükümlüdür. Sunulan bilgilerin PETA tarafından kontrol edilip onaylanmasının ardından firmanın programa kabulü gerçekleşir.</p>

11 Dakika

HEMEN OKU

BB Krem ve CC Krem Nedir?

<h2>BB Krem ve CC Krem Nedir?</h2><p>Son zamanlarda bakım ve güzellik ürünlerinin yer aldığı raflarda fark edilir ölçüde çeşitlenme yaşanıyor. Bu çeşitliliğin altında yatan sebeplerin başında ise her bir cilt tipi ile bağdaşan farklı ürünlerin ortaya çıkması geliyor. Cilt bakımı ve makyaj ürünleri söz konusu olduğunda cilt tipine, yaşa ve istenen etkiye uygun ürünlerin kullanılması oldukça önemli.</p><p>Makyaj ve cilt bakımını bir arada sunan BB ve CC kremler, doğal ve sağlıklı bir görünümün peşinde olanların ilk tercihleri arasında yer alıyor. Bu ürünler, hem makyaj tamamlayıcısı olarak kapatıcı ya da fondöten gibi hem de nemlendirici alternatifi olarak kullanılabiliyor. Bazı BB ve CC kremlerin sahip oldukları güneş filtreleri sayesinde <a href="https://ecomercek.com/gunes-kremi-nasil-kullanilir/">güneş kremi kullanımı</a> yerine de geçebildiği söyleniyor. BB ve CC kremin içeriklerinin benzer olmasına rağmen, aralarındaki fark ürünlerin ciltteki etkisinde görülüyor.</p><p>BB krem, cilt bakımı sağlayan bileşenleri sayesinde günlük kullanıma uygun kapatıcılığın yanı sıra ciltte ferahlık sağlar ve cildi dış etkenlere karşı korur. CC krem ise renk düzenleyici olarak etki eder ve cilde canlı ve dengeli bir ton kazandırır. Bunun yanında ciltteki kızarıklıkları ve lekelerin görünmesini engeller. Her ne kadar günlük kullanım için ideal olsalar da; yağlı, kuru ya da akne üretmeye yatkın ciltlerin her biri için BB krem ile CC krem arasındaki fark konusunda bilgi sahibi olmak oldukça önemli.&nbsp;</p><h3>BB Krem Ne İşe Yarar?</h3><p>BB krem, Güney Kore güzellik sırlarını şirin ambalajlar ve tüpler içerisinde dünyaya yayan K-Beauty kültürünün başlıca ürünlerinden biri olmasıyla tanınır. Orta seviye kapatıcılığa, cildi besleyen içeriğe ve cilt koruyucu özelliklere sahip olan bu kremler oldukça fazla kullanıcı tarafından tercih ediliyor.&nbsp;</p><p>Açılımı “beauty balm”, yani “güzellik balsamı” olan BB krem; içerisindeki cilt koruyucu, nemlendirici ve aydınlatıcı bileşenleri sayesinde cilt bakım ürünü etkilerine sahip olsa da aslen kapatıcı niteliğine sahip bir makyaj ürünü olmasıyla ön plana çıkıyor. BB kremler, farklı marka ve içerikte üretilmelerine göre; güneş koruyucu etki veren bileşenler, yaşlanma karşıtı veya kirliliğe karşı koruma sağlayan antioksidanlar da içerebiliyor.&nbsp;</p><h3>BB Krem Nasıl Uygulanır?</h3><p>BB kremi cilde uygulamanın çeşitli yolları mevcut olduğu için uygulama yöntemi seçilirken elde edilmek istenen görünüm belirleyici oluyor. Doğal ve gündelik bir makyajda, BB krem elle sürülerek hafif etkili bir fondöten yerine tek başına tercih edilebilirken; etkiyi biraz daha artırmak isteyenler, fırça veya makyaj süngeri kullanarak doğallıklarını yitirmeden orta seviye kapatıcılık yakalayabiliyor. Bakım rutinine hem kapatıcı hem koruyucu bir ürün dahil etmek isteyenler ise BB kremi cilt bakımı sonrasında ince bir tabaka halinde sürerek nemlendirici olarak kullanabiliyor.</p><p>BB kremi göz çevresi ve dudak hariç yüzün her bölgesinde kullanılabiliyor. Yüzün 5 kilit bölgesi olarak ifade edilebilecek alın, burun, her iki yanak ve çene bölgelerine BB krem uygulanarak tamamlanmış bir görüntü elde edilebiliyor. BB krem uygulandıktan sonra ise üzerine kapatıcı, allık gibi istenen makyaj ürünleri sürülerek cilt makyajı tamamlanabilir.</p><h3>BB Krem Hangi Ciltler için Uygundur?</h3><p>İçeriğinde her cilt tipine uygun ve faydalı bileşenler olması nedeniyle BB krem tüm cilt tipleri tarafından kullanılabilir. Kullanıcılar, nemlendirici veya matlaştırıcı özelliğe sahip BB krem çeşitleri arasından seçim yapabilir. Nemlendirici etkili BB kremler kuru cilt tipine sahip kullanıcılar tarafından tercih edilirken, yağlı cilt tiplerine sahip kullanıcılar ise matlaştırıcı özellikli BB krem çeşitlerini tercih edebiliyor.&nbsp;</p><h3>CC Krem Ne İşe Yarar?</h3><p>“Color control” diğer bir ifadeyle “renk düzeltici” anlamını taşıyan CC krem, isminin de ortaya koyduğu gibi cilt renginde dalgalanmalar yaratan kızarıklık, ton farklılığı, sivilce ve akne izi üzerinde eşitleyici renk etkisi sağlıyor. Bu ürünler, çoğunlukla BB kremden daha ince yapıya sahip olmasına rağmen daha yüksek kapatıcılığa sahip oluyor. CC kremler, kapatıcılığın yanı sıra; cilt koruyucu, aydınlatıcı, sıkılaştırıcı ve güneş koruyucu fonksiyonlar da gösterebiliyor.</p><p>Ten rengi düzenleyici CC krem, UV-A ışınlarından korunma ve yaşlanmayı geciktirme konusunda belirgin etki gösteriyor. <a href="https://ecomercek.com/gunes-kremi-nasil-secilir/">Güneş kremi seçimi</a> için önem taşıyan SPF, yani güneş koruma faktörü, pek çok CC kremin içerisinde yer alıyor. Ancak ürünlerin güneş koruyucu özelliğinden faydalanabilmek için, ürünün düzenli aralıklarda yenilenmesi gerektiği kullanıcıların aklında bulundurması gereken önemli detaylardan biri olmaktadır.</p><h3>CC Krem Nasıl Uygulanır?</h3><p>Renk eşitleyici özellikli CC krem, makyaj bazı olarak kullanılabildiği gibi fondöten yerine de uygulanabiliyor. CC krem, hafif dokusuna rağmen bazı kullanıcılara yeterli gelecek düzeyde kapatıcılık sağlayabiliyor. Daha yüksek kapatıcılık elde etmek isteyenler CC kremin ardından fondöten veya gerekli bölgelere kapatıcı uygulayabiliyor. Makyaj altına kullanıldığında zengin içerikli bir nemlendirici işlevini yerine getiren CC krem, yumuşak ve hafif bir baz görevi sağlayarak kusursuzlaştırmaya yardımcı oluyor.</p><p>CC krem de tıpkı BB kremde olduğu gibi elle, fırçayla veya süngerle uygulanabiliyor. Renk eşitsizliğinin yoğun olduğu kısımlara bölgesel uygulama yapılarak hafif bir görünüm de sağlanabiliyor. Tercih edilen kapatıcılık seviyesine uygun miktarda krem, cilde nazik hareketlerle sürülerek uygulanabiliyor.</p><h3>CC Krem Hangi Ciltler için Uygundur?</h3><p>Tıpkı BB krem gibi CC kremin de her yaş ve cilt tipine uyumlu olabilecek bir içeriği bulunuyor. Hangi cilt tipine sahip olunursa olunsun, CC krem uygulamasının hemen sonrasında cilt tonunun dengelendiği ve cildin aydınlık bir görünüm kazandığı fark edilebiliyor. Çoğu CC krem matlaştırıcı özelliğe sahip olduğundan en çok yağlı ve karma ciltli kullanıcılar tarafından tercih ediliyor.&nbsp;</p><h3>BB Krem ile CC Krem Arasındaki Fark Nedir?</h3><p>BB krem CC krem farkı pek çok kullanıcı için kafa karıştırıcı olabiliyor. Bu iki ürünün genel farkları aşağıda yer alıyor;</p><ul><li>BB kremin yoğun yapısı ve kalın dokusuna karşılık; CC krem çok daha hafif ve ince bir yapıya sahiptir.</li><li>CC krem ince yapısı sayesinde ciltte belli olmaz; BB krem ise cilde fondötene benzer bir doku kazandırır.&nbsp;</li><li>Hafif dokusu sayesinde CC krem makyaj bazı olarak kullanılabilirken, BB kremin tek başına kullanılması daha iyi sonuç verir.</li><li>Hem BB hem de CC kremlerin çoğu yüksek SPF içerir ve cildi güneşin zararlı etkilerine karşı korumaya yardımcı olur.</li><li>Belki de en belirgin BB Krem ve CC Krem farkı nemlendiricilik konusunda ortaya çıkar. Nem koruyuculuğu fazla olduğu için BB kremi kuru ciltlerde; hafif dokusu nedeniyle CC kremi yağlı ve akneye yatkın cilt tiplerinde kullanmak daha başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar.&nbsp;</li></ul><p>Bu iki ürün arasında seçim yaparken, “BB krem mi CC krem mi?” sorusunun cevabını vermek için kullanıcının ihtiyaçlarını belirlemesi gerekiyor. BB ve CC krem, farkı olan ürünler olsa da her ikisi de cildi koruyan ve dinçlik kazandıran bu ürünlerin; kapatıcılık, nemlendirme, renk eşitleme, matlaştırma gibi amaçlardan ulaşılmak istenilene ve cilt tipinin özelliklerine göre tercih edilmesi gerekiyor.&nbsp;</p><h3>Kaynakça:</h3><p><a href="https://www.vogue.in/beauty/content/bb-cream-cc-creams-tinted-moisturisers-what-should-you-use-for-your-skin-type">https://www.vogue.in/beauty/content/bb-cream-cc-creams-tinted-moisturisers-what-should-you-use-for-your-skin-type</a></p><p><a href="https://www.fda.gov/about-fda/center-drug-evaluation-and-research-cder/sun-protection-factor-spf#:~:text=SPF%20is%20a%20measure%20of,value%20increases%2C%20sunburn%20protection%20increases">https://www.fda.gov/about-fda/center-drug-evaluation-and-research-cder/sun-protection-factor-spf#:~:text=SPF%20is%20a%20measure%20of,value%20increases%2C%20sunburn%20protection%20increases</a>.</p><p><a href="https://www.healthline.com/health/bb-cream-vs-cc-cream">https://www.healthline.com/health/bb-cream-vs-cc-cream</a></p><p><a href="https://www.glamour.com/gallery/differences-between-liquid-foundation-tinted-moisturizer-bb-cream-cc-cream">https://www.glamour.com/gallery/differences-between-liquid-foundation-tinted-moisturizer-bb-cream-cc-cream</a></p><p><a href="https://www.instyle.com/beauty/what-is-bb-cream">https://www.instyle.com/beauty/what-is-bb-cream</a></p><p><a href="https://olay.co.uk/skin-care-tips/fine-lines-and-wrinkles/what-is-bb-cream-and-cc-cream#the-differences-between-cc-and-bb-cream">https://olay.co.uk/skin-care-tips/fine-lines-and-wrinkles/what-is-bb-cream-and-cc-cream#the-differences-between-cc-and-bb-cream</a></p><p><a href="https://www.dermoeczanem.com/bb-krem-ve-cc-kreme-dair-her-sey#:~:text=BB%20krem%20hafif%20fond%C3%B6ten%20etkisi%20yarat%C4%B1rken%20CC%20krem%20ton%20farkl%C4%B1l%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1%20d%C3%BCzenler.&amp;text=BB%20krem%20CC%20kremden%20daha,uyum%20sa%C4%9Flayarak%20renk%20e%C5%9Fitli%C4%9Fi%20sa%C4%9Flar.&amp;text=BB%20">https://www.dermoeczanem.com/bb-krem-ve-cc-kreme-dair-her-sey#:~:text=BB%20krem%20hafif%20fond%C3%B6ten%20etkisi%20yarat%C4%B1rken%20CC%20krem%20ton%20farkl%C4%B1l%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1%20d%C3%BCzenler.&amp;text=BB%20krem%20CC%20kremden%20daha,uyum%20sa%C4%9Flayarak%20renk%20e%C5%9Fitli%C4%9Fi%20sa%C4%9Flar.&amp;text=BB%20krem%20daha%20yo%C4%9Fun%20nemlendirici,olanlar%20CC%20kremi%20tercih%20etmelidir</a></p><p><a href="https://www.sevil.com.tr/blog/bb-ve-cc-kremler-arasindaki-fark">https://www.sevil.com.tr/blog/bb-ve-cc-kremler-arasindaki-fark</a></p>

12 Dakika

HEMEN OKU

İleri Dönüşüm Nedir?

