Anasayfa

Blog

ecomercek Blog

Konu uzmanları tarafından yazılmış en yeni ve güncel yazılarımız

FİLTRELEME

Dermapen Nedir?
Dermapen Nedir?

Dermapen Nedir? Dış ve iç etkenler nedeniyle ciltte meydana gelen kırışıklık, çatlak, leke gibi problemlerden kolajen üretimi sayesinde kurtulmayı sağlayan minival invaziv kozmetik işlem, “Dermapen nedir?” sorusunun cevabını verir. Cildin birincil yapı taşı olan kolajen üretimi yaşa bağlı olarak azaldığı için bazı bölgelerde incelmeler meydana gelir. Mikro iğneleme işlemi olarak da bilinen dermapen ise yeni cilt hücrelerinin üretilmesini destekleyerek genç ve sağlıklı bir görünüm yaratır. Doğal klinik sonuçlar yaratan uygulamanın etkileri zaman içinde, kolajen üretiminin artmasıyla ortaya çıkar. Belirlenen sayıda seansın ardından kırışıklıklar azalır, yara izleri solar ve geniş gözenekler küçülür. Normal/karma, yağlı ya da kuru olması fark etmeksizin tüm cilt tiplerine uygulama yapılabilir. Dermapen Ne İşe Yarar? Çevresel etkenler ve çeşitli sağlık sorunları nedeniyle cildinde hasar oluşan kişiler, “Dermapen ne işe yarar?” sorusunun cevabını merak edebilir. Dermapen; ileri yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıklar, yara izleri, cildin dış yüzeyindeki çatlaklar, akne ve sivilce nedeniyle kalan büyük gözenekler, cilt kuruluğu, saç kaybı ya da alopesi, cilt yüzeyindeki lekeler ve renk değişimleri ile güneş ışınları nedeniyle oluşan güneş lekeleri ve yanıklar üzerinde etkilidir. Halihazırda var olan sivilce ve akne görünümünü azaltan bu işlem, eskiden kalan izlerin de giderilmesini sağlar. Cilt rengini homojen hale getirerek ton eşitsizliklerini ortadan kaldırır. Dekolte ve boyun bölgesinde meydana gelen kırışıklık görünümünü azaltır. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan saç dökülmeleri üzerinde de etkili olan dermapen, yeni saç oluşumunu destekler. Dermapen Kimlere Uygulanır? Bir cilt gençleştirme işlemi olan dermapen uygulaması cilt sorunları yaşayan herkes tarafından tercih edilebilir. Kırışıklarının azalmasını, cildin sıkılaşmasını, cilt tonunun eşitlenmesini, gözeneklerin küçülmesini ve güneş ışığından kaynaklanan hasarların giderilmesini isteyenler bu uygulamadan faydalanabilir. Canlı bir görünüm sağlayan dermapen, ince çizgilerin ve kırışık görünümün yok olmasını sağlar. Dermapen kullananlar yalnızca kırışıklıklardan değil, akne ve sivilce izlerinden de kurtulabilir. Küçük yara izleri, deri çatlakları, pigmentasyon sorunları ve siyah nokta problemleri de çoğu kişiyi dermapen uygulamasını denemeye itebilir. Sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarına sahip olanlar içinse dermapen önerilmez. Uygulama yapılacak olan bölgede açık yaraları olanlar, hamile kadınlar ve radyoterapi tedavisi alan kişiler için de dermapen işlemi uygun değildir. Dermapen Nasıl Uygulanır? Cilt problemlerinin çözülmesine yardımcı olan dermapen, yaylı bir uç ile tasarlanan mikro iğne kalem ile uygulanır. Tıbbi açıdan son derece güvenli olan dermapen kalemi, kontrollü bir yapıya sahiptir. Paslanmaz çelikten üretilen ve ultra steril hale getirilen çok sayıda iğneden oluşur. Bu dermapen cihazı, uygulama bölgesinde çok hafif kanamalara neden olan küçük delikler açar. Kanama her delikte görülmeyen bir yan etkidir. Kanamanın olma sebebi, cildin her bölgesinin homojen bir kalınlığa sahip olmamasıdır. Bazı bölgeler daha ince olduğu için kanama görülmesi normaldir. İğneler, işlem sırasında yalnızca derinin üst katmanına batırılır. Böylece kişilerin az acı hissetmesi amaçlanır. Ağrı ve acının en aza indirilmesi içinse işlemden önce topikal anestezik kremler kullanılır. Dermapen uygulaması temizleme, tedavi, maskeleme ve nemlendirme adımlarından oluşur. İşlemden önce uygulama bölgesindeki tüm ölü deriler, toz ve kir temizlenir. Bu sayede iğnelerin cilde etkin bir şekilde nüfus etmesi sağlanır. Ardından mikro iğneleme aşamasına geçilir. Dermapen kalemi, uygulama alanında ortalama 20-40 dakika boyunca titreşimlerle delikler açar. Tedaviden sonra cilde soğutma maskesi uygulanabilir. Uygulamadan maksimum faydanın alınması için son aşamada cilt antiseptik solüsyonlarla nemlendirilir. İşlemin yapıldığı bölgede hafif kızarıklık, pullanma ve şişlik oluşabilir. Bu normal durumun iyileşmesi birkaç gün sürebilir. Bölge iyileştikçe kolajen üretimi başlar. Bu sayede cilt çok daha pürüzsüz ve canlı görünür. “Dermapen kaç seans yapılmalı?” da bu tedavi yönteminden faydalanmak isteyenlerin araştırdığı sorulardan biridir. Uygulama sıklığı ve seans sayısı kişilerin cilt problemlerine göre değişebilir. Ancak ortalama 4 haftalık sürede 3-4 seans şeklinde uygulanabilir. Dermapen Öncesi Sonrası Yaşanan Farklar Dermapen öncesi ve sonrasında yaşanan farklarla tedavinin etkisi net bir şekilde görülebilir. Bazı kişilerde bu fark ilk seanstan itibaren gözle görülür düzeydedir. Çoğu kişi tek bir mikro iğneleme işleminde sonra cilt dokusunda ve renginde değişim olduğunu fark edebilir. Her seansta cilt yüzeyinde belli bir iyileşme görülür. Ancak dermapen sonrası iyileşme birkaç gün içinde olsa da cildin eski sağlıklı yapısına dönmesi seanslardan sonra birkaç haftayı bulabilir. Dermapen Tedavisi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? Dermapen tedavisi sonrası cildin normal haline dönmesi ve uygulamadan en iyi sonuçların alınması için bölgeye temas edilirken dikkat edilmesi gerekir. Gün içinde dış etkenlerle kirlenen ve bakteri oluşan ellerle cilde dokunulmamalıdır. Bölgeye çıplak elle dokunulması gerekiyorsa öncelikle ellerin yıkanması önemli bir noktadır. İşlemden sonra ortaya çıkan kızarıklık, kaşıntı, pullanma gibi etkiler geçmeden cilt bakımı yapılmaması gerekir. Dermapen sonrası kabuklanma normal olsa da bu görünüm kişileri rahatsız ediyorsa doktor kontrolünde nemlendirici kullanılabilir. En az 24 saat içinde herhangi bir makyaj ürününün kullanılması yan etkilerin artmasına neden olabilir. Kızarıklıkların artmaması için sauna ve sıcak banyoya girilmemeli ya da egzersiz yapılmamalıdır. Dermapen sonrası en az 2-3 hafta doğrudan güneş ışığına çıkmaktan kaçınılmalıdır. Yoğun UV ışınları, kızarıklıkların daha belirgin hale gelmesine neden olur. Seanslardan sonra yenilenen ve pürüzsüz hale gelen yüzde balmumu gibi organik bileşenlere sahip makyaj ürünleri kullanılabilir. “Balmumu nedir?” sorusuna yanıt arayanlar, pürüzsüz bir uygulama sağlayan göz ve dudak makyaj malzemeleri ile karşılaşabilir. Dermapen Nasıl Yapılır? “Dermapen nasıl yapılır?” araştırma yapanlar, bu işlem için özel olarak geliştirilen bir cihazla karşılaşır. Dermapen cihazı, ince bir çubuk ya da kalem şeklinde bir ekipmandır. Kalemin ucunda cilde temas eden, kısa, mikro boyutta iğneler yer alır. Bu iğneler işlem sırasında yalnızca derinin üst yüzeyine etki eder. Açılan küçük delikler sayesinde kolajen üretiminin artması amaçlanır. Epidermis ve dermis katmanlarından oluşan sağlıklı bir cilt, bunlara ek olarak kolajen ve elastin gibi çeşitli proteinlerle bir bütün oluşturur. Bu proteinler cildin esnek, gergin ve dayanıklı olmasını sağlar. Ancak hava kirliliği, makyaj, kimyasal ürünler ve UV güneş ışınları gibi çevresel faktörler; tedavi amacıyla kullanılan ilaçlar, enfeksiyonlar ve kronik hastalıklar gibi sağlık sorunları nedeniyle cildin yapısı bozulur. Kolajen üretimi azalırken cilt elastikiyetini kaybeder. Bu durumda akne, sivilce, kırışıklık ve çatlak gibi cilt problemleri ortaya çıkar. İç ve dış nedenlerle deformasyona uğrayan cildin yeniden doğal iyileşme sürecine girebilmesi için dermapen cihazından yararlanılır. Cildin yüzeyinde mikro delikler açıldığı için deri bu delikleri kapatmaya çalışır. Kan akışını artırmaya, hücreleri çoğaltmaya, elastin ve kolajen proteinlerini üretmeye başlar. Belirlenen süre içinde yeniden uygulanan işlem sayesinde cilt sağlıklı yapısını geri kazanır. Bu işlemin başarının artması için farklı tedavi yöntemlerinden de yararlanılabilir. Dermapen cilt bakımı uygulamaları mezoterapi, PRP, hyaluronik asit dolgusu gibi işlemlerle birleştirilebilir. Dermapen Uygulaması Nerelere Yapılır? “Dermapen nedir ne işe yarar?” sorusuna yanıt arayanlar bu uygulamanın vücutta hangi bölgelere yapıldığını da merak edebilir. Dermapen genellikle yüzde; dudak çevresi, kazayağı, göz çevresi, alın bölgesi, ağız kenarları, boyun ve çene hattı, göz altı ve kaş çevresine uygulanır. Bunun nedeni yaşa bağlı kırışıklıkların bu bölgelerde daha yoğun görülmesidir. Sağlığın elverişli olduğu durumlarda kalça, sırt, eller ve kollara da uygulanabilir. Dermapen Faydaları Nelerdir? En önemli dermapen faydaları arasında akne, selülit, sivilce, kırışıklık ve çatlakların azaltılması bulunur. Bu uygulama, cildin yüzeysel dış tabakası üzerine uygulandığı için deride yara izi ve lekelere neden olmaz. Yalnızca bazı cilt tiplerinde işlem sırasında hafif bir kanama olabilir. Herhangi bir ısıl işlem olmadığı için renk değişikliği ve yanık görülmez. Cildin soyulması, ısınması ya da pul pul dökülmesi de bu işlem sonrasında görülmeyen yan etkilerdir. Bu sayede kişiler uygulamanın ardından günlük yaşamına hemen dönebilir. Dermapen cihazının kolay uygulama sağlaması da avantajlar arasında bulunur. Küçük bir uca sahip olan kalem şeklindeki iğneler, işlem yapmanın zor olduğu vücut bölgelerine de ulaşılmasını sağlar. Bazı cilt kozmetiği uygulamaları koyu ten rengi nedeniyle yeterince iyi sonuç vermeyebilir. Ancak dermapen koyu ten rengine sahip kişilerde de oldukça olumlu sonuçlar alınmasını sağlar. Kişiler, cilt ve saç bakımı ile birlikte yenilenmiş bir görünüme kavuşabilir. Dermapen Zararları Nelerdir? Güvenli bir klinikte ve deneyimli sağlık uzmanları eşliğinde gerçekleştirilen dermapen işleminin zararları yok denecek kadar azdır. Uygulama sırasında steril, tek kullanımlık iğneler kullanıldığı için ciltte enfeksiyon oluşmaz, iz ve leke kalmaz. Uygulamanın hemen ardından görülen ödem, kızarıklık, kaşıntı gibi yan etkiler normaldir ve hemen hemen herkeste ortaya çıkar. Bu nedenle işlemi yaptıranlar “Dermapen sonrası kızarıklık nasıl geçer?” merak edebilir. Kızarıklık gibi yan etkiler, kişiler herhangi bir müdahalede bulunmasa da birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. İşlem sırasında cildin bazı bölgelerinde hafif bir kanama da olabilir.