<h2>İleri Dönüşüm Nedir?</h2><p>Her gün işlevini yitiren, artık kullanılması mümkün olmayan veya bir ihtiyaç olmaktan çıkan çok sayıda nesne birer atığa ve dolayısıyla da doğa için tehlike unsuruna dönüşüyor. Doğanın var olduğu günden beri koruduğu kusursuz denge bozulduğunda üzerinde yaşayan canlıların hayatı da riske gireceği için bu atıklar çeşitli aşağı dönüşüm ve ileri dönüşüm yöntemleriyle dönüştürülerek yeniden kullanılabilir hâle getiriliyor.</p><p>Atıkların geri kazanımının önemi anlaşıldıkça tüketiciler sürdürülebilir ürünlere yöneliyor. Bununla birlikte çeşitli marka ve kuruluşların çevre dostu olmayan ürünlerini öne çıkarmak ve çevre dostu gibi göstermek için kullandığı <a href="https://ecomercek.com/yesil-yikama-nedir/">greenwashing</a> (yeşil yıkama ya da yeşil aklama yöntemi) teknikleri daha sık rastlanır hâle geliyor. Bu durumda tüketicilerin dönüştürme yöntemleri hakkında bilgi sahibi olması önem kazanıyor. Peki ileri dönüşüm ve aşağı dönüşüm nedir, birbirlerinden nasıl ayrılırlar?</p><p>İleri dönüşüm (upcycling), birincil kullanım amacına hizmet edemeyen nesnelerin başka bir amaçla yeniden kullanılmasını sağlayan geri kazanım yöntemlerinden biri olarak biliniyor. Bu dönüşüm tekniğinin ileri sıfatıyla tanımlanmasının sebebi artık kullanılmayan bir ürüne katma değer kazandırılarak yeni bir ürünün elde ediliyor olması.&nbsp;</p><h3>Geri Dönüşüm ile Farkı Nedir?</h3><p>Geri dönüşüm (recycling) projeleri de kullanıma uygun olmayan ürünlerin yeniden kullanılabilir hâle getirilmesini amaçlıyor. Peki, geri dönüşüm ve ileri dönüşüm kavramları arasındaki temel farklar neler? Dönüşüm yöntemlerini birbirinden ayıran temel unsurlar; nesnelerin yeniden kullanılabilir hâle getirilmesindeki aşamalar, elde edilen yeni ürünün kalitesi ve dönüşümden ne kadar fayda sağlandığı olarak sıralanabiliyor.</p><p>İleri ve geri dönüşüm yöntemleri arasındaki temel fark, ileri dönüşümde bir yeniden üretim sürecine ihtiyaç duyulmaması. Geri dönüşümde atıklar önce cam, kâğıt ve plastik gibi kategoriler altında ayrıştırılıyor. Kimyasal veya fiziksel işlemlerle yeniden ham maddeye dönüştürüldükten sonra yeni bir ürün üretiliyor. Atık nesne, bir cam bardaksa geri dönüşümde eritilip bir vazoya dönüştürülebiliyor. İleri dönüşümde ise bardak, aslında yine bardak olarak kalıyor. Belki boyanarak, biraz süslenerek veya içerisine konulan birkaç çiçekle artık bir vazo olarak kullanılabiliyor.</p><p>Fayda açısından yaklaşıldığında atıkların tamamının toplanıp ayrıştırılması ve işlenmesi mümkün olmadığı gibi büyük bir çaba da gerektirdiği için geri dönüşüm sürecinde enerji kullanılması gerekiyor. İleri dönüşüm yönteminde nesne, bir atığa dönüşüp terk edilmeden önce alternatif bir kullanım şekliyle yeniden hayat kazandığı için sıfır atık yaklaşımına daha uygun bir yol izlenmiş oluyor.</p><h3>İleri Dönüşüm Örnekleri ve Projeleri Nelerdir?</h3><p>İleri dönüşüm projeleri, hem bireysel alanlarda hem de çeşitli sanayi alanlarında kullanılıyor. Günlük hayatta belki de en sık rastlanan ileri dönüşüm örneği artık giyilmesi mümkün olmayan tişörtlerin temizlik amacıyla kullanılmaya başlaması. Bireysel boyutta ileri dönüşüme, kullanılmayan tencerelerin bitki saksısına ya da eski kumaş parçalarının birbirine dikilerek kırkyama battaniyelere dönüştürülmesi gibi pek çok örnek verilebilir. Jean pantolonların kesilerek şort ya da çanta formunda yeniden kullanılması da bir ileri dönüşüm örneği sayılabilir. Daha büyük çaplı ileri dönüşüm örnekleri arasında eski yelkenlerden çanta üretilmesi, paletlerin mobilyalara çevrilmesi ve pet şişelerden kumaş üretilmesi verilebilir.&nbsp;</p><h3>İleri Dönüşümün Faydaları Nelerdir?</h3><p>Üzerinde ileri dönüşüm logosu bulunan <a href="https://ecomercek.com/doga-dostu-urunler/">doğa dostu ürünler</a>in çevresel kirliliği önlemede ve ekolojik dengeyi korumada büyük faydaları bulunuyor. Aynı zamanda evlerdeki atıkların yeniden değerlendirilmesi için gösterilen küçük çabalar da sıfır atık yaklaşımı açısından oldukça önemli olabiliyor. İleri dönüşüm yöntemiyle alınan önlemlerin doğaya ve insan hayatına nasıl yansıdığını aşağıda birlikte inceleyelim;</p><ul><li>İleri dönüşümle kurtarılan her ürün, doğanın daha az kirlenmesi ve mavi gezegenin nesiller boyunca daha yaşanabilir olması anlamına geliyor.&nbsp;</li><li>Dönüştürülerek yeni bir ihtiyacı karşılayan ürünler, üretim ihtiyacını azaltacağı için enerji tasarrufuna katkı sağlıyor. Daha az su, elektrik ve doğal gaz harcamak çevresel sürdürülebilirliği destekliyor.</li><li>Üretim ihtiyacı azaldıkça hem bireysel hem küresel ekonominin yükü azalıyor.</li><li>Evlerdeki ileri dönüşüm projesine destek faaliyetleri, eğlenceli birer hobi hâline gelebiliyor. Kıyafetlerden kopup bir kavanozda biriktirilen düğmeler, kullanılmayan kumaş parçaları gibi birçok nesne yeni bir ürüne dönüştürülürken yaratıcılığın hazzına varılabilir ve bu yolla günlük hayatın stresinden uzaklaşılabilir.</li></ul><h3>Aşağı Dönüşüm Nedir?</h3><p>Aşağı dönüşüm (downcycling), atık ürünlerin geri kazanımını amaçlayan yöntemlerden biri. Artık kullanıma uygun olmayan ya da ihtiyaç dışı kalan nesnelerin yeniden fonksiyon edinmesini sağlayan bu yöntemin aşağı dönüşüm ismini almasının sebebi ise yeni ürünün eskisinden <strong>daha az değerli</strong> olması ama yine de atık olmaktan kurtulması.</p><h3>Aşağı Dönüşümün Faydaları Nelerdir?</h3><p>Aşağı dönüşüm tekniği de tıpkı ileri dönüşüm gibi bir ihtiyaca hitap ediyor ve o ihtiyacı, doğanın bütünsel dengesini koruyarak karşılamayı amaçlıyor. Dolayısıyla aşağı dönüşümün faydaları da ileri dönüşümle benziyor.</p><ul><li>Aşağı dönüşüm, doğadaki atık miktarını azaltarak ekolojik dengeyi korur. Sonraki nesiller için daha yaşanabilir bir dünya bırakılmasını destekler.</li><li>İhtiyaçların, üretim ve tüketim çılgınlığına varmadan karşılanmasına katkı sağlar. Bu sayede enerji kullanımını da dengeler.</li><li>İleri dönüşüme nazaran aşağı dönüşüm daha fazla maliyet gerektirebilir ama yine de yeni bir ürünün üretim maliyetleri düşünüldüğünde ekonomiye katkı sağladığı görülüyor.</li></ul><h3>Hangi Malzemeler Aşağı Dönüşüm için Uygundur?</h3><p>Plastikler, aşağı dönüşüm için sık kullanılan malzemeler arasında yer alıyor. Birçok plastik türü kullanım ömrü dolduğunda doğrudan atık hâlini alıyor. Dönüştürülebilen plastik çeşitleri ise sadece bir kez işlenebiliyor ve daha az değerli de olsa fonksiyonel bir nesne hâline getirilerek doğada yaratacağı kirliliğin önüne geçiliyor.&nbsp;</p><p>Aşağı dönüşüme uygun bir diğer malzeme ise, kâğıt. Dönüştürüldüğünde lifleri kısalan kâğıt türevi malzemelerden öncekiyle aynı kalitede ürünler elde etmek mümkün olmasa da, yine de kâğıt malzemeler ikinci kez işlenerek bazı ihtiyaçları karşılayabilecek ürünlere dönüştürülüyor. Ayrıca çeşitli tekstil ürünleri de ileri dönüşümle değerlendirilemeyecek duruma geldiğinde önce ipliklere, sonra daha az kaliteli kumaşlara dönüştürülüyor.</p><h3>Aşağı Dönüşüm Örnekleri Nelerdir?</h3><p>Aşağı dönüşüm yöntemiyle değerlendirilecek ürünler için hayatın her alanından birçok örnek verilebilir. Plastik şişelerin kullanılamaz hâle gelmesinin ardından eritilerek izolasyon malzemelerine ya da otomobil paspaslarına dönüştürülmeleri bir aşağı dönüşüm örneğidir. Kitap ve defter gibi kâğıttan elde edilen ürünlerin yeniden hamur hâline getirilerek tuvalet kâğıdına ya da kâğıt mendile dönüştürülmesi de aşağı dönüşüme örnek olarak verilebilir. Tüm bu örneklerde elde edilen ikinci ürün, <strong>her zaman ilkinden daha az kaliteli olur.</strong></p><h3>İleri Dönüşüm ve Aşağı Dönüşüm Arasındaki Fark Nedir?</h3><p>İleri dönüşüm ve aşağı dönüşüm farkı, yöntemlerin uygulanma aşamalarından ve elde edilen ikinci ürünlerin işlevselliğinden kaynaklanıyor. İleri dönüşümde ürün ham maddelerine ayrıştırılmadan tekrar işlev kazanıyor. Aşağı dönüşüm ise daha çok geri dönüşüme benziyor. Ürünler ham maddelerine ayrıştırıldıktan sonra yeni bir ürün hâline getiriliyor. Ayrıca ileri dönüşümle elde edilen ikinci ürün değer kazanırken aşağı dönüşüm yönteminden sonra ürünün değeri azalıyor.&nbsp;</p><p>Örneğin gazeteler güncelliğini yitirdiğinde atık niteliği kazanıyor. Eskiyen gazete kâğıtları, çöpe atmak yerine kitap ve defterlerin kapaklarını ciltlemek amacıyla kullanılabiliyor. Ürünün ilk formu bozulmadığı ve hâlâ aynı işlevselliğe sahip olduğu için bu durum bir ileri dönüşüm örneği oluyor. Ancak gazete yaprakları çok yıpranmışsa bir kâğıt atık tesisinde hamur hâline getirilerek oluşan ham maddeden daha düşük kalitede kâğıtlar, tuvalet kâğıtları üretiliyorsa bu durum aşağı dönüşüme örnek gösterilebilir.</p><p>İnsan ve doğa birçok açıdan birbirine benziyor. Doğa da tıpkı insanlar gibi nefes alıyor, yaşıyor ve hasta olabiliyor. Mavi gezegeni soldurmamak için sıfır atık bilinciyle yaşamalı, kullanılmayan ürünlerin geri kazanımıyla ilgili projeleri takip edip desteklemeliyiz.</p><h3><strong>Kaynaklar:</strong></h3><p><a href="https://www.plumemag.com/ne-tarafa-donusum/">https://www.plumemag.com/ne-tarafa-donusum/</a></p><p><a href="https://gelisimseninle.com/tr/haber/detay/135/upcycle-ileri-donusum-nedir">https://gelisimseninle.com/tr/haber/detay/135/upcycle-ileri-donusum-nedir</a></p><p><a href="https://sifiratik.co/2019/09/02/ileri-donusum-101/">https://sifiratik.co/2019/09/02/ileri-donusum-101/</a></p><p><a href="https://www.isbank.com.tr/blog/ileri-donusum">https://www.isbank.com.tr/blog/ileri-donusum</a></p><p><a href="https://www.mint.ist/mintlab/geri-kazanim-cozumleriyukari-donusum-geri-donusum-asagi-donusum/">https://www.mint.ist/mintlab/geri-kazanim-cozumleriyukari-donusum-geri-donusum-asagi-donusum/</a></p><p><a href="https://viennalife.com.tr/blog/geri-kazanim-dunyasi-ileri-donusum-geri-donusum-asagi-donusum/">https://viennalife.com.tr/blog/geri-kazanim-dunyasi-ileri-donusum-geri-donusum-asagi-donusum/</a></p>

10 Dakika

HEMEN OKU

Geri Dönüşüm Nedir?

<h2>Geri Dönüşüm Nedir?</h2><p>Dünyanın genelindeki nüfus artışının doğal bir sonucu olarak, insanların ürettiği atık miktarı yükselmeye devam etmekte. Geri dönüşüm; doğal kaynakların kirlenmesine ve toplum sağlığını tehdit edebilecek salgın hastalıkların görülme sıklığının artmasına yol açan bu durumun önüne geçmek için kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yazının devamında, geri dönüşümün nasıl yapıldığı ve faydaları da dâhil olmak üzere geri dönüşüm ile ilgili pek çok detayı bulabilirsiniz.</p><h3>Geri Dönüşüm Nasıl Yapılır?</h3><p>Cam, metal, plastik ve kâğıt gibi ham maddelerin fabrikalarda işlenerek yeniden kullanılabilir hâle getirilmesine geri dönüşüm denir. Geri dönüşüm süreci aşağıda sıralanan dört adımda gerçekleştirilir:</p><h4>1. Adım: Kaynaktan Toplama</h4><p>Bazı bölgelerde geri dönüştürülebilir materyaller toplanırken ayrıştırılır, bazılarında ise karışık toplanan cam, plastik, metal ve kâğıt tesislerde ayrıştırılır. Geri dönüşüm kutularından alınan malzemeler geçici depolama alanında depolanır. Ardından sürecin ilk aşamasında geçici depolama alanlarından toplanan geri dönüştürülebilir atıklar ayrıştırılacakları tesislere nakledilir.&nbsp;</p><h4>2. Adım: Sınıflandırma</h4><p>Kaynaktan toplanan geri dönüştürülebilir atıklar, ayrıştırma tesisinde bir sonraki aşamanın kolayca gerçekleştirilebilmesi amacıyla sınıflandırılır. Bu süreçte geri dönüşüme uygun olmayan atıklar ayrıştırılır.</p><h4>3. Adım: Atık Değerlendirme</h4><p>Kaynaktan toplandıktan sonra cinslerine göre sınıflara ayrılan atıklara, bir dizi fiziksel ve kimyasal işlem uygulanır. Bu sayede daha önceki yeniden işlenmeye uygun ham maddelere dönüşürler.</p><h4>4. Adım: Ekonomiye Kazandırma</h4><p>Atık değerlendirme aşamasında başarıyla ham maddeye dönüştürülen malzemeler, bu adımda endüstriyel ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden üretim hatlarına taşınır. Nihai ürün haline getirilmeleri ile geri dönüşüm süreci son bulur.</p><p>Yeniden ham madde haline getirilen malzemeler, aşağı ve <a href="https://ecomercek.com/">ileri dönüşüm</a> adı verilen iki farklı yöntem ile ekonomiye kazandırılır. Aşağı dönüşüm, atık malzemenin kendinden daha düşük değerdeki maddeye dönüştürülmesidir. Defter yapraklarının hamur haline getirildikten sonra geri dönüştürülmüş kâğıt haline getirilmesi aşağı dönüşüm örneklerindendir. İleri dönüşüm ise atık malzemenin kendinden daha yüksek faydaya sahip bir ürün haline getirilmesi sürecidir.&nbsp;Kahve posasından sunum tabaklarının üretilmesi, kullanım ömrünü tamamlayan yelkenlerden çanta üretilmesi ileri dönüşüme örnek olarak gösterilebilir. &nbsp;Geri dönüşüme örnek olarak ise geri dönüştürülmüş plastikten üretilen ürünler ve geri dönüştürülmüş kağıtlar verilebilir.</p><h3>Geri Dönüşümün Faydaları Nelerdir?</h3><p>Gelişigüzel çevreye atılan çöpler hem insan sağlığı hem de doğal hayat üzerinde yıkıcı etkilere sebep olur. Atıkların depolanması amacıyla oluşturulmuş alanlar bile kontrol edilmedikleri takdirde, başta yer altı sularının kirlenmesi olmak üzere ciddi problemler yaratır. Geri dönüşüm konusunda toplum bilinci artırıldığında aşağıdaki faydalar elde edilebilir;</p><h3>Doğal Kaynakların Devamlılığının Sağlanması</h3><p>İnsanlığın mevcut yaşam tarzı doğal kaynakların hızla tükenmesine sebep olmaktadır. Geri dönüşüm ile birlikte, yeni kaynak tüketimini azaltmak ve <a href="https://ecomercek.com/">çevresel sürdürülebilirlik</a> açısından olumlu sonuçlar elde etmek mümkündür. Örneğin; üretimde geri dönüştürülmüş kâğıt ve ahşap malzemenin kullanımının artması, daha az ağaç kesimine ihtiyaç duyulması anlamına gelir.</p><h3>Ekosistemin ve Vahşi Yaşamın Korunması</h3><p>Geri dönüşümün faydalarından biri de ekosistemin ve vahşi yaşamın korunmasıdır. Zira, atıkların yeniden kullanılabilir hale getirilmesi pek çok malzemenin sıfırdan üretilmesi gerekliliğini azaltır. Haliyle endüstriyel üretimin beraberinde getirdiği kirliliğin, ekosistem ve vahşi yaşam üzerindeki olumsuz etkisi de azalır.</p><h3>Ekonomik Katkı</h3><p>Plastik, cam ve metal gibi geri dönüşüme uygun malzemelerin uygun teknikler yardımıyla yeniden kullanılabilir hale getirilmesi, ham madde gereksiniminde azalma sağlar. Bu durum bir yandan doğal dengeyi bozan yıkıcı etkilerin ortadan kalkmasına katkıda bulunurken diğer taraftan ekonomik fayda ile sonuçlanır. Özellikle metal gibi ham maddelerin sıfırdan üretimi geri dönüştürülmesine kıyasla yüksek maliyetlidir.</p><h3>Enerji Tasarrufu</h3><p>Geri dönüştürülebilir malzemeleri yeniden ekonomiye kazandırırken harcanan enerji, sıfırdan üretime kıyasla daha makul seviyededir. Örneğin; geri dönüştürülmüş alüminyum ürünler, sıfırdan imal edilenlere göre %90-95 civarı daha az enerji gerektirir. Geri dönüşümden kâğıt elde etmek, işlenmemiş ağaç liflerinden üretim ile karşılaştırıldığında %40 daha az enerji kullanımı demektir.&nbsp;</p><h3>Karbon Emisyonlarında Azalma</h3><p>Geri dönüşüm sayesinde üretim aşamasında daha az enerji kullanımı, endüstriyel kuruluşlarca daha düşük miktarda karbondioksitin atmosfere salınması anlamına gelir. Ayrıca geri dönüşüm, çöp toplama alanlarından etrafa yayılan metan gazı seviyesinin de düşmesine olanak tanır.&nbsp; Atmosfere salınan sera gazlarındaki azalma, küresel ısınma ile mücadele açısından ciddi öneme sahiptir.</p><h2>Neler Geri Dönüştürülebilir?</h2><p>Geri dönüştürülebilir maddelerden konu açıldığında, ilk akla gelenler; plastik, karton, kâğıt, metal, cam, ahşap ve beton malzemelerdir. Son yıllarda neden olduğu kirlilik seviyesi ile adından sıkça söz ettiren plastik atıkların geri dönüşüm süreci, metal ve cam gibi malzemelerin geri dönüşümüne kıyasla zordur. Yine de geri dönüşümü yapılan her 1 ton plastik ile 14 bin kilowatt enerji tasarrufu sağlanmış olur.</p><p>Karton ve kâğıt atıklar, birden fazla kez geri dönüştürülebilir. Üstelik aşağı dönüşüm ile ekonomiye geri kazandırılmaları son derece kolaydır. 1 ton kullanılmış kâğıt geri dönüşüm işlemine alındığında yaklaşık 85 metrekarelik ormanlık alan tahrip olmaktan kurtulur. Benzer fayda cam ve metal gibi atıkların geri dönüşüm süreci için de geçerlidir.&nbsp;</p><h3>Geri Dönüşüm Sembolü Ne Anlama Gelir?</h3><p>Geri dönüşüm sembolü; plastik ve cam ürün ambalajlarından pillere, motor yağlarından teknolojik aletlere kadar birçok farklı alandaki ürünün üzerinde bulunur. Eskiden her ürün için standart tasarıma sahip olan geri dönüşüm logosu, günümüzde yerini ambalaj işaretleme sistemine göre kısaltma ve numaraları içeren çeşitli sembollere bırakmıştır. Ambalajın üretildiği malzemeye göre farklılık gösteren işaretler ve taşıdıkları anlamlar aşağıdaki şekilde sıralanır;</p><ul><li>Üzerinde 1 yazan işaret, üründe polietilen tereftalat kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 2 yazan işaret, üründe polietilen kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 3 yazan işaret, üründe polivinil klorür kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 4 yazan işaret, üründe düşük yoğunluklu polietilen kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 5 yazan işaret, üründe polipropilen kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 6 yazan işaret, üründe polistiren kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 7 yazan işaret, üründe yukarıda yazılı malzemelerden farklı bir plastik çeşidinin kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 20 yazan işaret, üründe kâğıt/karton kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 40 yazan işaret, üründe metal kullanıldığını ifade eder.</li><li>Üzerinde 70 yazan işaret, üründe cam kullanıldığını ifade eder.</li></ul><p>Geri dönüşüm işaretleri, firmaların ürettikleri ürünlerin üzerine gönüllülük esasına göre yerleştirilir. Yani, kanunen herhangi bir zorunluluk yoktur. Geri dönüşüm sembolleri tüketiciye bilgi vermek amaçlıdır. Evlerinde ya da iş yerlerinde bu konuya dikkat eden tüketicilerin, atıkları uygun şekilde ayrıştırabilmelerini kolaylaştırır.</p><p>Tüketiciler tarafından geri dönüşüm işareti ile sıklıkla karıştırılan yeşil nokta logosu ise farklı anlama sahiptir. Uluslararası geçerliliği olan bu logo, firmaların ambalaj atıklarının geri kazanımı ile ilgili yasal yükümlülükleri yerine getirdiklerini ifade eder. Logonun Türkiye’deki kullanım hakkı ÇEVKO Vakfı’na aittir. Ambalaj atıklarının geri dönüştürülmesine yönelik belirlenmiş kriterlere uyan firmalar, vakfın izniyle ürünlerinde bu logoya yer verebilir.&nbsp;</p><h3>Geri Dönüşüme Bireysel Olarak Nasıl Katkıda Bulunabiliriz?</h3><p>Çevreyi korumaya ve iklim değişikliği ile mücadeleye bireysel olarak katkı yapmak istiyorsanız, çeşitli geri dönüşüm fikirlerini uygulamaya başlayabilirsiniz. Bu amaçla; tüm atıklarınızı tek bir çöp poşetinde biriktirmek yerine evsel atıklarınızı kategorilere ayırabilir, tıpkı kamusal alanlardaki gibi farklı renklerdeki kutulara atabilirsiniz. Pil ve benzeri kimyasal içeriğe sahip atıklarınızı ise belirli aralıklarla toplama alanlarına götürüp uygun şekilde geri dönüşüm sürecine tabi tutulmalarını sağlayabilirsiniz.</p><p>Evsel atıklar söz konusu olduğunda, genelde ilk akla gelenler; plastik, kâğıt ve cam gibi geri dönüştürülebilir çöpler ve gıda atıkları olur. Yemek yapımında kullanılan yağların ayrı toplanarak belediyelerce belirlenen noktalara bırakılmasının önemli olduğu unutulmamalıdır. Zira atık yağlar, uygun biçimde biriktirilmek yerine lavaboya döküldüklerinde tesisatın bozulmasına ve yeraltı sularının kirlenmesine neden olabilir. Dolayısıyla yemek yapımında kullanılan yağlar, bir kapta ya da şişede biriktirilmelidir.</p><h3>Geri Dönüşüm Atıkları Nasıl Gruplandırılır?</h3><p>Geri dönüşüm atıkları, üretimlerinde kullanılan ham maddelere göre çeşitli sınıflara ayrılır. Cam, kâğıt, metal ve plastik gibi atıklara yönelik sınıflandırma işlemi elle ya da makineler yardımıyla gerçekleştirilir.&nbsp;</p><p>Günümüzde kullanımı yaygın olan ve makineler yardımıyla yapılan ayrıştırma işlemine tek akışlı geri dönüşüm adı verilir.&nbsp; Bu sınıflandırma yönteminde ağırlıklı olarak bir dizi robotik kol ve konveyör sistemi kullanılır. Tek akışlı geri dönüşüm işleminin ilk aşamasında; karışık haldeki atıklar, toplama aracından alınarak konveyör bandına yerleştirilir. Oluklu mukavva kutular ve büyük boyutlu plastik poşetler, hattın ilerisindeki makinelerde sıkışmaya neden olacaklarından bu aşamada işçiler tarafından banttan alınır. Bir sonraki aşamada; disk ekran ve hava püskürtmeli sınıflandırıcılar devreye girerek, atıkları ağırlıklarına göre ayrıştırmaya başlar. Geri dönüşüm sürecinin bu aşamasında; önce kâğıt atıklar, daha sonra ise plastik şişe gibi hafif çöpler farklı bantlara aktarılır. Hatta ilerlemeye devam eden metal atıkları ayrıştırmak amacıyla güçlü mıknatıslar devreye girer. Alüminyum gibi demir dışı metallerin sınıflandırılması için manyetik girdap akımları kullanılır. Camın sınıflandırılması ise biraz daha farklıdır. Elle ya da renkleri algılamaya yarayan filtrelere sahip makineler yardımıyla sınıflandırma işlemi gerçekleştirilir. 10 milimetreden küçük cam parçaları ise elle ya da makine yardımıyla sınıflandırılmaları mümkün olmadığından ayrı bir hazneye aktarılır.</p><h3>Çevremizdeki Geri Dönüşüm Kutuları Ne İşe Yarar?</h3><p>Ülkemiz dahil olmak üzere, dünyada pek çok ülkede evsel ve endüstriyel çöplerin geri dönüştürülmesi için yasal mevzuat ile desteklenmiş atık yönetim sistemi kullanılır. Sistem dâhilinde atıkların geçici depolama alanlarında sınıflandırılması amaçlanır. Bunu sağlamanın en kolay yolu ise, geri dönüşüm kutuları kullanmaktan geçer. Geri dönüşüm kutuları; kâğıt, cam, metal ve plastik atıkların birbirine karışmadan depolanmasını mümkün kılar. Bu kutulara atılabilen cam geri dönüşüm örnekleri arasında; renkli veya şeffaf cam şişeler, bardaklar, araba camları ve kavanozlar yer alır. Plastik geri dönüşüm örnekleri ise; plastik şişeler, araba tekerlekleri ve bazı ürün ambalajlarıdır. Ancak geri dönüşüm makinelerine sıkışma ihtimali nedeniyle pipet ve poşet gibi tek kullanımlık plastikler çoğunlukla geri dönüştürülmez.</p><p>Çevre duyarlılığını sağlamak amacıyla başlangıçta “cam ve kâğıt kumbaraları” adıyla büyük kentlerimizde halkın hizmetine sunulan geri dönüşüm kutuları, günümüzde iş yerlerinde ve evlerde de kendilerine yer bulmaktadır. Sıfır atık yönetim sistemi kapsamında, kâğıt atıkların mavi renkteki geri dönüşüm kutusunda biriktirilmesi önerilir. Cam atıklar için yeşil, metaller için ise gri renkli kutular kullanılabilir. Ev ve ofis malzemesi satan işletmeler aracılığıyla geri dönüşüm kutusu setlerine kolayca sahip olabilir ya da belediyenizden geri dönüşüm kutusu talep edebilirsiniz.</p><h3>Plastik Atıklar Hangi Renk Geri Dönüşüm Kutusuna Atılır?</h3><p>Plastik, gündelik yaşamda en fazla kullanılan malzemelerden biridir. Tüketim malzemelerinin ambalajlanmasından mutfak aletlerinin üretimine kadar birçok alanda plastik çeşitlerinden faydalanılır. Dolayısıyla, ortaya çıkan plastik atıkların miktarı oldukça fazladır. Örneğin; pet şişe, geri dönüşüm alanlarında en sık rastlanan ürünler arasında yer alır. Geri dönüşüm ve atık yönetimini odağına alan birçok güncel bilimsel araştırmada, plastik atıkların hem doğa hem de insan sağlığına yönelik tehlikesine vurgu yapılmaktadır.</p><p>Yalnızca görsel kirlilikle sınırlı kalmayıp mikro boyutta da canlı yaşamını tehdit eden plastik atıkların uygun şekilde depolanmaları ve geri dönüşüm sürecine tabi tutulmaları gerekir. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; 2017 yılında hayata geçirdiği Sıfır Atık Projesi kapsamında, plastik atıkların sarı renkteki geri dönüşüm kutularında biriktirilmesine yönelik toplum bilinci oluşturulması hedeflenmektedir. Evinizde ya da iş yerinizde plastik atıkları diğerlerinden ayrıştırmak için siz de sarı renkte çöp kutusu kullanabilirsiniz.</p><p>Dünya genelinde ise plastik atıkların depolanacağı geri dönüşüm kutularının rengi ile ilgili farklı uygulamalar söz konusudur. Örneğin; plastikler, Birleşik Krallık sınırları içerisinde kırmızı renkli geri dönüşüm kutularında biriktirilir; Amerika Birleşik Devletleri’nde ise eyalet bazında değişiklik göstermekle birlikte mavi çöp kutularında depolanır. Yurt dışı seyahatlerinizde elinizdeki plastik atıkları hangi renk çöp kutusuna atacağınız konusunda kararsız kalırsanız, üzerindeki logolara odaklanabilirsiniz. Geri dönüşüm kutularının renkleri farklı olsa bile üzerlerinde benzer tasarıma sahip logolar bulunur.</p><h3>Geri Dönüşüm Sonucu Nasıl Kazançlar Elde Edilebilir?</h3><p>Geri dönüşüm sonucunda elde edilebilecek kazanımlar, ekonomik ve çevresel katkılar olmak üzere iki ana başlığa ayrılabilir. Geri dönüşümün ekonomik katkıları şu şeklide sıralanır;</p><ul><li>Geri dönüşüm, yararlı atıkların ekonomiye geri kazandırılmasını sağlar. Bu sayede enerji ve ham madde kullanımı azaltılabilir.</li><li>Atık maddeler, ileri dönüşüm ile toplum için faydalı nesnelere dönüştürülebilir.</li><li>Kalabalık nüfusa sahip yerleşimlerde atık yönetiminin daha kolay yapılabilmesine katkıda bulunur. Hastalık riskini azaltarak, hem yaşam kalitesini yükseltebilir hem de iş gücü kaybını engelleyebilir.</li><li>Yeni iş kollarının oluşmasına olanak sağlar. Böylece işsizlik oranının düşmesine katkıda bulunur.</li><li>İleri dönüşüm sonucunda ekonomiye kazandırılan ürünlerin dış pazarlara sunulmasıyla ülkeye döviz girdisi sağlanabilir.</li></ul><p>Geri dönüşümün çevre ve doğal yaşam açısından en önemli katkısı, kirlilik miktarındaki azalmadır. Zira atıkların yeniden değerlendirilmesi, fosil yakıtlara dayalı endüstriyel üretime daha az ihtiyaç duyulması demektir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da sera gazı salımı miktarında düşüş gözlemlenebilir.&nbsp;</p>