2928 kişi tarafından okundu12 dakika

Yayınlanma Tarihi: 5 / 3 / 2022 - 14:20

Son Güncellenme Tarihi: 2 / 11 / 2022 - 20:37

Hyaluronik Asit Nedir?
Hyaluronik Asit Nedir?

Hyaluronik Asit Nedir? Kozmetik sektöründe yaygın olarak kullanıldığı için çoğu kişi “Hyaluronik asit nedir?” sorusunun yanıtını arayabilir. Yoğun nemlendirme etkisi ile cilt bakım rutininin yapı taşlarından biri olan hyaluronik asit, vücutta doğal olarak bulunan ve bağlayıcı özelliğe sahip bir polimer türüdür. Cildin dolgun ve nemli görünmesi için suyu tutma görevi üstlenir. Hyaluronik asit, cildin yanı sıra kanda ve kıkırdakta da bulunan bir moleküldür. Ciltte ortalama 12 saat, kanda 3,5 dakika ve kıkırdakta ise 1-3 hafta arasında etkisini kaybeder. Vücutta doğal olarak bulunuyor olsa da dışarıdan da alınabilir. Hyaluronik asidin dermis tabakasında azalması durumunda cilt kırışık, yorgun ve solgun görünür. Hyaluronik Asit Ne İşe Yarar? Özellikle günlük nem ihtiyacını dışarıdan almak isteyen kişiler için “Hyaluronik asit ne işe yarar?” sorusunun yanıtı önemli olacaktır. Hyaluronik asit, cildin yüzeye yakın katmanı olan epidermis ve daha alt katmanı olan dermiste bulunur ve cildin gergin, nemli, sağlıklı gözükmesini sağlar. “Hyaluronik asit nasıl elde edilir?” diye merak edenler ise bu maddenin ciltte doğal olarak bulunduğu bilgisi ile karşılaşır. Hyaluronik asidin serbest radikallere karşı güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuvar özelliği bulunsa da bu molekülün en önemli faydası nemi yüksek oranda tutmasıdır. Antibakteriyel özelliğe de sahip olduğu için yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Ortalama 1 gram molekül, 6 litre civarında suyu çeperinde saklayabilir. Bu da boyutunun ortalama 1000 katına kadar su saklayabildiği anlamına gelir. Bu özelliği ile cildin uzun süre boyunca ışıltılı ve gergin görünmesini sağlar. Hyaluronik Asidin Cilde Faydaları Yaşın ilerlemesi ile birlikte vücudun hyaluronik asit üretimi yavaşlar. Bu durum cildin elastikiyetini yitirmesine, kuruluğa ve daha belirgin kırışıklıklara neden olur. Hava kirliliği, aşırı soğuk hava ve güneş ışınları gibi dış etmenler de hyaluronik asit üretimini etkileyen faktörler arasındadır. Bu nedenlerle su kaybeden cilde hyaluronik asit uygulanır. Hyaluronik asit içeren kremler havadaki nemi çekerek hapseder ve nem seviyesini optimum düzeye çıkarır. Nemin artması ile birlikte cilt hem güçlenir hem de yaşlanma belirtilerine karşı dayanıklı hale gelir. Hyaluronik Asit Nasıl Kullanılır? Nem tutma ve nemlendirme özelliğine sahip olan pek çok kozmetik üründe bulunan hyaluronik asit, profesyonel işlemlerde dolgu maddesi olarak değerlendirilir. Bu işlemler ve bakım uygulamaları “Hyaluronik asit nasıl kullanılır?” sorusunun da cevabını verir. Cildin su tutma kapasitesini artırmak, yaşlanma belirtilerini önlemek ve kırışık oluşumlarını düzeltmek amacıyla dolgu uygulamalarından yararlanılabilir. Alerjik reaksiyon riski oldukça düşük olduğu için vücudun neredeyse her bölgesine dolgu yapılabilir. Kazayağı çizgileri, alındaki çizgiler, ağız çevresi, çene hattı, elmacık kemiği, gözyaşı oluğu hyaluronik asit dolgusunun en çok kullanıldığı bölgelerdir. Bu işlem lokal anestezi altında, mikrokanüller ya da bir iğne yardımı ile uygulanır. Sinir ve damar hasarının meydana gelmediği işlemde mikrokanüller ile tek bir noktadan giriş yapılır. Bu sayede ağrı ve acı hissinin en aza indirilmesi amaçlanır. Enjeksiyon tipine ve miktarına bağlı olarak hyaluronik asit dolgusunun kalıcılık süresi değişir. Yarı geçici dolgular 5 yıla kadar kalabilirken geçici dolgular maksimum 18 ay içinde etkisini kaybeder. Hyaluronik Asit Evde Nasıl Kullanılır? Evde profesyonel bir cilt bakımı yapmak isteyenler “Hyaluronik asit evde nasıl kullanılır?” diye araştırır. Gece ve gündüz kremleri, bu bileşeni almanın en kolay yollarından biridir. Günlük kullanıma uygun olan BB kremler, nemlendirici ürünler ve güneş kremlerinin çoğu hyaluronik asit içerir. Serum ve ampuller, cilt bakımı rutininin önemli parçaları arasında bulunur. Hyaluronik asit içerikli ampullerin daha iyi etki göstermesi için evde uygulama sırasında dermaroller’dan yararlanılabilir. Ancak peeling ya da dermaroller uygulanmayacaksa yalnızca hyaluronik asit içerikli serumlar tercih edilebilir. Maskeler de hyaluronik asit içeriği sayesinde cildin neme doymasını sağlar. Cilde dışarıdan etki eden bakım ürünlerinin yanı sıra içten etki eden takviyeler de hyaluronik asit içerebilir. Tablet ve kapsül formunda satılan takviye ürünler, cildin günlük nem ihtiyacını tek başına karşılayabilir. “Hyaluronik asit nelerde bulunur?” öğrenildikten sonra ihtiyaçlara uygun olan cilt bakım ürünü daha kolay seçilebilir. Hyaluronik Asit İçeren Ürünler Nelerdir? Hyaluronik asit içerikli ürünler; krem, losyon, peeling ya da maske formunda olabilir. Saf hyaluronik asit kullanmak isteyenler ampul ve serum ürünlerini tercih edebilir. Ampul ve serum gibi ürünler, “Hyaluronik asit cilde sürülür mü?” sorusunun da cevabını verir. Doktor kontrolünde olmak şartı ile takviye gıda da alınabilir. Nemlendirici hyaluronik asit krem çeşitlerinin yanı sıra göz ve ağız çevresindeki kırışıklıkları