16 Dakika

HEMEN OKU

Cilt Bakımında Kullanılan Asitler Nelerdir?

<h3>Cilt Bakımında Asit Kullanımı</h3><p><strong>Cilt bakımında asit kullanımı</strong> ilk başta kulağa biraz sıra dışı gelse de doğru bir şekilde kullanıldığında <strong>asitler</strong> sağlıklı, pürüzsüz ve ışıltılı bir cilde sahip olmak isteyenlerin aradığı etkili çözümü sağlayabilirler.&nbsp;</p><p>Son zamanlarda asitlerin cilde olan faydalarının git gide daha çok ön plana çıkmasıyla cilt bakım ürünlerinin formüllerinde de <strong>asit isimleri</strong> ile sıklıkla karşılaşmak mümkün oldu. Çok sayıda çeşidi olan <strong>asitlerin özellikleri</strong> ve kullanım alanları konusunda bilgi sahibi olmak, asit seçimiyle ilgili doğru kararın verilmesinde büyük önem taşır.</p><p>Cilt bakımında kullanılan <strong>asit çeşitleri</strong> en basit haliyle hidroksi asitler ve diğer asitler şeklinde ayrılabilir. Aynı zamanda <strong>cilt soyucu asitler</strong> olarak da bilinen hidroksi asit çeşitlerinden ziyade alfa hidroksi asit (AHA) ve beta hidroksi asit (BHA) cilt bakımında en sık kullanılanlar arasında yer alır.</p><p>AHA’lar suda çözünür özelliktedir ve bu sayede cildin en üst tabakasında bulunan ölü derileri tutan sıvının çözülmesini sağlayarak ölü derilerden kurtulmaya yardımcı olur.&nbsp;</p><p>BHA’lar yağda çözünür niteliğe sahip olduklarından ciltteki tıkanmış gözeneklere derinlemesine nüfuz ederek cildin arınmasını sağlayan <strong>güçlü asitler</strong>dir.&nbsp;</p><h3>En Çok Kullanılan Asit Türleri ve Etkileri&nbsp;</h3><h4>Glikolik Asit</h4><p><strong>Cildi soyan asitler</strong> içinde en sık tercih edilen AHA’lardandır. Cildin derinlerine nüfuz ettiğinden dolayı <strong>kuvvetli asitler</strong> arasında yer alır. Ölü derilerin ciltten atılması ve cildin yenilenmesi açısından hızlı sonuç verir ve cilt tonunu eşitler. Bu nedenle “<strong>Cilt lekeleri için hangi asit</strong> kullanılmalı?” sorusunda akla gelen ilk yanıt olabilir.&nbsp;</p><h4>Salisilik Asit</h4><p><a href="https://ecomercek.com/salisilik-asit-nedir/">Salisilik asit</a>, BHA’ların cilt bakımında en yaygın kullanılanıdır. Gözeneklerin içerisindeki fazla yağın, kirin ve ölü hücrelerin çözünmesini sağlayarak akneyi azaltırken, antienflamatuar etkisiyle sivilcelerden kaynaklanan kızarıklıkları da giderir. Özellikle yağlı ciltler için önerilen salisilik asit, normal ve karma ciltlerdeyse geniş gözenek görünümünü azaltmak ve anlık sivilceleri geçirmek için kullanılabilir.&nbsp;</p><h4>Hyaluronik Asit</h4><p><a href="https://ecomercek.com/hyaluronik-asit-nedir/">Hyaluronik asit</a> bebeklik döneminde vücutta bolca üretilmesine rağmen üretimi yıllar ilerledikçe azalır. Kuru ciltler için olmazsa olmaz bir asittir. Ağırlığının 1.000 katına kadar suyu emebilmesinden dolayı nemlendirici ve yaşlanma karşıtı ürünlerin içeriklerinde sıklıkla kendine yer bulur. <strong>Cilde hyaluronik asit uygulaması </strong>yapmak<strong> </strong>nemin cildin yüzeyine hapsedilmesine yardımcı olur. Dış katmandaki deri hücreleri bu sayede dolgunlaşır ve ince kırışıkların görünümü azalır.&nbsp;</p><h4>Laktik Asit</h4><p>Laktik asidin cilt bakımında kullanılmasının tarihi Kleopatra’nın süt banyolarına dayanır. Glikolik aside göre cildi soyma etkisini daha hafif şekilde gösterse de <strong>cilt lekelerine iyi gelen asitler </strong>arasında ilk sıralardadır. Bir yandan ölü hücreleri ciltten ayırırken bir yandan cildi nemlendirebilir. Bu nedenle, <strong>laktik asit içeren kremler</strong> narin cilt bariyerlerine sahip ve kolay tahriş olabilen ciltler için uygun bir cilt soyucu alternatiftir.&nbsp;</p><h4>Askorbik Asit</h4><p>Güçlü bir antioksidan olan askorbik asit veya diğer ismiyle C vitamini cilde olan çok sayıda olumlu etkisinden dolayı sıklıkla tercih edilen içerikler arasında yer alır. Ciltteki kolajen üretimini tetikleyerek kırışık görünümünü azaltırken cildin sıkılaşmasını sağlar. Melanin üretimini dengeleyip azaltarak hiperpigmentasyonun önlenmesine yardımcı olur.&nbsp;</p><h4>Azelaik Asit</h4><p>Azelaik asit antioksidan ve cilt soyucu etkileri aynı anda göstermesiyle öne çıkar. Akne tedavisi için reçeteyle satılan ürünlerde sıklıkla bulunur. Ciltteki gözenekleri temizlerken akneye sebep olabilecek bakterileri öldürür. Enflamasyon kaynaklı kızarıklık, iz ve şişkinliklerin hafiflemesine yardımcı olur. <strong>Azelaik asit içeren ürünler</strong>, ciltte aşırı melanin üretimine engel olarak cilt tonunu dengeler.</p><h4>Retinoik Asit</h4><p>Retinoik asit, ciltteki kolajen üretimini artırarak hücreleri yenileyen ve kırışıklıkların giderilmesine destek olan oldukça etkili bir asit çeşididir. Farklı derecelerde satışa sunulur ve yüksek etkili formlarının uzman kontrolünde kullanılması gerekir. Retinoik asit içeren ürünler kullanılırken, güneş koruyucunun kusursuz bir şekilde uygulanması ekstra önem teşkil eder.</p><h4>Sitrik Asit</h4><p>AHA çeşitlerinden biri olan <a href="https://ecomercek.com/citric-acid-n-hm/">sitrik asit</a> narenciye meyvelerden elde edilir ve narin bir cilt soyucu seçenek arayanlar için idealdir. Aynı zamanda bir antioksidan olduğundan ciltte kırışıklıklara, sarkmaya ve renk değişikliklerine sebep olan serbest radikallerle savaşır. Yeni ve sağlıklı hücre üretimini destekleyerek cildi taze ve parlak bir görünüme kavuşturur.</p><h3>Cilt Tipine Göre Asit Seçimi ve Kullanımı&nbsp;</h3><p>Cilt bakımında asitlerin etkilerini en iyi şekilde hissedebilmek için tercih edilen asidin cilt tipine uygun olması büyük önem taşır. Özellikle hassas cilde sahip olanların cilt bakım rutinlerine asidi dahil ederken daha temkinli olmaları gerekebilir. Örneğin cildi soyan asitler arasında ön plana çıkan glikolik asit kuvvetli bir asit olduğundan hassas ciltlerde kızarma ve kaşıntı gibi sonuçlar yaratabilir. Bu nedenle hassas ciltlerinde cilt soyucu etkiyi görmek isteyenler hafif etki eden ve nemlendirici özellikte olan laktik aside yönelebilir.</p><p>Asit seçiminde cildin yağ dengesi yani kuru, yağlı veya karma olması durumu da önem taşır. Örneğin, çeşitli cilt tiplerinde rastlanabilen akne sorununun azaltılmasında yağlı ciltler için salisilik asit daha etkili bir çözüm sağlarken, kuru ve hassas ciltlerin azelaik aside yönelmesi daha olumlu bir etki yaratabilir.&nbsp;</p><p>Bunların yanı sıra cilt bakımı için asit seçimi yapılırken ciltte süregelen akne, rozasea, egzama gibi sorunların da göz önünde bulundurulması ve mümkünse alanında uzman bir hekimden destek alınması daha doğru olur.</p><h3>Yaşa Göre Asit Seçimi ve Kullanımı&nbsp;</h3><p>İnsanlar ait oldukları yaş grubuna bağlı olarak benzer cilt sorunları yaşarlar ve yaş ilerledikçe cildin ihtiyaçları farklılık gösterir. Bu nedenle, asit içerikli ürünlerin cilt bakım rutinlerindeki ağırlıkları ayarlanırken yaşın dikkate alınması, alınacak sonuçları olumlu etkiler.</p><p>Ergenlik döneminde ve 20’li yaşların başında, ciltte fazla yağ üretimi ve akne oluşumu sık rastlanan cilt problemleri arasında yer alır. Bu yaş grubu için cilt bakımında AHA ve BHA’lara öncelik vermek gerekebilir. Özellikle ciltteki fazla yağın çözünmesine ve aknenin giderilmesine yardımcı olan salisilik asit iyi bir seçenek olabilir.</p><p>30’lu yaşlarda cilt ince kırışık çizgilerini göstermeye başladığından bu yaş döneminde yaşlanma karşıtı bir asit tercih edilebilir. Hem güçlü bir antioksidan olan hem de cildin kolajen üretimini destekleyen askorbik asit bu yaş grubuna önemli avantajlar sunabilir.&nbsp;</p><p>Cilt yaşlanma belirtilerini 40’lı yaşlarda daha net göstermeye başlar. Ayrıca yılların ve çevrenin izleri de ciltte daha çok artarak kendini hissettirebilir. Güçlü bir AHA olan glikolik asit benzerlerine göre cildin daha derin tabakalarına nüfuz ederek cildi yenilediğinden bu yaş grubunda pürüzsüz ve canlı bir cilt için olumlu sonuçlar sağlayabilir.</p><p>Yaş ilerleyip cilt olgunlaşmaya devam ettikçe cildin nemini kaybetmesi ve kuru bir his vermesi sık rastlanan durumlardan biridir. Bu nedenle 50 ve üzeri yaş grubunda cilt bakımı rutinine nemlendirici etkisiyle bilinen hyaluronik asit içeren ürünleri dahil etmek daha nemli ve dolgun bir cilde sahip olunmasına yardımcı olur.</p><h3>Asit Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?&nbsp;</h3><p>Asitlerin mucizevi sayılabilecek olumlu etkilerinden dolayı asit içeren ürünler bir an önce cilt bakım rutinine dahil etmek istenebilir. Bireysel karar vermek yerine, asit seçimi sırasında alanında uzman bir doktordan destek alınması daha iyi sonuçlar elde edilmesini sağlar.&nbsp;</p><p>Kullanılacak aside karar verilmesinin ardından, kullanılacak cilt bakım ürünü önce bileğin iç kısmında denenmelidir. 48 saate kadar beklenip vücudun herhangi bir olumsuz reaksiyon vermediğine emin olunduğunda yüz bölgesinde kullanılabilir.</p><p>Asitler sıklıkla cildin üst tabakasını soyarak etki gösterdiklerinden cilt hem kuruma belirtisi gösterir hem de güneşe karşı hassas hale gelir. Bu nedenle, asit kullanımında asit içeren ürüne ek olarak mutlaka bir güneş kremi ve nemlendirici kullanılması gerekir.</p><p>Salisilik asit, aspirinle aynı aileden olduğu için, aspirine alerjisi olanlar salisilik aside de cilt bakımlarında yer vermemelidir. Hamile olup cilt bakımında asit kullanmak isteyenlerin mutlaka doktorlarına danışarak yapmaları önerilir.&nbsp;</p><h3>Asitlerin Birbirleriyle Etkileşimi ve Birlikte Kullanılmaması Gereken Asitler&nbsp;</h3><p>Cilt bakımında farklı asit içeren ürünler birlikte kullanılırken asitlerin birbiriyle etkileşiminin göz önünde bulundurulması gerekir. Yanlış asitlerin birlikte kullanılması ciltte tahrişe veya asitlerin etkisini yitirmesine neden olabilir.</p><p>Retinoik asit cilt yenilenmesini destekleyen asitlerdendir. AHA’lar gibi retinoik asit de güçlü bir asit olduğundan AHA içeren ürünlerin retinoik asitle birlikte kullanılmasının ciltte ciddi tahriş oluşturma riski bulunur.</p><p>Salisilik asit akne tedavisinde güçlü bir seçenek olduğundan olası fazla hassasiyeti önlemek adına başka bir asitle kullanılmaması önerilir.</p><p>Askorbik asitle retinoik asidin birlikte kullanılması asitlerin sağlayacakları faydayı ortadan kaldırdığı için ayrı ayrı tercih edilmelilerdir.</p><p>Glikolik asit ve laktik asit, askorbik asidi etkisiz hale getirebileceğinden bu asitlerin cilt bakım rutininde askorbik asitle aynı anda kullanılmaması gerekir.</p><h3>Yaz ve Kış Aylarında Asit Kullanımı</h3><p>Mevsimlerin değişmesi ciltte de birtakım değişikliklerin oluşmasına neden olur. Bu yüzden asit kullanım rutininde mevsim koşullarına göre ufak ayarlamalar yapmak cilt bakımından sağlanabilecek faydayı artırabilir ve her mevsim sağlıklı bir cilde sahip olmaya yardımcı olabilir.</p><p>Yaz aylarında zararlı güneş ışınlarının etkisi artar. Asitlerin birçoğunun cildi soyucu etki yapmasından dolayı cilt güneşe karşı korumasız ve hassas hale gelir. Bu nedenle asit içeren cilt bakım rutinleri olanların asit içeren ürünlerini akşam saatlerinde kullanmaları alabilecekleri ilk önlemdir. Ayrıca, güneş ışınlarının en dik olduğu 11.00-15.00 arasında güneşe çıkmamaları ve güneşe karşı ciltlerini korumak için yüksek koruma faktörlü bir güneş kremi kullanmaları önerilir.</p><p>Kış aylarındaysa havalar soğuk ve kuru olduğundan cildin nem ihtiyacı artar. Cilt bakım rutinine hyaluronik asidi dahil etmek cildin ihtiyacı olan nemi elde etmesi ve koruması için önerilen seçenekler arasında yer alır. Ayrıca kış aylarında akneye yönelik kullanılan asitler ciltte ekstra kurumaya neden olabilir. Bu nedenle içeriğinde bu asitleri daha düşük oranda içeren ürünler tercih edilebilir veya nemlendirici kullanımı artırılarak kuruma sorunu çözülebilir.&nbsp;</p>

6 Dakika

HEMEN OKU

Kaş Sabitleyici Nedir?

<h2>Kaş Sabitleyici Nedir?</h2><p>Kaş sabitleyici ürünler, makyaj severlerin sıklıkla tercih ettiği ürünler arasında yer alır. Kaş sabitleyici, kaşların istenen formda kalmasını sağlayan bir makyaj malzemesidir. Kaş sabitleyiciler, maskara taraklarından daha küçük boyutlu bir kaş tarağı ve kaşı sabitleyecek malzemeden oluşur. Bu sayede kaşların gün içinde istenen formu korumasına yardımcı olur.&nbsp;</p><p>Kaş sabitleyiciler; jel, sıvı ya da sabun formunda renkli veya şeffaf olarak üretilir. Renkli kaş sabitleyiciler, keskin bir kaş görünümüne sahip olmak isteyen ve kaşlarının dikkat çekmesini seven kişiler için ideal olduğu gibi seyrek kaşların daha dolgun görünmesine de yardımcı olur. Bazı kaş sabitleyicilerin içinde bulunan fiberler kaşların daha sık görünmesini destekler. Öte yandan makyaj yapılmamışçasına doğal makyaj tercih edenler için şeffaf kaş sabitleyiciler doğru bir seçim olabilir.&nbsp;</p><p>Kaş sabitleyici ürünler ile yeni karşılaşıyorsanız, aklınızda kaş sabitleyici ne işe yarar veya kaş sabitleyici nasıl kullanılır gibi sorular oluşabilir. Siz de makyaj rutininize kaş sabitleyici eklemek istiyorsanız kaş sabitleyici önerileri araştırırken kullanabileceğiniz bilgileri ve aklınızdaki birçok sorunun yanıtını yazının devamında bulabilirsiniz. Bu sayede satın almak istediğiniz ürüne dair fikir edinebilir, kaş sabitleyici önerilerini neye göre değerlendirebileceğinizi ve kaş sabitleyiciyi nasıl kullanabileceğinizi öğrenebilirsiniz.&nbsp;</p><h3>Kaş Sabitleyici Ne İşe Yarar?</h3><p>Kaş makyajı, bakışları belirginleştirmeyi destekleyen göz makyajının yüzle bütünleşik görünmesine yardımcı olduğundan makyaj severler tarafından sıklıkla uygulanır. Taranan kaşlar sabitlenmediğinde formunu hızlıca kaybedebilir, sabitleyici ürün sayesinde uzun bir süre aynı formda kalmaya devam eder. Sağlam kaş sabitleyici ürünler sayesinde gün boyu makyaj tazelemeye gerek kalmadan istenen kaş görünümüne sahip olmak mümkün olur.</p><h3>Kaş Sabitleyici Nasıl Kullanılır?</h3><p>Kaş sabitleyicinin kullanım şekli ürünün formuna göre değişkenlik gösterebilir. Kaş sabitleyiciler maskara formunda olabildiği gibi, sabun veya jel şeklinde de satın alınabilir. Bu çeşitlere göre kullanım şekli de değişkenlik gösterebilir. Ancak şekli ne olursa olsun kaş sabitleyicinin kullanım mantığı aynı şekilde ilerler. Kaşları taramak için kullanılacak fırça, sabitleyici ürün ile buluşturulur ve fırçaya alınan ürün eşit dağılacak şekilde kaşlara uygulanır. Maskara formundaki kaş sabitleyicilerde ürün fırçanın üzerinde olacak şekilde tüpten çıktığı için bu ürünlerin kullanımı pratiktir. İhtiyaç duyulursa gün içinde tazelenebilir.&nbsp;</p><p>Jel ve sabun formunda olan kaş sabitleyicilerde fırça, kaş sabitleyici üründen ayrıdır. Bu ürünlerde fırça, kaş sabitleyici ile set olarak ya da ayrı bir şekilde satın alınabilir. Jel kaş sabitleyici kullanırken fırçayı hafif bir şekilde jele dokundurmak ve az miktarda ürün almak yeterli olur. Daha tutucu ve sabit bir görünüm için iki kat jel kullanılabilir. Jel kaş sabitleyicileri uygulamak için düz veya kırık fırça kullanılabilir. Kaş sabitleyici jel kullanımı için herhangi bir ön hazırlık gerekmezken, kaş sabununun kullanım öncesi ıslatılması gerekir. Fırça, ıslatılan kaş sabununa değdirilerek bir miktar ürün alınır ve ürün kaşlara istenen miktarda uygulanır.&nbsp;</p><h3>Kaş Sabitleyici Nasıl Temizlenir?</h3><p>Kaş sabitleyici temizliği konusu iki açıdan ele alınmalıdır: ürünün kaşlardan temizlenmesi ve fırça temizliği. Ürünün uygulandığı fırçanın doğru ve düzenli temizliği, kaş sabitleyiciden alınacak sonucu doğrudan etkileyen bir faktördür. Kaş fırçasında biriken ürün zaman içerisinde kıllarının yapışmasına veya dökülmesine yol açabilir. Formu bozulmuş olan bu fırçanın kaş sabitlemek için kullanılması durumunda istenen sonuç alınamaz. Dolayısıyla, kaş fırçasının deforme olmadan ilk günkü gibi kalabilmesi ve kaş sabitleyici uygulamasının en iyi şekilde görünmesi için fırçanın her uygulama sonrasında temizlenmesi gerekir. Kaş fırçası ılık su ve sabun yardımı ile kolayca temizlenebilir. Fırça temizlendikten sonra bir havlu veya peçete yardımı ile fazla suyu alınabilir ve kurumaya bırakılabilir. Maskara formundaki ürünlerde kaş fırçasının temizlenmesi gerekmez.</p><p>Makyajın gün sonunda temizlenmesi, sağlıklı bir cilde sahip olmak için uygulanması gereken adımlardan biridir. Kaş sabitleyici ürünleri, makyaj temizleme suyu veya makyaj temizleme mendili gibi kozmetik yardımcılar ile kaşlardan temizlemek mümkündür. Güçlü kaş sabitleyici ürünler yağ bazlı temizleyicilerle temizlenebilir. Ancak kaşların kopmaması ve kırılmaması için, kaş sabitleyici ürünün, pamuk gibi yumuşak bir ürünle nazik hareketler yardımıyla temizlenmesi gerekir. Makyaj cilt tipine uygun temizleyici ile temizlendikten sonra cilt nemlendirilmelidir. Temizlik aşamasından sonra cilt yenilemeye yardımcı olan <a href="https://ecomercek.com/arbutin-nedir/">arbutin</a>, nemlendirmeyi destekleyen niacinamide gibi içeriklere sahip ürünler kullanılabilir.</p><h3>Kaş Sabitleyici Kaşı Besler mi?</h3><p>Kaş sabitleyici ürünlerin kaş üzerindeki etkisi sabitleyicinin içeriğindeki maddelere göre değişkenlik gösterebilir. Kaş sabitleyici ürünün içeriğinde kaşı besleyebilecek badem yağı gibi doğal yağlar mevcut ise, ürün kaşları beslemeye yardımcı olabilir. Ancak, kaş sabitleyici ürünlerin öncelikli işlevi kaşları gün içinde sabit tutmaktır. Dolayısıyla tüm kaş sabitleyici ürünlerin kaşları beslemesi beklenmemelidir.&nbsp;</p><h3>Kaş Sabitleyici Kaşı Döker mi?</h3><p>Daha önce kaş sabitleyici kullanmayan kişilerin aklında kaş sabitleyici hakkında çeşitli sorular olabilir. Çoğu kullanıcı kaş sabitleyicinin kaşlara zarar verip vermeyeceğini merak eder. Kaş sabitleyicinin kaş dökebileceğine dair endişeler bulunsa da, ürün gün sonunda doğru bir şekilde temizlendiği sürece kaş dökülmesine sebep olmaz. Ancak, kaşları sabitlemek için kullanılan ürünün içeriğine dikkat edilmesi gerekmektedir. Herkesin cildi farklı olduğundan ürünlerin cilde etkisi de kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Güvenilmeyen ve içeriği bilinmeyen bir ürünün kullanılması sonucunda kaşların zarar görmesi ihtimaller dahilindedir. Bu nedenle her zaman içeriği bilinen ve zararlı madde içermeyen kaş sabitleyici ürünler kullanılmalıdır.&nbsp;</p>