giderici özelliğe sahip ürünler de bulunur. Yoğun bakım yapan kremler sayesinde yaşlanma belirtileri geciktirilebilir. Nemi doğrudan yüze hapsetmek isteyenler saf hyaluronik asit ampullerini kullanabilir. Bu asitle güçlendirilen serumların ise küçük bir miktarı dahi tüm yüzü nemlendirmek için yeterli olur. Sivilce izlerini ve bölgesel kırışıklıkları yok etmede kullanılan bu ürünlerin seçiminde cilt tipine dikkat etmek faydalı olur. Yoğun miktarda kullanılan saf hyaluronik asit, hassas ciltlerde irritasyona neden olabilir. Bu nedenle özellikle ampuller, günlük kullanılan nemlendirici krem gibi bakım ürünleri ile seyreltilebilir. Göz, ten ve dudaklarda kullanılan makyaj malzemelerinin içeriğinde de hyaluronik asit bulunabilir. Kullanıcılar, “Hyaluronik asit nelerde var?” sorusuna yanıt aldıktan sonra yağlı, kuru ya da hassas ciltler için uygun cilt bakım ürünlerini kullanarak günlük nem ihtiyaçlarını giderebilir. Hyaluronik Asit Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir? Hyaluronik asit içerikli bakım ürünü seçerken ve kullanırken öncelikle ürün etiketinin okunması faydalı olur. Bu molekülün sodyum hyaluronat, hidrolize sodyum hyaluronat, süper hyaluronik asit, sodyum hyaluronat krospolimer gibi pek çok farklı alt türü bulunur. Örneğin, sodyum hyaluronat, hyaluronik asidin tuz formunda bulunan versiyonudur. Cildin alt katmanlarına çok kolay geçme özelliğine sahiptir. Sodyum hyaluronat gibi her alt tür cildin farklı katmanlarına daha iyi işlemesi ile öne çıkar. Her birinde farklı görevlere sahip olan birden fazla molekül bulunduğu için seçilen bakım ürününün nem tutma kapasitesi de değişkenlik gösterir. Ürün seçiminde hyaluronik asit moleküllerinin türüne, boyutuna ve ürünün formülasyonuna dikkat edilmesi gerekir. Cildin her katmanının farklı geçirgenliğe sahip olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Cilt tipine göre ürünün nem tutma kapasitesinin düşük olması ya da kullanıcıların iklim koşulları kuru olan bir yerde yaşaması, bu molekülün diğer katmanlardan su çekmesine neden olur. Bu durumda cilt nemsiz kalarak kuru görünecektir. Hyaluronik asit bir katmanı nemlendirirken diğerinde bulunan suyu çekebildiği için uygulama yapılan havanın koşulları da önemlidir. Kullanım sırasında havadaki nem oranına dikkat edilmesi faydalı olur. Yeterince nemin sağlanamadığı durumlarda uygulama öncesinde cilt bir tonik ile nemlendirilebilir. Banyoda, duştan sonra da hyaluronik asit kullanılabilir. Hyaluronik asidin ciltteki ömrü yarım gün olduğu için cildin bu süre bitmeden yeniden nemlendirilmesi gerekir. Bu nedenle hem sabah hem de akşam hyaluronik asit kullanılması uygundur. Hyaluronik Asit Zararları Bu molekül vücutta doğal olarak bulunduğu için hyaluronik asidin dışarıdan alınması sonucunda herhangi bir zararla karşılaşma ihtimali oldukça düşüktür. Ancak, aşırı hassas bir cilde sahip olan ve bu asidi kullanıp kullanmama konusunda kararsız kalan kişilerin doktor kontrolünde ürün seçimi yapması faydalı olabilir. Kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde bulunan ve evde uygulanan hyaluronik asidin zararı olmasa da dolgu işlemleri sonrasında geçici yan etkiler görülebilir. Hyaluronik asit enjeksiyonu sonrasında kişiler normal hayatlarına devam edebilir ancak uygulamanın hemen ardından cilt üzerinde hafif bir morluk, şişlik, ödem ya da kızarıklık oluşabilir. Bu etkiler en fazla iki gün içinde kendiliğinden geçer. Nadiren de görülse kişilerin hyaluronik asit dolgu maddesine karşı alerjisi bulunabilir. Bu durumda uygulama sonrası alerjik reaksiyonun derecesine göre tedavi uygulanır. Alerjinin dışında hamile kadınların ya da herhangi bir kronik hastalığı olanların tıbbi geçmişlerini doktorla paylaşması gerekir. Hyaluronik Asit Kimler İçin Uygundur? Hyaluronik asit halihazırda vücutta bulunan bir antioksidandır. Bu nedenle hyaluronik asidin herhangi bir reaksiyona ya da irritasyona neden olma ihtimali oldukça düşüktür. Hyaluronik asidi herkes güvenle kullanabilir, hassas cilde sahip kişiler doktorlarına danışabilir. Hyaluronik asit haricinde farklı ürünler de kullanmak isteyen kişiler “Antioksidan nedir?” ve “Azelaic asit nedir?” diye araştırıp hyaluronik asitle benzer özelliklere sahip maddelerle karşılaşır. Çok kuru, hassas ya da aşırı yağlı cilt tiplerinin ihtiyaçları farklıdır ancak nem eksikliği, yağlı da olsa her cilt tipinde görülebilen bir sorundur; tüm cilt tiplerinin her gün temizlenip nemlendirilmesi gerekir. Hyaluronik asit içerikli hafif ve su bazlı ürünler yağlı cilt tipine uygunken kremsi formdaki ürünler ise kuru cilt tipi için uygundur. Doğru seçim ile cildin ihtiyaç duyduğu nem, hyaluronik asit içerikli ürünlerle takviye edilebilir. Hyaluronik asit bazı cilt haslıklarında doktor kontrolünde dışarıdan dermokozmetik ürünler ile alınabilir. Fungal akne, enfeksiyon ve kaşıntı cildin kurumasına neden olabilir. Egzama ise ciltte pul pul dökülmelere sebep olur. Hem cildin nem ihtiyacını karşılamak hem de kuru görünümün önüne geçmek için doktor kontrolünde hyaluronik asit kullanılabilir. Su bazlı olması ve gözenekleri tıkamaması sayesinde akneye meyilli hassas ciltler için de kullanımı uygundur.