7 Dakika

HEMEN OKU

Cilt Bakımında C Vitamininin Önemi Nedir?

<h3>Cilt İçin C Vitamini Kullanımı</h3><p>Vücudun bağışıklık sistemine olumlu etkisinden dolayı adını sıklıkla duyduğumuz, suda eriyen bir vitamin olan <strong>C vitamini cilde faydaları</strong> açısından da mucizevi olarak nitelendirilebilecek bir içeriktir. Güçlü bir antioksidan olmasının yanı sıra düzenli kullanımda cildi olumsuz çevresel etkilere karşı korur ve cildin kendi kendini yenilemesine yardımcı olur. Günlük yapılan <strong>cilt bakımı, C vitamini</strong> içeren ürünler ile doğru bir şekilde desteklendiğinde etkileyici sonuçlar alınmasını sağlar.&nbsp;</p><h3>Cilt İçin Hangi C Vitamini Kullanılmalı?</h3><p>C vitaminini cilt bakım rutinine dahil etmek isteyenler ürün ve uygulama alternatiflerini araştırdıklarında karşılarına çıkan seçenekler arasında hangisinin doğru olduğunda karar vermekte zorlanabilir. C vitamini dendiğinde tablet ve efervesan gibi formları ilk akla gelen alternatifler olsa da cildin en verimli şekilde fayda sağlayabilmesi için <strong>cilde C vitamini</strong> <strong>sürmek</strong> gerekir. Bu nedenle <strong>cilt için C vitamini</strong> kullanımında <strong>C vitamini cilt serumu</strong> ya da <strong>C vitamini maskesi t</strong>ercih edilebilir.&nbsp;</p><p><strong>C vitamini, cilt</strong> <strong>ürünlerinin</strong> içeriklerinde askorbik asit, magnezyum askorbil fosfat, tetraheksildesil askorbat gibi çeşitli formlarda bulunur ve bu türevlerin her birinin cilt tarafından emilebilme oranı farklıdır. Alınacak cilt bakım ürününde içindekiler kısmının okunarak C vitamininin hangi formda olduğu kontrol edilmelidir. Cilt bakımında emilim potansiyeli en yüksek olan askorbik asit içeren ürünleri kullanmak C vitaminin olumlu etkilerinin daha net hissedilmesini sağlar.</p><h3>C Vitamini Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?</h3><p>C vitamini kullanırken bazı önemli noktalara dikkat etmek, C vitamini uygulamasından alınan verimi önemli ölçüde artırır. C vitamini hassas ve değişken bir yapıya sahip olduğundan fazla sıcaklık, hava ile temas ve aydınlık ortam gibi etkenler C vitamininin etkisini hızla yitirmesine sebep olabilir. Bu nedenle C vitamini içeren ürünler buzdolabı gibi karanlık ve serin bir ortamda saklanmalıdır. Ayrıca yapısında C vitamini bulunan ürünlerin raf ömürleri kısa olduğundan son kullanma tarihinden önce tüketilmesi gerekir.</p><p>C vitamininin cilde ne şekilde uygulandığı verimli bir <a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakim">cilt bakımı</a> için önem taşır. C vitamini kullanımından önce cildin yıkanıp temizlenmesi ve cilde tonik uygulanması alınan sonuçlarda büyük fark yaratabilir. Tonik kullanımının C vitamininin etkisini nasıl artırdığı “<a href="https://ecomercek.com/tonik-nedir/">Tonik nedir</a>?” sorusunun yanıtı ile rahatlıkla anlaşılır. Tonikler yıkama yoluyla çıkmayan kalıntılardan cildi arındırmak için kullanılan özel içeriklere sahip losyonlardır. Gözeneklerin temizlenmesine ve açılmasına yardımcı olarak sonrasında uygulanan serumun cilde etki etmesini kolaylaştırırlar.&nbsp;</p><p>C vitamini kullanımı cilt bakımı rutininde yer alan diğer ürünlerin uygulama düzenlerini de değiştirmeyi gerektirir. Soyucu etkileri olan kuvvetli asitlerin C vitamini kullanımından hemen sonra uygulanması tahriş riski oluşturduğundan önerilmez, onun yerine aradan birkaç saat geçtikten sonra uygulanması önerilmektedir. Ayrıca retinol ve benzoil peroksit içeren ürünler de C vitaminini etkisiz hale getirebildikleri için C vitamini ile birlikte kullanılmaları doğru olmayabilir.</p><p>C vitamininden yüksek performans almanın bir yolu da dermapen uygulamasıdır. Dermapen biraz teknik bir terim olduğundan ilk etapta <a href="https://ecomercek.com/dermapen-nedir/">”Dermapen nedir</a>?” sorusu akla gelebilir. Profesyonel bir işlem olan dermapen sırasında, anestezi kremiyle uyuşturulan cilt önce temizlenir, ardından cilde serum sürülüp tek kullanımlık steril iğnelerle serumun cilde daha iyi nüfuz etmesi sağlanır. Eğer <strong>cilt için C vitamini serum</strong> uygulaması dermapen ile yapılacaksa, işlemi yapan kişinin alanında uzman ve deneyimli olduğuna emin olunması gerekir.</p><h3>C Vitamininin Cilde Faydaları Nelerdir?</h3><p>“<strong>C vitamini ciltte ne işe yarar</strong>?” sorusunun yanıtı C vitamininin çok yönlü bir içerik olduğunu ve cildin sağlıklı olgunlaşması açısından büyük rol oynadığını net bir şekilde ortaya koyar.</p><p>Hava kirliliği, zararlı güneş ışınları, sigara dumanı gibi çevresel faktörler ciltte serbest radikallerin oluşumuna neden olur. Serbest radikaller ise cildin solgunlaşmasına, hızlı yaşlanmasına ve kansere davetiye çıkarır. C vitamini güçlü bir antioksidan olduğundan cildin serbest radikallerden arındırılmasına destek olarak, bir yandan yaşlanma karşıtı etki yapıp bir yandan cilde canlılık ve parlaklık verir.</p><p>C vitaminin bir faydası da ciltte meydana gelebilecek aşırı melanin üretimini engellemesi ve ciltteki melanin miktarını dengelemesidir. Dolayısıyla düzenli kullanımında <strong>cilt lekeleri C vitamini</strong> sayesinde gitgide azalabilir hatta tamamen ortadan kaybolabilir. Cilt doğal ışıltısına ve enerjisine yeniden kavuşur.</p><p>C vitamini cildin kendi kendini tamir etmesinin yanı sıra esnekliğini ve sıkılığını da korumasını sağlayan kolajen üretiminde kilit bir role sahiptir. C vitamini içiren ürünlerin cilde uygulanması ciltteki yaraların daha hızlı iyileşmesine, kırışık görünümünün azalmasına ve cildin sıkılaşmasına yardımcı olur.&nbsp;</p><h3>Cilt İçin C Vitamini Seçimi Nasıl Yapılır?</h3><p>C vitamini seçimi ilk olarak doğru ürüne karar verilmesi ile başlar. <strong>C vitamini serumu, cilde faydaları</strong> ve kullanım kolaylığı açısından diğer C vitamini içeren ürünlerin arasında öne çıkar. Dolayısıyla C vitaminini cilt bakım rutinine ilk kez dahil etmek isteyenler için serum uygun bir seçenek olabilir.</p><p>C vitamini içeren ürünlerde ilk bakılması gereken özellik ürünün içeriğindeki C vitamini yüzdesidir. İyi bir üründe %10-20 oranlarında askorbik asit formunda C vitamini bulunması gerekir. Ayrıca ürünün şeffafa yakın açık renkte ve hafif bulanık görünümlü olması beklenir.</p><p>C vitamininin ışıktan ve havadan kolaylıkla olumsuz etkilenmesi nedeniyle C vitamini içeren ürünlerin ambalajı da ürünün dayanıklılığı hakkında fikir verir. Kullanılacak ürünün opak ya da oldukça koyu renkli bir şişede bulunması, açılıp kapanır bir kapak yerine pompalı bir sisteme sahip olması C vitamininin ömrünü uzatır.&nbsp;</p><p>C vitamini değişken bir yapıda olduğundan C vitamininden en iyi şekilde verim alabilmek için ürünün formülünde onu dengeleyen ferulik asit ve E vitamini bulunması tercih edilir. Aynı zamanda C vitamininin ciltte az da olsa kuruluk oluşturma ihtimaline karşın cildin nem dengesini destekleyen aloe vera jeli, jojoba yağı ya da hyaluronik asit gibi yardımcı maddelere de ürünün içeriğinde yer verilmesi olumlu olarak değerlendirilir.</p><h3>Yaz ve Kış Aylarında C Vitamini Nasıl Kullanılır?</h3><p><strong>C vitamini</strong> cildi çevresel faktörlerden korumasından dolayı cilt bakım rutinlerinde her mevsim yer alması önerilir. Ancak mevsimsel değişikliklere bağlı olarak C vitamininin de kullanım şekli ve kullanım zamanı farklılık gösterebilir.&nbsp;</p><p>Normalde C vitamini uygulaması günün her saatinde yapılabilir olsa da yaz mevsimlerinde sabahları <strong>yüze C vitamini uygulamak </strong>daha çok tercih edilmelidir. Güneş kremi sürmeden önce gerçekleştirilecek C vitamini uygulaması güneş kreminin etkisini artırarak cildin zararlı güneş ışınlarına karşı daha iyi korunmasını sağlar.</p><p>Kış mevsiminde ise sert hava koşulları cildi, sıklıkla olumsuz etkiler. İç ortamlardaki ısıtma sistemleri de cildin kolayca nemini kaybetmesine sebep olur. Kışın cildin onarılmaya ihtiyacı biraz daha fazla olduğu için C vitamini uygulamasına diğer mevsimlere göre daha çok ağırlık vermek gerekebilir.&nbsp;</p><h3>C Vitamininin Yan Etkileri Nelerdir?</h3><p><strong>C vitamini, yüze faydaları</strong> ve farklı cilt tiplerine uyumu ile dikkat çeker. Dolayısıyla, yüz bölgesinde dahi yan etki olarak değerlendirilebilecek bir duruma sebep olmaz. Yalnızca sürüldüğünde doğası gereği hafif bir karıncalanma hissi oluşturabilir.</p><p>Yine de aktif yapıda bir içerik olmasından dolayı ilk kez kullanacakların C vitaminini rutinlerine adım adım dahil etmeleri tercih edilir. Çok hassas yapıda bir cilde sahip olanların da C vitamini içeren bir ürün kullanmadan önce alanında uzman bir doktora danışmaları önerilir.</p><h3>C Vitamini Ürününüzün Bozulduğunu Nasıl Anlarsınız?</h3><p>C vitamini değişken bir yapıya sahip olması ve ortamdan kolayca etkilenmesi nedeniyle raf ömrü kısa olan bir içeriktir. Uygun koşullarda saklanmadığında veya son kullanma tarihi geçtiğinde hızla bozulabilir. Bozulan C vitamini cilde herhangi bir olumlu etki sağlayamayacağı için ürünün atılması gerekir. C vitamini içeren bir ürünün bozulup bozulmadığı renginden, kıvamından ve kokusundan kolaylıkla anlaşılabilir.&nbsp;</p><p>C vitamini içeren ürün bozulduğunda mutlaka renk değiştirir. Ürünün rengi koyu sarı, koyu turuncu veya kahverengiye dönüşmeye başladıysa bu, ürünün bozulduğu anlamına gelir.&nbsp;</p><p>Bozulan ürünün kıvamında da farklılıklar gözlenir. C vitaminli ürünler bozulduklarında, kıvamları taneli ve yapışkan bir hale gelebilir.</p><p>C vitamini içeren ürünün kokusunun hafif ve ferah olması beklenir. Eğer ürünün kokusunda ekşimsi ve hoş olmayan bir değişiklik fark edilirse bu durum ürünün bayatladığına işaret eder.</p>

6 Dakika

HEMEN OKU

Güneş Kremi Nasıl Seçilir?

<h3>Güneş Kremi Nasıl Seçilir?</h3><p>Güneş, insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığından yayılan D vitamini, iskelet sistemini güçlendirerek birçok hastalığın tedavisinde etkin rol oynar. Ayrıca güneş ışığı bağışıklık sistemini güçlendirir, kalsiyum emilimini sağlar, depresyon ve stresin azalmasına yardımcı olur. Günde 20 dakika güneşlenmek tam fayda sağlamak için yeterlidir. Bunun için sadece kol ve bacakların bir kısmının güneş görmesi bile D vitamini açısından yeterli olacaktır.&nbsp;</p><p>Güneş ışınları D vitamini açısından çok faydalı olsa da mutlaka korunmak gerekir. Çünkü güneşin zararlı ışınları erken yaşlanmaya ve vücutta lekeler oluşmasına sebep olur. Güneş kremi kullanımı, yanıkları ve lekeleri önlerken cildin doğal nem ve yağ dengesinin korumasını sağlar. Ayrıca <a href="https://ecomercek.com/peeling-nedir/">peeling</a> sonrası kullanılan güneş kremi, lekelerin büyük ölçüde azalmasına yardımcı olur. Fakat yanlış kullanılan güneş kremi cilt sağlığını tehdit edebilir. Bu nedenle <strong>güneş kremi seçimi</strong> özenli bir şekilde yapılmalıdır.&nbsp;</p><h3>Güneş Kremi Seçimi Nasıl Olmalı?</h3><p>Güneş, vücut için büyük bir öneme sahip olsa da güneş ışınlarına uzun süreli maruz kalmak birçok sağlık problemine sebebiyet verebilir. Bu yüzden cildi korumak gerekir. Bunun için Güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğle saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterilmelidir. Ayrıca şemsiye, şapka ve güneşten koruyucu ürünler kullanılmalıdır. Güneş kreminin sadece yaz aylarında değil her mevsim kullanılması gerekir. Özellikle güneşten gelen zararlı ışınlara karşı hassas olan ciltler, <strong>güneş koruyucu krem seçimi</strong> konusunda özen göstermelidir.&nbsp;</p><p>Cilt sağlığı için her mevsim etkin bir koruma sağlayan güneş kremi seçilmesi oldukça önemlidir. Ancak güneş kremi seçimi her ne kadar kolay görünse de ürün çeşitliliğinin fazla olması kafaların karışmasına yol açabilir. Birçok kişi güneş kremi alırken herhangi bir karşılaştırma yapma gereği duymaz. Fakat kişisel bir ürün olan güneş kreminin seçimi mutlaka doğru yapılmalıdır. Bunun nedeni, cilt için sadece doğru seçilen ve doğru kullanılan bir ürünün etkili olmasıdır.&nbsp;</p><p>“<strong>Hangi güneş kremi</strong> en etkili sonucu verir?” sorusunun cevabı için güneş kreminin işlevini ve ne için kullanılacağını belirlemek gerekir. Özellikle farklı cilt türlerine uygun ürünler arasında doğru güneş kremini seçmek oldukça önemlidir. Aksi halde cilt için yanlış seçilen bir güneş kremi etkin bir koruma sağlayamaz ve hatta birçok hasara yol açabilir. <strong>Doğru güneş kremi seçme kılavuzu </strong>ile istenmeyen hasarlara engel olmak mümkündür.&nbsp;</p><h3>Güneş Kremi Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3><p>Güneş ışınları sadece yaz aylarında değil, her dönem cilt sağlığına zarar verebilir. Üstelik bahçede, balkonda ya da pencere kenarında geçirilen süre boyunca zararlı ışınlara maruz kalmak mümkündür. Yeterli miktarda korunmayan cildin doğal bariyeri hasar görebilir ya da güneş lekeleri oluşabilir. Bu durumlardan korunmak için en uygun güneş kremi seçilmelidir. Güneş kremi seçerken dikkat edilmesi gerekenler şu şekilde sıralanır:</p><p>Güneş kremi seçimi için dikkat edilmesi gereken en önemli husus cilt tipidir. Cilt yapısına uygun ürünler tercih edilmelidir. Özellikle <strong>akneli ciltler için güneş kremi </strong>seçiminde çok hassas davranmak gerekir.</p><p>Güneş kremi seçerken içeriğinde çinko bulunmasına dikkat etmek gerekir. Çinko zararlı UV ışınlarına karşı oldukça etkili bir bariyer oluşturur.&nbsp;</p><p>Alerjik bünyeye sahip kişiler güneş kremi almadan önce mutlaka doktora başvurmalıdır.</p><p><strong>Güneş kremi faktör seçimi </strong>oldukça önemli bir konudur.<strong> </strong>Güneş koruma faktörü en az 30 olan ürünler tercih edilmelidir. Özellikle yaz aylarında etkin bir koruma için güneş koruma faktörü (SPF) yüksek ürünler kullanılmalıdır.</p><p>Güneş kremi seçerken hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı etkili olan ürünler tercih edilmelidir.&nbsp;</p><p>Halihazırda leke ve sivilce gibi cilt sorunları olan kişiler, bu sorunların tedavisi için gerekli bileşenleri barındıran güneş kremi seçmelidir.</p><p>Terleme ve denize girme gibi durumlar söz konusu ise suya dayanıklı güneş kremleri tercih edilmelidir. Ayrıca güneş kremi belli aralıklarla cilde tekrar uygulanmalıdır.&nbsp;</p><p>Özellikle yaz ayları için <strong>sivilce yapmayan güneş kremi </strong>seçmek<strong> </strong>çok önemlidir. Seçilen güneş kreminin mutlaka UV filtresine sahip olması ve gözenekleri tıkamaması gerekir.</p><p>Korunmadan güneşe maruz kalan yüzde, erken yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Yüzü güneşten korumak, <a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">cilt bakımı</a> için önemli bir faktördür. Bu yüzden, yüz için her mevsim kullanıma uygun <strong>güneş kremi seçimi </strong>yapmak gerekir.&nbsp;</p><h3>Hangi Cilt Tipleri Hangi Tür Güneş Kremi Kullanmalı?</h3><p>Cilt tipi ve ten rengi, <strong>güneş koruyucu krem seçimi</strong> için önemli kriterlerdir. Hangi cilt tipleri hangi tür güneş kremi kullanmalı sorusunun cevabı sırasıyla şunlardır:</p><p><strong>Kuru ciltler için güneş kremi: </strong>Bu tip ciltler için nem ve mineral takviyesi içeren güneş kremleri seçilmelidir. Cildi güneşten korurken güçlendirmeyi de amaçlayan ürünler tercih edilmelidir.&nbsp;</p><p><strong>Hassas ciltler için güneş kremi: </strong>Yaşlılık belirtilerine karşı ve cildi yatıştırıcı bileşenler barındıran ürünler tercih edilmelidir. Güneş kreminin, hassas ciltleri etkin bir şekilde koruyabilmesi için mutlaka güneş koruma faktörünün 40 – 50 arasında olması gerekir.</p><p><strong>Sivilceli ciltler için güneş kremi: </strong>Sivilceli ciltler için kullanılan güneş kremi, her cildin kullandığı bir ürün olmamalıdır. Seçilecek olan güneş kreminin yağ oranı çok düşük olmalı ya da su bazlı olmalıdır. Aksi taktirde daha fazla sivilce oluşumuna sebep olabilir.</p><p><strong>Yağlı ciltler için güneş kremi: </strong>Cildin yağ dengesini korumaya yönelik bileşenler içeren güneş kremleri seçilmelidir. Mutlaka yağsız ya da hafif yağlı ürünler tercih edilmelidir.</p><p><strong>Karma ciltler için güneş kremi: </strong>Su bazlı, yağ içermeyen ve orta kıvamlı güneş kremleri, karma ciltler için uygundur. Karma cilt tipine özel güneş kremleri, gözenekleri tıkamaz ve böylece akne oluşumu engellenir.</p><h3>Bebekler ve Çocuklar İçin Güneş Kremi Seçimi</h3><p>Hassas cilde sahip bebekler ve çocuklar, zararlı güneş ışınlarına karşı özel bir korunmaya ihtiyaç duyar. <strong>Çocuk güneş kremi seçimi, </strong>narin ciltlerine uyum sağlayacak ve cildin yapısını koruyacak şekilde özel olarak yapılmalıdır. Aksi halde yetişkin güneş koruyucuları, çocukların ciltlerini kolayca tahriş edebilir. Bebekler ve çocuklar için güneş kremi seçim kriterleri aşağıdaki gibidir:</p><p>Çocuklarda güneşe maruz kalma nedeniyle oluşabilecek hasarları engellemek için seçilen kremin, yüksek güneş koruma faktörüne (SPF) sahip olması gerekir.</p><p>Kum ve suya karşı dayanıklı olmalıdır.</p><p>Dermatolojik olarak test edilmiş ürünler tercih edilmelidir.</p><p>Güneş kremi alkol ve paraben içermemelidir.&nbsp;</p><h3>Güneş Kremleri Kaç Yıl Dayanır?</h3><p>Güneş kremleri, serin ve kuru bir alanda muhafaza edildiği taktirde yaklaşık olarak üç yıllık bir raf ömrüne sahiptir ancak ürünü açtıktan sonra bir yıl içinde kullanmak ve açılmamış paketleri muhafaza etmek daha doğru olacaktır. Üç yıllık bir güneş kreminin UV ışınlarını bloke eden bileşenleri artık etkisini yitirmiştir. Bu nedenle üç yıllık ya da son kullanma tarihi geçmiş bir ürünün etkili bir koruma sağlaması beklenemez. Güneş kremlerinin nemli ve sıcak bir alanda saklanması etkinliğini azaltır. Serin ve kuru bir alanda muhafaza edilmesi oldukça önemlidir.&nbsp;</p><h3>Son Kullanma Tarihi Geçmiş Güneş Kremi Nasıl Anlaşılır?</h3><p>Genellikle ürünlerin üzerinde son kullanma tarihi belirtilir. Eğer yazmıyorsa, ürünün kapağı açıldıktan itibaren 3 yıllık bir raf ömrü bulunur. Bu süreyi iyi takip etmek gerekir. Son kullanma tarihi geçmiş güneş kremi kötü kokar, renk değişimine uğrar ve daha tanecikli bir yapıya sahip olur. Eski formunda olmayan ürünler bozulmuş demektir.</p>

4 Dakika

HEMEN OKU

Güneş Kremi Nasıl Kullanılır?