3012 kişi tarafından okundu13 dakika

Yayınlanma Tarihi: 5 / 3 / 2022 - 10:25

Son Güncellenme Tarihi: 2 / 11 / 2022 - 20:37

Koenzim Nedir?
Koenzim Nedir?

Koenzim Nedir? Koenzim, enzimlerin organik yapıda bulunan ve protein olmayan kısmıdır. Bu madde içinde bulunan farklı vitamin türleri, vücutta direkt olarak koenzim parçası olarak işlenir. Enzim faaliyetlerinin yürütülmesinde görev alan koenzim, pek çok farklı ürünün içeriğinde kullanılır. Koenzim Q10 Nedir? Doğal, yağda çözünen ve vücudun doğal olarak ürettiği vitamine benzer bir bileşik, “Koenzim Q10 nedir?” sorusunun cevabıdır. Koenzim Q10 ubikinon, Co-Q10, vitamin Q gibi isimlerle de bilinir. Vücudun her hücresinde bulunur ve hücrelerin mitokondrilerinde depolanır. Hücre solunumu, enerji dönüşümü ve ATP üretimi için gereklidir. Koenzim Ne İşe Yarar? Güçlü bir antioksidan olan koenzim Q10, enerji üretme ve hücreleri koruma gibi görevlere sahiptir. Bu anlamda vücut fonksiyonlarının görevlerini yerine getirmesine yardımcı olur. Maddenin bir görevi de hücreleri oksidatif hasarlardan korumak ve yaşlanma belirtilerini geciktirmektir. Protein ve DNA hasarlarına ve serbest radikal oluşumuna karşı da koruma sağlar. Anne bakım ürünleri arasında bulunan koenzim Q10 içerikli takviyeler doktor kontrolünde alınabilir. “Koenzim Q10 ne işe yarar?” sorusuna yanıt alanlar sağlık durumuna göre uygun dozda takviye kullanabilir. Koenzim Q10 Özellikleri Hücreler arasında elektron taşınmasında görev alan koenzim Q10, moleküler ağırlığı yüksek bir bileşendir. Dolayısıyla maddenin emilimi sınırlıdır ve yavaş gerçekleşir. Yağda çözünür ve vücutta her bir hücrede bulunur. Yağlı besinlerle tüketildiğinde daha iyi emilir. Yüksek ısıya karşı dayanıklı değildir. Enerjiyi artırırken bağışıklık sistemini güçlendirebilir. Koenzim Q10 Neden Hayatımızda Olmalıdır? “Koenzim ne demek?” sorusunun yanıtını öğrenenler, bu maddenin neden kullanılması gerektiğini daha iyi kavrayabilir. Koenzim Q10, hücrelerin hızlı bir şekilde yaşlanmasını önler. Hayati öneme sahip olan organlarda fonksiyonel ve organik bozuklukların ortaya çıkmasının önüne geçebilir. Yaşam kalitesini düşüren ve sağlığı ciddi tehdit eden kolesterol, diyabet, kalp ve göğüs hastalıkları, dişeti hastalıkları gibi rahatsızlıkların önlenmesi ya da bu tedavilere ek olarak kullanılır. Bu nedenle koenzim Q10 takviyesine dikkat edilmesi gerekir. Koenzim Q10 Faydaları Nelerdir? Koenzim Q10 faydaları, bu maddenin enerji üretimi ve antioksidan kaynağı olması ile ilişkilidir. Madde, hücrelerde oksidatif hasar oluşturan serbest radikalleri engeller. Yoğun spor aktivitelerinde bulunanların kas fonksiyonlarını geliştirebilir. Kanser ve diyabet hastalıklarının tedavisine ek olarak kullanılabilir. Bunlara ek olarak bazı akciğer hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabilir, kalp sağlığını destekleyerek kalp hastalıklarına engel olabilir, beyin fonksiyonlarını destekleyebilir, migren gibi baş ağrılarını geçirebilir ve cilt problemlerinin önüne geçebilir. Koenzim Q10 Eksikliği Nedir? Koenzim Q10 eksikliği vücut için sayısız faydaya sahip olan bu maddenin yaşa bağlı olarak üretiminin azalması anlamına gelir. Yaşlanmanın yanı sıra mitokondriyal hastalıklar, B6 vitamini eksikliği, yetersiz beslenme, stres, Co-Q10 sentezini etkileyen doğuştan ya da sonradan meydana gelen genetik kusurlar, herhangi bir hastalık sonucu doku bozulmaları, kolesterol ve diyabet gibi hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçların yan etkisi nedeniyle de vücutta bu madde eksilebilir. Bu bileşenin eksikliğinde böbrekler, karaciğer, pankreas, beyin ve kalp başta olmak üzere çeşitli organlarda fonksiyon bozuklukları görülebilir. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi bulunduğu için takviyelerin bazı kanser hastalıklarının birincil tedavilerinin ardından kullanılmasının yararlı olacağını belirten çalışmalar bulunur. Yapılan araştırmalar, bazı kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde de koenzim Q10 seviyesinin düşük olduğunu gösterir. Koenzim Nasıl Kullanılır? Koenzim Q10, besinler yoluyla alınabildiği gibi kapsül, oral sprey ya da tablet formdaki takviyeler ile temin edilebilir. Takviye koenzim Q10 kullananlar en yüksek etkiyi düzenli ve uzun süreli kullanımda görür. Bu madde yağda çözündüğü için takviyelerin yemekten sonra tok karna alınması tavsiye edilir. Genellikle günde 1-2 kez tablet ya da sprey kullanımı uygundur ancak ürünlerin kullanım şekli ve dozu değiştiği için hekim kontrolünde kullanılması faydalı olur. Koenzim Q10 Hangi Besinlerde Bulunur? Yaşlanma ile birlikte vücut tarafından daha az üretilen bu maddenin dışarıdan takviye edilmesi gerekir. Bu nedenle çoğu kişi “Koenzim Q10 hangi besinlerde bulunur?” merak edebilir. Koenzim Q10, hayvansal protein kaynaklarında ve bazı sebzelerde yüksek oranda bulunur. Tavuk, kırmızı et, böbrek ve karaciğer gibi sakatatlar, alabalık ve sardalya gibi balıklar ve yumurta bu maddeyi doğal yollardan almak isteyenler tarafından tüketilebilir. Karnabahar ve brokoli ise diğer sebzelere göre daha fazla miktarda koenzim Q10 içerdiği için iyi birer bitkisel kaynaktır. Bunların dışında portakal, çilek, ıspanak ve susam tohumunda da koenzim Q10 bulunur. Ayrıca, “Papatya çiçeği özü nedir?” sorusunun yanıtını araştıranlar ise antioksidan etkiye sahip doğal bir ürünle karşılaşır. Koenzim Q10 Vücutta En Çok Nerede Bulunur? “Koenzim Q10 nelerde var?” sorusunun yanıtı ile birlikte bu bileşenin vücutta bulunduğu organlar da merak edilebilir. Koenzim Q10, her hücrede yer alsa da vücutta en çok metabolizma hızı yüksek olan ve yüksek enerjiye ihtiyaç duyan böbrek, kalp, karaciğer, pankreas ve dalak gibi organlarda bulunur. Koenzim Q10’un Cilde Faydaları Güneş ışınları ve hücresel hasar nedeniyle zamanla nem oranı azalan ve katmanları incelen ciltte pek çok problem meydana gelebilir. Koenzim Q10 cilde faydaları arasında yaş almaya bağlı olarak görülen kırışıklık ve ince çizgi oluşumunun önüne geçmesi bulunur. Anti-aging etkiye sahip olduğu için pek çok kozmetik ve dermokozmetik üründe bu maddeden yararlanılır. Cilt bakımı rutinine günlük kullanıma uygun tablet formda koenzim Q10 eklenebilir. Günlük Kaç Mg Koenzim Q10 Alınmalıdır? Koenzim Q10 kullanım miktarı ihtiyaca göre değişkenlik gösterir. Cilt sağlığını iyileştirmek ya da enerji seviyesini artırmak amacıyla günlük kullanımda 100 mg yeterli olabilir. Ancak günlük kullanımın dışında ciddi hastalıklar nedeniyle koenzim Q10 200 mg ve daha yüksek dozlarda da alınabilir. Uygun miktarın öğrenilmesi için kişilerin bir sağlık uzmanına danışması faydalı olur. Bu madde genel olarak güvenli kabul edildiği için koenzim Q10 zararları yok denecek kadar azdır ancak doz aşımında uykusuzluk, yorgunluk, baş dönmesi, ışık hassasiyeti gibi koenzim Q10 yan etkileri görülebilir. Bu nedenle tavsiye edilen dozdan fazlası kullanılmamalıdır

3037 kişi tarafından okundu8 dakika

Yayınlanma Tarihi: 5 / 3 / 2022 - 12:15

Son Güncellenme Tarihi: 2 / 11 / 2022 - 20:37

Losyon Nedir?
Losyon Nedir?

Losyon Nedir, Ne İşe Yarar? Yeterli bakım sağlanmadığında nemini kaybeden ve kuruyan cilt için özel ürünler kullanmak isteyenler, “Losyon nedir?” sorusunun yanıtını arayabilir. Losyon, düşük viskoziteye sahip olan ve cildin nemlenmesini sağlayan bir bakım ürünüdür. Cilt, kış aylarında kalın kıyafetler nedeniyle hava alamadığı, yaz aylarında ise güneş ışınlarına maruz kalınması sebebiyle kuruyabilir. Hassas, yağlı ya da kuru olması fark etmeksizin her cilt tipinde losyon kullanılarak cildin pürüzsüz, yumuşak ve parlak görünmesi sağlanabilir. Çilek, avokado, çikolata, şeftali, kiraz çiçeği, lavanta gibi hoş aromalara sahip olan losyonların etkisi gün boyu devam edebilir. Vücut Losyonlarının Kremler ve Vücut Sütlerinden Farkı Losyon, krem ve vücut sütleri arasındaki temel fark, ürünlerin dokusu ve yoğunluğu ile ilişkilidir. Losyonlar, kolaylıkla dağılan hafif bir yapıya sahipken kremler daha yoğun olduğu için çok akışkan değildir. Cilt üzerinde daha yavaş yayıldığı için genellikle dairesel masaj hareketleri ile uygulanır. Yüz kremleri bu özelliği ile daha çok kış aylarında etkin nemlendirme sağlar. Losyonlar ise hafif yapıları sayesinde sıcak havanın hakim olduğu yaz aylarında kullanıma uygundur. Losyon ve vücut sütü arasındaki fark ise ürünlerin yağ ve su oranı ile ilgilidir. Vücut losyonları yüksek su oranına sahip olduğu için iyi bir nemlendiricidir. Kullanımdan sonra serinletici bir etki gösterir. Vücut sütlerinde ise yağ oranı yüksektir. Losyon Çeşitleri Nelerdir? Losyonlar genellikle tüm vücutta kullanılsa da yüz ve eller için farklı şekilde formüle edilebilir. Özellikle sürekli su ile temas eden ve açıkta olan eller kurumaya yatkındır. Nemlendirici losyon çeşitleri, gün boyu kuruyan cilde nem takviyesi yapar. Ayak bakımı sırasında da kullanılan ürünler, yaz aylarında açıkta kalan ayaklar için iyi bir nem kaynağıdır. Manikür ve pedikür işlemleri için özel olarak formüle edilen losyonlar, tırnak çevresindeki sert derinin yumuşamasına yardımcı olur. Losyonların formu da farklı olabilir. Tıpkı krem gibi doğrudan avuç içine alınarak sürülebilir. Sprey şeklinde üretilen losyonlar ise vücutta istenen bölgelere sıkılabilir. Özellikle tüm vücuda uygulanacağı zaman sprey formdaki ürünler kullanım kolaylığı sağlayabilir. Vücut Losyonu Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Vücut losyonu seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaların başında cilt tipi gelir. Her cilt kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin içeriğinde bulunan maddelere farklı tepki verebilir. Kuru bir cilde sahip olan kişiler cildin nem ihtiyacını karşılamak amacıyla seramid ve shea yağı gibi bileşenlere sahip ürünleri kullanabilir. Yağlı ciltlerin ihtiyacı ise sebum dengesinin düzenlenmesidir. Bu nedenle hyaluronik asit içeren su bazlı ürünlerin kullanımı uygundur. Normal ve karma cilde sahip kişilerin T bölgesi yağlı, yanakları ise kurudur. Bu kişiler jojoba yağı ve aloe vera içerikli losyonlar kullanabilir. Losyonlar genel olarak nemlendirme özelliği ile bilinse de yaşlanma karşıtı içeriği ile öne plana çıkan ürünler de bulunur. Yaşa bağlı olarak gelişen ince çizgiler ve kırışıklıklardan kurtulmak isteyenler retinol, peptit, E vitamini, makademya yağı gibi maddeleri içeren ürünleri tercih edebilir. Losyon Zararlı Mı? Vücut losyonu kullanımının bir zararı bulunmasa da ürün içeriklerine ve losyonun hangi bölge için üretildiğine dikkat edilmesi faydalı olur. Çoğu kişinin cilt bakımı rutinine dahil ettiği ve günde 1-2 kez kullandığı losyonlar, yüz ve vücut için farklı içeriklerle formüle edilebilir. Bunun nedeni yüzün vücuda göre çok daha hassas bir deriye sahip olmasıdır. Yüze uygun ürünler leke, kırışıklık, akne gibi sorunların giderilmesi amacıyla kullanılabilir. Vücut losyonları ise daha çok cildin nemlendirilmesi amacıyla tercih edilir. Vücut Losyonu Nasıl Kullanılır? Losyon kullanımı öncesinde cildin tam olarak temizlenmesi gerekir. Ardından cilt tipine uygun olan ürün önerilen miktarda vücuda uygulanır. Nazik ve dairesel hareketlerle masaj yapmak, losyonun cilde daha iyi etki etmesine yardımcı olur. “Losyon nasıl kullanılır?” diye merak edenler ürünlerin kullanım zamanını da araştırabilir. Losyon uygulamak için en doğru zamanlardan biri duş sonrasıdır. Cildin nemi daha iyi hapsetmesi için hafif nemli cilt üzerine losyon sürülebilir. Cilt, uyumadan önce de nemi daha fazla emmeye meyillidir. Pürüzsüz ve yumuşak bir cilt için yatmadan önce uygulanabilir. Ağda, epilatör, jilet gibi epilasyon yöntemleri ölü derileri arındırdığı için tahrişi azaltmak amacıyla losyon kullanılabilir. Epilasyondan sonra cildin kurumasının önüne geçer. Aynı şekilde peeling işleminden sonra nem bariyerini güçlendirmek ve cildin yatışmasını sağlamak amacıyla uygulanır. Ecomercek Vücut Losyonu Önerisi Ecomercek, tamamen doğal ve bitkisel içeriklerden oluşan, üretimi sırasında çevreye zarar verilmeyen ve geri dönüştürülebilen ambalajlarda sunulan losyon çeşitlerini önerir. Organik shea yağı, barbera yağı, limon okaliptüsü yağı gibi bileşenler, olumsuz çevresel etkilere karşı doğal koruma sağlar. Losyon içeriğinde sentetik koruyucu, parfüm, alkol ve boya bulunmaması da önemlidir. Cilt florası ile uyumlu olan losyonlar, cildin nemlenmesine yardımcı olurken serbest radikallere karşı koruma sağlar. Bitki özleri ve doğal yağların kullanıldığı ürünler, özellikle hassas ve kuru ciltlerin yatışmasına ve sakinleşmesine yardımcı olur. Bergamot, biberiye, papatya ve lavanta gibi bitkilerin hoş kokusu uzun süre kalıcılığını korur.