<h3>Güneş Kremi Nasıl Kullanılır?</h3><p>Güneş ışığı, vazgeçilmez yaşam kaynaklarından birisidir. İnsan vücudu D vitamini ihtiyacının büyük bir kısmını güneşten karşılar. Ancak Güneş ışınlarının faydalı olduğu kadar zararlı etkileri de vardır. Sürekli güneş ışınlarına maruz kalmak olumsuz durumları ortaya çıkarabilir. Korunmasız cilde temas eden güneş ışınları; cildin yaşlanma etkisini hızlandırır, leke oluşumuna yol açar, cildin nem seviyesini düşürür ve kırışıklık oluşumunu tetiklemek gibi birçok soruna yol açar. Son zamanlarda artan cilt kanserinin en büyük nedeni de yine güneş ışınlarıdır. Cildi bu olumsuz etkilerden korumak için <strong>güneş kremi kullanımı</strong> çok önemlidir.&nbsp;</p><p>Günümüzde <a href="https://www.ecomercek.com/cilt-bakimi">cilt bakımı</a> en çok önem verilen konuların başında gelir. Cildine önem veren herkes, mutlaka bakım rutinlerine güneş koruyucu kremlerini eklemelidir. Havaların ısınmasıyla kullanımı artan güneş kremlerini sadece yaz aylarında değil yılın her günü kullanmak gerekir. Çünkü kapalı ortamlarda bile güneşin zararlı etkileri cildi tehdit etmeye devam eder. Cilt sağlığı için yapılması gereken en önemli şey güneş kremi kullanmayı alışkanlık haline getirmektir.&nbsp;</p><h3>Güneş Kremi Nasıl Sürülür?</h3><p>Cilt tipine uygun güneş kremi seçimi ve doğru kullanımı çok önemlidir. Öncelikle doğru bir güneş koruyucu bulmak gerekir. Cilt tipine uygun, güneş faktörü 30 ve üzeri olan güneş koruyucu kremler, yılın her ayı tam koruma sağlar. Düzenli bir şekilde kullanılan güneş kremi kadar nasıl sürülmesi gerektiği de büyük önem taşır. Daha etkin bir koruma için güneş kreminin nasıl sürülmesi gerektiğini bilmek gerekir. <strong>Güneş koruyucu krem kullanımı</strong> sırasıyla şu şekildedir:</p><p>Güneş kreminin tam koruma sağlayabilmesi için güneşe çıkmadan 20 – 30 dakika önce sürülmelidir. Cildin güneş kremini emebilmesi ve cilde etkisinin görülebilmesi için bu süreye ihtiyaç vardır.&nbsp;</p><p>Öncellikle güneş kremi sprey formundaysa sıkmadan önce iyice çalkalanmalıdır. Böylece tüm bileşenleri karışır.</p><p>Terledikten, denize girdikten ya da havlu kullandıktan sonra mutlaka güneş kremi tazelenmelidir.</p><p>Güneş kreminin doğru miktarda sürülmesi çok önemlidir. Gereğinden az miktarda uygulanan güneş kremi tam koruma sağlayamaz.&nbsp;</p><h3>Güneş Kremi Ne Kadar Sürülmelidir?</h3><p>Güneş kremi kullanımında yapılan en büyük hatalardan biri kullanım miktarıdır. Eksiksiz bir koruma için <strong>güneş kremi doğru kullanımı </strong>çok önemlidir. Maksimum verim sağlamak için güneş kremi cildin açık olan her yerine ince bir tabaka halinde ve eşit miktarda sürülmelidir.&nbsp;</p><p>Güneş ışığına en çok maruz kalan yüz bölgesine özenli bir şekilde güneş kremi sürülmelidir. Yüz için ideal miktar, işaret parmağının ve orta parmağın üzerine güneş kremi sürülerek elde edilebilir.&nbsp;</p><p>Boyun ve dekolte bölgesini de kaplayacak bir uygulama için gereken güneş kremi miktarı dört parmak kullanılarak ölçülebilir.</p><p>Vücut için gerekli olan miktar ise yemek kaşığı ile ölçülebilir. Tüm vücudu koruyacak ideal güneş kremi miktarı iki yemek kaşığı kadardır ve güneşe maruz kalan her bölgeye eşit miktarda sürülmelidir.&nbsp;</p><p><br><br>&nbsp;</p><h3>Hangi Cilt Tipleri Hangi Tür Güneş Kremi Kullanmalıdır?</h3><p><strong>Günlük güneş kremi kullanımı </strong>için en önemli husus, güneş kreminin doğru seçilmesidir. Bunun için öncelikli olarak cilt tipi esas alınmalıdır. Aksi taktirde güneş ışınlarına karşı tam bir koruma elde edilemez. Ayrıca daha büyük cilt sorunları da ortaya çıkabilir.&nbsp;</p><p>Kuru ciltler için yoğun kıvamlı güneş kremleri tercih edilmelidir. Nemlendirme özelliğine de sahip olan su bazlı güneş kremleri, kuru ciltlerin ihtiyacı olan ürünlerdir.</p><p>Yağlı ve akneli cilt tipleri için akışkan kıvamlı güneş koruyucu ürünler tercih edilmelidir. Ayrıca yağlı ciltlere sahip kişiler <strong>güneş kremi gece kullanımı </strong>konusunda ekstra özen göstermelidir. Yatmadan önce cilt temizliği konusunda hassas davranması gereken yağlı ciltlere sahip kişiler, cilt bakım rutinlerini aksatmamalıdır.&nbsp;</p><p>Karma cilt tipine sahip kişiler, orta kıvamlı ürünleri tercih etmelidir. Yağlı olmayan, su bazlı ürünler karma ciltler için en iyi güneş kremi seçenekleri olacaktır.</p><p>Hassas ve alerjik cilde sahip kişilerde sıradan güneş kremleri fayda sağlamak yerine birçok zarara yol açabilir. Bu yüzden hassas cildi olan kişiler, hipoalerjenik güneş kremleri tercih etmelidir. Ayrıca maksimum fayda sağlamak için, cildinin kendi kendine koruma özelliği düşük olan hassas ciltler, 50 SPF (güneş faktörü) güneş kremi kullanmalıdır.&nbsp;</p><p>Hangi cilt tipinde olursa olsun hamilelik döneminde anne adaylarının ciltlerini korumaya özen göstermesi gerekir. Bu yüzden <strong>gebelikte güneş kremi kullanımı</strong> oldukça dikkat isteyen bir konudur. Piyasadaki güneş kremleri anne adayları için güvenilir olmayabilir ve bebeğe zarar verebilir. Bu yüzden güneş koruyucu ürünlerin seçimi daha dikkatli yapılmalıdır ve seçilen güneş kremleri <a href="https://ecomercek.com/doga-dostu-urunler/">doğa dostu ürünler</a> olmalıdır.</p><h3>Bebekler ve Çocuklar İçin Güneş Kremi Kullanımı</h3><p>Güneş ışığına uzun süre maruz kalan çocukların ileriki yaşlarda cilt problemleri yaşama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden bebek ve çocuklar için güneş kremi kullanımı çok önemlidir. Cildi çok hassas olan bebekler ve çocuklar dış etkenlerden daha hızlı etkilenir. Güneşin zararlı etkilerine karşı alınabilecek önlemlerin başında ise güneş kremi kullanmak gelir. Fakat bebek ve çocukların cildi daha hassas olduğundan bu ürünleri seçerken ekstra dikkatli olmak gerekir.&nbsp;</p><p><strong>Bebeklerde güneş kremi kullanımı, </strong>6 ayını dolduran bebekler için uygundur. Ancak çocuk doktorunun onayı ile mecburi durumlarda daha erken kullanılabilir. Bebek ve çocuklar için kullanılacak ürünlerden maksimum fayda sağlamak için bazı noktalara dikkat etmek gerekir.&nbsp;</p><p>Bunlar şu şekilde sıralanır:</p><p>Yetişkinlerin kullandığı güneş kremleri çocukların cildine zarar verebilir. Bu yüzden çocuklar için özel olarak üretilmiş güneş koruyucu kremler seçilmelidir.</p><p>Güneş kremlerinin içeriğinde birtakım kimyasal maddeler bulunur. Bebeğin bu maddelere alerjisi olup olmadığını anlamak için güneş kremini önce bebeğin vücudunda küçük bir bölgeye sürerek test etmek gerekir. Herhangi bir olumsuz durum ile karşılaşılmazsa tüm vücuda güneş kremi uygulanabilir.</p><p>Krem yeterli miktarda ve bebeğin güneş gören tüm vücuduna sürülmelidir.</p><p>Güneş koruyucu kremler bebeğin vücuduna güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürülmelidir.</p><p>Bebekler her sudan çıktığında güneş kremi mutlaka tazelenmelidir. Suya girmese bile mutlaka birkaç saatte bir yeniden uygulanmalıdır.</p><p>Bebeklerin cildi hassas olduğu için mevsim ayrımı yapılmadan güneş kremi sürülmelidir.</p><h3>Yaz ve Kış Aylarında Güneş Kremi Kullanımı</h3><p>Güneş ışınları yolda yürürken, balkonda otururken ve hatta pencereden içeri sızarak bile insan cildini etkilemeye devam eder. Özellikle ozon tabakasının incelmesi ile güneşten gelen ışınların zararlı etkileri daha güçlü bir şekilde dünyaya ulaşmaktadır. Kısacası kış aylarında güneşin zararlı etkileri sadece %20 – 30 oranında azalmaktadır. Bulutlu havalarda bile UV ışınları etkisini göstermeye devam eder. Bu yüzden cilt sağlığı için güneş kremi kullanımını alışkanlık haline getirmek çok önemlidir. Güneşin zararlı etkilerinden sadece yaz aylarında değil mevsim ayrımı yapmadan korunmak gerekir.</p><p>Güneş koruyucu ürünler, cildi güneşten gelen zararlı etkilere karşı korurken aynı zamanda bakım da sağlar. Özellikle yaz aylarında makyaj yapmak istemeyenler için <strong>aydınlatıcı özelliğe sahip güneş kremi kullanımı </strong>tavsiye edilir. Cildi güneşten korumanın yanı sıra cilde pürüzsüz ve parlak bir görünüm kazandıran bu ürünler, cilt kusurlarının kapanmasına yardımcı olur.&nbsp;</p><h3>Güneş Kremi Ne Zaman Sürülür?</h3><p>Güneş kremleri yukarıda da belirtildiği gibi her mevsim sürülmelidir. Güneş koruyucu kremlerden tam fayda sağlamak için mutlaka güneşe çıkmadan 20 – 30 dakika önce sürülmelidir. Özellikle yaz aylarında plajda güneşlenmeden hemen önce sürülen kremler, koruyucu etkisini gösteremez.&nbsp;</p><p>Güneş kremleri ne kadar yüksek korumalı olursa olsun güneşe karşı etkin koruması uzun sürmeyecektir. <strong>Güneş kremi kullanım süresi </strong>2 – 2,5 saattir. Bu yüzden belirli periyotlarda tazelenmeye ihtiyaç duyar.</p><h3>Bebek Güneş Kremini Yetişkinler Kullanabilir mi?</h3><p><strong>Güneş kremi kullananlar, </strong>genellikle bebek ürünleri daha kalitelidir mantığı ile bebeklere özel güneş koruyucu ürünleri tercih eder. Yetişkinlerin ve bebeklerin ciltleri birbirinden oldukça faklıdır. Savunmaları az olan bebek cildi daha ince ve hassastır. Bu yüzden bebeklere özel güneş kremleri, etkin koruma sağlaması için çok ince bir kıvamda üretilir. Yetişkinler bu ürünleri kullanabilir. Fakat bazı sorunlar ile karşılaşma riski yüksektir. Bebek cildinin asidik değeri yetişkinlere oranla fazladır. Bu yüzden bebeklere özel güneş kremleri tasarlanır.&nbsp;</p><p>Bebekler ve çocuklar için üretilen güneş kremleri yetişkinlere aynı düzeyde koruma sağlayamaz. Bu yüzden yetişkinler, kendi cilt hassasiyetlerine uygun güneş kremlerini tercih etmelidir.</p>

4 Dakika

HEMEN OKU

Kozmetikte Hayvan Testi Nedir?

11 Dakika

HEMEN OKU

Feyyaz Şahbaz

Geri Dönüşüm Nedir?

16 Dakika

HEMEN OKU

Feyyaz Şahbaz

İleri Dönüşüm Nedir?

10 Dakika

HEMEN OKU

Feyyaz Şahbaz

Blog sayfamıza yazmak ister misiniz?