2256 kişi tarafından okundu7 dakika

Yayınlanma Tarihi: 5 / 3 / 2022 - 13:43

Son Güncellenme Tarihi: 2 / 11 / 2022 - 20:37

Peeling Nedir?
Peeling Nedir?

Peeling Nedir? Ölü derinin cilt yüzeyinden atılması ve cildin temizlenmesi amacıyla uygulanan işlem, “Peeling nedir?” sorusunun cevabıdır. Hava kirliliği, sağlıksız beslenme, yeterince su tüketmeme gibi nedenlerle cilt zamanla kendini yeterince yenileyememeye başlar. Bu durumda derinlemesine temizlik ve yenilenme sağlayan peeling uygulamalarından yararlanılır. Peeling Ne Demek? İngilizce “peel” kelimesinin isim hali olan peeling, kabuğun soyulması anlamına gelir. “Peeling ne demek?” merak edenler, dermatolojide eksfoliasyon olarak da bilinen ve cilt yüzeyindeki en eski ölü derilerin yok edilmesi amacıyla uygulanan işlemle karşılaşır. Soyma işlemi kozmetik ürünlerle ve kişilerin evde doğal ürünlerle hazırladığı karışımlarla yapılabileceği gibi klinik ortamda uzmanlar tarafından da uygulanabilir. Peeling Ne İşe Yarar? Peeling; kırışıklıklar, siyah ve kahverengi lekeler, çatlaklar, sivilce ve akne izleri, çukurlar ve siyah noktaların giderilmesi amacıyla uygulanır. Zaman içinde elastikiyetini kaybeden ve sarkan cildin esnekliğini tekrar kazanması amaçlanır. Standart işlemlerde cildin üst tabakası soyularak derinin pullanması sağlanır. Ölü hücrelerden arındırılan ciltte yeni hücre oluşumu desteklenir. Alt katmanlardaki sağlıklı deri açığa çıkarıldığı için cilt pürüzsüz ve canlı görünür. “Peeling ne işe yarar?” sorusunun yanıtını alanlar, cilt tipine uygun bir ürünle deri problemlerinin önüne geçebilir. Peeling Nasıl Uygulanır? “Peeling nasıl uygulanır?” merak edenler, evde kendi uygulama yapabileceği gibi profesyonellerden de yardım alabilir. Evde doğal ve kozmetik ürünlerle yapılan peeling, maske şeklinde uygulanarak cildi soyar. Kese, doğal lifler ve elektronik cihazlarla masaj yapılması mümkündür. Bir cilt soyma işlemi olan karbon ya da lazer peeling, yeni kolajen üretimini destekleyerek cilt sorunlarının giderilmesini sağlar. Derin yara ve ameliyat izleri ile yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıkların yok edilmesi amacıyla uygulanır. Cilt lekelerinin tedavisinde de sıklıkla yararlanılan bir yöntemdir. Cildin üst katmanından itibaren derinin hangi derinlikte soyulacağına uzmanlar karar verir. İşlemin seans sayısı ve süresi, kişilerin cilt tipine ve sorunlarına göre değişir. Ancak derin ameliyat izleri ve lekeler için yapılan uygulamalar ortalama 3-5 seans devam eder. Peeling Çeşitleri Cilt bakımı ürünleri arasında bulunan peeling çeşitleri hem kullanım şekline hem de içeriğine göre birbirinden ayrılır. Doğal ve kimyasal peeling’ler farklı içeriklere sahiptir. Genellikle evde basit bir şekilde uygulanan peeling içinde yumurta, şeker gibi tamamen doğal ürünler bulunur. Dudak peeling uygulamasında da bu ürünlerden yararlanılabilir. Maske şeklinde belirli aralıklarla uygulandığında cilt sorunlarından kurtulmayı sağlayabilir. Kimyasal peeling ise cildin tamamen soyulması ve eskiye göre pürüzsüz bir cilt elde edilmesi amacıyla uygulanır. İşlem sırasında karbolik asit, salisilik asit, laktik asit gibi bileşenleri içeren kimyasal bir çözelti kullanılır. Bu uygulama genellikle yüz için tercih edilse de boyun ve eller gibi sorunlu bölgelere de yapılabilir. Kimyasal peeling derin, orta dereceli ya da yüzeysel olmak üzere üç farklı şekilde uygulanır. Yalnızca cildin en üst tabakasına uygulanan yüzeysel peeling, basit cilt sorunları için uygundur. Cilt rengini eşitlemek, sivilce izlerini yok etmek ve solgun görünümü ortadan kaldırmak için bu yöntem tercih edilebilir. Orta dereceli peeling, cildin üst tabakası olan epidermisin altında bulunan dermis tabakasına etki eder. Yara izleri ve lekelerin giderilmesinde etkilidir. Derin peeling ise cildin alt katmanlarına uygulanarak derin çukurlar ve sivilce izleri veya ağır güneş yanıkları gibi sorunlara çözüm olur. Cilt Tipine Göre Peeling Seçimi Nasıl Yapılır? “Peeling nasıl yapılır?” araştıranlar için hangi ürünün kullanılacağı da önemlidir. Peeling uygulamasından en iyi sonuçların alınması için cilt tipine uygun bir ürün kullanılması gerekir. Nemlendiriciler, kuru cildin üst katmanında bulunan ölü deri nedeniyle alt katmanlara etki etmeyebilir. Bu nedenle kuru ciltlere peeling işleminin yağ kullanılarak ve uzun bir masaj eşliğinde yapılması gerekir. Shea yağı, kuşburnu yağı gibi doğal ve bitkisel içerikli yağlar kullanılabilir. Yağlı ciltlere peeling yapılırken cildin kurumamasına ve sebum dengesinin bozulmamasına dikkat edilmesi gerekir. Cildin daha çok yağlanmaması için glikolik asit, salisilik asit gibi bileşenleri içeren ürünler peeling işlemi sırasında kullanılabilir. Karma cilt tipinde T bölgesi yağlı, yanaklar kuru olduğu için farklı ürünler kullanılması faydalı olur. Normal cilt tipine sahip kişiler ise iki aşamalı peeling uygulayabilir. Granül ya da partikül içeren peeling çeşitleri normal ciltler üzerinde etkili bir soyma işlemi yapabilir. Peeling Ne Zaman Yapılır? “Peeling ne?” sorusunun yanıtını alanlar bu uygulamanın ne zaman yapılacağını da merak edebilir. Peeling için en doğru zaman duş sonrasıdır. Duşta kullanılan sıcak su, gözeneklerin büyümesini sağlar. Gözeneklerde biriken kirin ve ölü derinin atılması için peeling yapılır. Dudak bakımı sırasında da tercih edilen peeling uygulamasının haftada en fazla 1-2 kez yapılması tavsiye edilir. Hassas ve çok kuru cilde sahip kişiler 2 haftalık aralıklarla peeling yapabilir. Vücuda Peeling Nasıl Uygulanır? Cilt tipine uygun olarak seçilen partiküllü ya da iri tanecikli vücut peelingi, nazikçe ve dairesel hareketlerle masaj yapılarak uygulanır. Peeling kullanımı ardından cilt tüm partiküllerden tamamen arındırılmalıdır. Daha çok batık oluşumunun görüldüğü ve kurumaya meyilli bölgelerde bu işleme ihtiyaç duyulur. Ancak kişiler vücudun her bölgesinde bu ürünleri kullanabilir. “Peeling nasıl kullanılır?” araştıranlar, işlemin ardından cildin yatışmasını sağlayan bir nemlendirici de uygulayabilir. Peeling Faydaları Nelerdir? Sağlıklı, canlı ve genç bir görünüm için yapılan peeling cilde faydaları ile öne çıkar. Cildin derinlemesine temizlenmesini, gözeneklerin açılmasını ve ölü derinin arındırılmasını sağlar. Masaj yapılarak uygulandığı için kan dolaşımını hızlandırır. Kırışıklık oluşumunu engelleyerek yaşlanma belirtilerini azaltır. İşlemin ardından kullanılan nemlendiriciler ve serumların cilde daha çok etki etmesini sağlar. Peeling Yan Etkileri Nelerdir? “Peeling nedir ne işe yarar?” öğrenenler işlemin yan etkisinin olup olmadığını da araştırabilir. Bu uygulama her ne kadar faydalı olsa da cilt tipine uygun olmayan ürünlerin kullanılması, işlem süresinin uzun tutulması ve her gün peeling yapılması cildin yıpranmasına neden olabilir. Belirtilen sıklıktan fazla kullanılan ürünler, cilt üzerinde tahriş ve kızarıklık yaratabilir. Cildin verdiği tepkiye göre peeling uygulama süresi ayarlanabilir. Yaz aylarında peeling sonrası güneş ışınlarına direkt maruz kalmamak da önemli noktalardan biridir. Reaksiyonlardan kaçınmak için ürün içeriklerine de dikkat edilmesi gerekir. “Paraben nedir?” öğrenilerek koruyucu maddelerle ilgili bilgi sahibi olunabilir. Peeling’in Sağlığa Etkisi Peeling uygulamalarının amacı cilt sağlığını korumaktır. Güneş ışınları gibi dış etkenler nedeniyle ciltte oluşan kızarıklık, su kabarcıkları, lekeler, ince çizgiler ve elastikiyet kaybının giderilmesi amacıyla uygulanır. Cildin üst katmanının soyulması ile birlikte peeling faydaları ortaya çıkar. Peeling, evde geleneksel yöntemlerle yapılabileceği gibi profesyonel bir ortamda teknolojik cihazlarla da uygulanabilir.

1971 kişi tarafından okundu10 dakika

Yayınlanma Tarihi: 5 / 3 / 2022 - 15:23

Son Güncellenme Tarihi: 2 / 11 / 2022 - 20:37

Salisilik Asit Nedir?
Salisilik Asit Nedir?

Salisilik Asit Nedir? Cilde faydalı kozmetik ve cilt bakım ürünleri kullananlar, “Salisilik asit nedir?” sorusunun cevabını araştırabilir. Salisilik asit; C₇H₆O₃ formülü ile belirtilen, molekül yapısı büyük olan, yağda çözünebilen ve beta hidroksi grubunda bulunan bir tür asittir. 200°C-230°C’de karbondioksit ve fenol olarak ayrışır. Renksiz, kokusuz ve kristalli bir organik bileşendir. Adı, söğüt anlamına gelen Latince salix kelimesinden gelir. Söğüt ağacının kabuğunda doğal olarak bulunur. Yağda çözünme özelliği sayesinde cildin tüm katmanlarına nüfus edebilir ve gözeneklerin tamamen açılmasına yardımcı olur. Bakterileri direkt olarak yok etmese de antibakteriyel özelliğe sahip olduğu için akne ve sivilce tedavilerinde kullanılabilir. Karma, yağlı ve normal cilt tipine sahip kişiler günlük cilt bakımı rutinine salisilik asit içerikli ürünler ekleyebilir. Salisilik Asit Ne İşe Yarar? Salisilik asit içerikli kozmetik ürünler, yaşa bağlı olarak yeni oluşmaya başlayan ince çizgileri ve kırışıkları azaltır. Cildin üst katmanını derinlemesine temizlediği için siyah nokta ve sivilce oluşumunu azaltabilir. Leke oluşumunun önüne geçmek için genişleyen gözeneklerde biriken kiri ve yağı temizler. Gözeneklerin küçülmesine yardımcı olur. Bazı ürünler derinin mikro düzeyde soyulmasını sağlayarak var olan leke görünümünü de azaltır. Peeling etkisi yarattığı için hassas cilde sahip olanların bu ürünleri bir uzmana danışarak kullanması faydalı olur. “Salisilik asit ne işe yarar?” merak edenler bu maddeyi içeren ürünlerin cildin sebum dengesini koruduğunu da görebilir. Cilt bakım ürünleri, yağlı ve karma ciltlerde sivilce ve aknelere neden olan fazla yağı arındırır. Az miktarda kullanıldığında kuru ve hassas ciltleri yatıştırabilir. Ölü deriyi yok ederek cildin nefes almasını ve rahatlamasını sağlar. Salisilik Asidin Cilde Faydaları Salisilik asit cilde faydaları arasında ürünlerin siyah nokta, beyaz nokta ve sivilce oluşumunu önlemesi bulunur. Cildin yalnızca üst katmanı olan epidermise değil, alt katmanlarına da etki ettiği için gözenekleri tıkayan kir, makyaj kalıntıları ve fazla yağın parçalanmasını sağlar. Bir tür eksfoliyatör olan salisilik asit, ölü derinin ciltten arınmasına yardımcı olur. Antiinflamatuar özelliğe sahip olduğu için iltihaplı sivilceler üzerinde etkilidir. Düzenli kullanımda komedon ve sivilceleri iyileştirerek yeni sivilce oluşumuna engel olur. Cildin sebum dengesini sağladığı ve fazla yağ oluşumunu engellediği için aşırı yağlı ciltlerde kullanımı uygundur. Anti-aging etkisi, salisilik asit faydaları arasında bulunur. “Salisilik asit nelerde var?” araştıranlar, kırışıklıkları önlemede kullanılan krem ve serumlarla karşılaşabilir. Gençlik hücrelerini canlandırarak ince çizgi görünümünü azaltır. Keratolitik bir ürün olarak kullanıldığında peeling etkisi gösterir. Derinin çözünmesine ve soyulmasına yardımcı olduğu için cilt sorunlarını giderebilir. Salisilik Asit İçeren Ürünler Nelerdir? “Salisilik asit nelerde bulunur?” sorusunun cevabı kozmetik, cilt bakım ürünleri ve dermokozmetik ürünler ile bazı gıdalardır. Yarı katı kozmetik ürünlerle birlikte sıvı formda ve çözelti şeklinde salisilik asit de mevcuttur. Salisilik asit içeren ürünler arasında kremler, jeller, maskeler, serumlar ve tonikler bulunur. Bu ürünler genellikle cildin temizlenmesi ve nemlendirilmesi amacıyla kullanılır. Günlük bakım rutinine dahil edilen duş jellerinde ve şampuanlarda da bu bileşen bulunabilir. Salisilik asit içeren şampuanlar kepek tedavileri sırasında ya da mevsimsel kullanılabilir. Kuruyan kafa derisini nemlendirirken pullanmanın önüne geçer. Daha çok yağlı cilt tipine sahip kişilerde görünen ve inflamatuar bir deri hastalığı olan seboreik dermatit, kepekle yakından ilişkilidir. Bu rahatsızlık nedeniyle kafa derisinde görülen belirtilerin etkilerini en aza indirmek için salisilik asitli şampuanlardan yararlanılır. Ancak bu şampuanlar vücudun diğer bölgelerine zarar verebildiği için kullanım sırasında dikkat edilmesi gerekir. Salisilik asit içerikli kremler tüm yüze ya da yalnızca sorunlu bölgelere uygulanabilir. Krem kullanımından önce cildin uygun bir ürünle derinlemesine temizlenmesi gerekir. Nemlendiricilerden önce kullanılan serumların çoğu akneye ve sivilceye meyilli ciltler için özel olarak hazırlanır. Tıkanmış gözenekleri açarak cilt görünümünün yenilenmesini sağlar. Tonikler ise gözeneklerin alt katmanlarına kadar işleyen yağ ve kiri arındırarak büyük gözeneklerin sıkılaşmasına yardımcı olur. Kırışıklıklar ve ince çizgilerin giderilmesi için göz çevresi bakım jeli çeşitleri günde 1-2 kez kullanılabilir. Salisilik asit içeren ilaçlar ise tedavi amacıyla alınabilir. 1800’lü yıllarda söğüt ağacının kabuğunun ağrılara iyi geldiğinin anlaşılmasından sonra aspirinin ham maddesi olarak bu madde kullanılır. Akne, sedef, seboreik dermatit, nasır ve siğil gibi hastalıkların tedavisi için kişilere salisilik asit içerikli ilaçlar verilebilir. Bu anlamda yalnızca cilt bakım ürünlerinde değil; ilaçlarda ve antiseptiklerde de salisilik aside yer verilir. Antiinflamatuar ilaçlarda, kas ağrıları için kullanılan ilaçlarda ve bazı antibiyotiklerde bu bileşen bulunabilir. Antiinflamatuar etkiye sahip olan maddeler için “Azelaic asit nedir?” sorusunun yanıtı da araştırılabilir. Tıp sektörünün yanı sıra gıda sektöründe koruyucu olarak da kullanılır. “Salisilik asit nereden alınır?” merak edenler gıdalarla da karşılaşır. Salisilik asit kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin yanı sıra bazı sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunur. Biber, mantar, brokoli, enginar, patates, patlıcan, domates gibi sebzeler ile portakal, ananas, erik, çilek, böğürtlen, şeftali gibi meyveler salisilik asit içerir. Ayrıca çay, kahve, fıstık, yer fıstığı ve susam tohumunda da belli miktarlarda bu maddeden bulunur. Salisilat intoleransı bulunan kişilerin bu gıdaları yüksek miktarda tüketmekten kaçınması faydalı olur. Salisilik Asidin Zararları Salisilik asit zararları, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinin kullanım şekli ve sıklığı ile ilişkilidir. Ayrıca cilt tipine uygun olmayan ürünler de tahriş, kuruluk ve kızarıklığa neden olabilir. Özellikle hassas bir cilde sahip olanların “Salisilik asit içeren kremler hangileri?” sorusuna yanıt bulması gerekir. Önerilen miktardan fazla kullanılan salisilik asit içeren kremler nedeniyle cildin üst tabakası soyulabilir. Ciltteki fazla yağın atılması ile birlikte deri normalden daha fazla kuruyarak tahriş olur. Kaşıntı, kurdeşen, batma ve karıncalanma görülebilir. Kişilerin sağlık durumu da salisilik asit toleransını etkileyebilir. Karaciğer ve böbrek rahatsızlığı olan bazı kişilerde mide bulantısı, kusma, halsizlik ve yorgunluk, bilinç bulanıklığı, duyma kaybı, hızlı nefes alma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar, nadiren görülen ciddi alerjik reaksiyonlardır. Bu durumda salisilik asit içerikli ürünlerin kullanımı hemen bırakılmalı ve bir sağlık kurumu ile iletişime geçilmelidir. Salisilik asit yalnızca cilde dışarıdan sürülerek uygulandığı için bu maddenin oral yollardan alınmaması gerekir. Bu durum solunumun durmasına, astım krizlerine ve kanamaya neden olarak pek çok organa kalıcı hasar verebilir. Özellikle karaciğer ve böbreklerde fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Salisilik asit ve bu asitten türeyen kimyasalları içeren kozmetik ve cilt bakım ürünlerinin fazla miktarda kullanılması, salisilat zehirlenmesine neden olabilir. Çok yüksek dozda alındığında ciddi komplikasyonlara neden olduğu için belirtilen miktarlara ve kullanım sıklığına dikkat edilmesi gerekir. Salisilik Asit Kimler İçin Uygundur? Salisilik asit; normal, karma ve yağlı ciltler üzerinde daha çok olumlu etki gösterir. Sivilceye meyilli ve sebum oranı yüksek ciltler için idealdir. Bu ciltlerde sivilce, akne ve siyah noktaların oluşmasının nedeni, gözeneklerin derinlerine kadar biriken yağ ve kirdir. Bu bileşeni içeren ürünler sebum dengesinin korunmasına ve ölü derinin arındırılmasına yardımcı olur. Bu sayede ileride ortaya çıkacak sivilcelere karşı da koruma sağlar. Salisilik asit, hassas ve aşırı kuru ciltler de dahil olmak üzere her cilt tipinde kullanılabilir. Ancak hassas cilde sahip kişilerin salisilik asit içeren nemlendiriciler ve diğer kozmetik ürünleri kullanırken ürün içeriğine dikkat etmesi faydalı olur. Hamilelerin, açık yarası bulunanların ve egzama, sedef gibi deri hastalıklarına sahip olanların bu ürünleri uzman kontrolünde kullanmaları gerekir. Salisilik Asit Nasıl Kullanılır? Salisilik asit, topikal bir anti-akne ürünü olarak cildin belli bölümlerine uygulanabilir. Salisilik asit kullanım aşamasında kuru ve hassas ciltlerin tahriş olmaması için kişilerin uygulamayı belli bir bölge ile sınırlandırması faydalı olur. Ürünler yalnızca siyah ve beyaz noktaların, sivilcelerin ve büyük gözenekli bölgelerin üzerine uygulanabilir. Uygulamadan sonra cilt üzerinde kızarıklığın önlenmesi için nemlendirici ve yatıştırıcı kremler kullanılması uygundur. Formüllerde kullanılan salisilik asit konsantrasyonu %0.5-%2.5 arasında değişebilir. Bu orandan fazla konsantrasyona sahip ürünler yanıklara neden olabileceği için nötralize edilerek yalnızca profesyonel uygulamalarda kullanılır. 3-4 pH değerine sahip olan ürünlerde çoğunlukla %1-%2 oranında salisilik asit yer alır. Salisilik asit içerikli ürünleri ilk kez kullanacakların ciltlerini ürüne alıştırması faydalı olur. Küçük bir bölgede haftada 1-2 kez bu ürünler kullanılarak en az 2 hafta boyunca etkiler ve reaksiyonlar gözlemlenmelidir. Cilt üzerinde alerji, tahriş, kaşıntı ve kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi durumunda ürün kullanımı bırakılmalıdır. Ürünlerin etken maddesi cilt üzerinden kana karışabilir ve daha olumsuz sonuçlara neden olabilir. En iyi etkilerin elde edilmesi için salisilik asit içeren herhangi bir ürün kullanılmadan önce bir cilt uzmanına danışmak gerekir. Salisilik asit kullanımı cildin güneşe karşı çok daha hassas hale gelmesine neden olur. Bu nedenle doğrudan ya da krem ve jel formda bu madde kullanıldığında güneş ışınlarından uzak durulması gerekir. Dışarı çıkması gereken kişilerin yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanması ve koruyucu kıyafetler giymesi faydalı olur.

2326 kişi tarafından okundu12 dakika

Yayınlanma Tarihi: 5 / 3 / 2022 - 13:56

Son Güncellenme Tarihi: 2 / 11 / 2022 - 20:37

1 2 3 ... 7